09 Eylül 1923 – CHP’nin Kuruluş Günü

117

9 Eylül 1923 günü Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından sosyal demokrat siyasi görüşü benimseyen, adına HALK FIRKASI , denilen Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk siyasi partisi kurulur.

1924 yılında, partinin başına “Cumhuriyet” sözcüğü eklenerek, CUMHURİYET HALK FIRKASI ve nihayet 1935 yılında yapılan 4. Kurultay’ da bugünkü ismi “ CUMHURİYET HALK PARTİSİ “ kabul edilir.

1936 yılında Dünya’ da yaşanan ekonomik buhranın, bütün ülkeleri etkilemesi ve esmeye başlayan faşizim rüzgarları’nın Dünya’ yı büyük bir savaşın içine sürükleyeceğini sezen Atatürk, ekonomide devletin önemini görerek partinin ilkeleri arasına devletçiliği de ilave eder ve bugünkü altı okun temsil ettiği altı temel ilkeye ulaşılır. Tarihten gelen acı tecrübelerin ışığında bir devletin hayatta kalabilmesi için gereksinim duyduğu temel ideolojileri, hem devletin, hem partinin temel ideolojisi olarak kabul eder. CUMHURİYETÇİLİK-LAİKLİK-MİLLİYETÇİLİK-DEVLETÇİLİK-HALKÇILIK- DEVRİMCİLİK olarak ifade edilen ve altı ok ile sembolleşen bu ilkelerin ne kadar önemli olduğu yaklaşan 2. Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı. Temel ideolojisi olmayan birçok devlet haritadan silindi.

1923-1938 yılları arasında partinin genel başkanlığını Atatürk yapar. Dünyada yaşanan ekonomik bunalım sebebiyle ve Türkiye’ ye özel sebeplerle parti ve devlet yönetimi içi içe gelişir. Parti devlet partisi gibi çalışır. O yılların ve Türkiye’ nin içinde yaşadığı olayları incelersek böyle olması elbette kaçınılmazdır. Ülke büyük bir savaş’ tan yeni çıkmış. Kocaman bir Cihan İmparatorluğu parçalanmış. İmparatorluğun çeşitli yerlerinde yaşayan Türk’ ler, milyonlarca kayıp vererek Anadolu coğrafyası’ na sürülmüştür. Böyle büyük bir parçalanmadan sonra kurulan yeni Türk Cumhuriyeti elbette kendini savunacak mekanizmalar ve savunma sistemleri oluşturacaktı ve öyle oldu.

10 Kasım 1938  yılında Atatürk’ ün zamansız ölümü ile parti genel başkanlığına İSMET İNÖNÜ seçilir. İsmet İnönü ayni zamanda Devlet’ in Cumhurbaşkanı seçilir. Celal Bayar ise yeni kurulan hükümet’ in başbakan’ ı olur.

1939 yılında başlayan 2.Dünya Savaşı Dünya’ da haritaların yeniden çizilmesi, bazı devletlerin ortadan kalkması ve bazı yeni devletlerin kurulması ile yeni bir anlayış ve ideolojilerin gelişmesine sebep olur. Rusya’ nın önderlik ettiği kominist ideoloji ve Amerika’ nın önderlik ettiği kapitalist ideoloji dünya’ yı etkisi altına alır. Rusya’ nın Türkiye’ den yeni toprak taleplerinde bulunması ve savaş tehditleri Türkiye’ yi Amerika ve Batı’ ya yakınlaştırır. Bunun neticesi olarak kapitalist ve liberal ideoloji etkisi altında kalmaya başlayan Türkiye 1950 seçimlerine klasik devletçiliği devam ettirmek isteyen CHP ve CHP’ den ayrılan Celal Bayar- Adnan Menderes ikilisinin temsil ettiği liberal kapitalist ekonomiyi temsil eden Demokrat Parti arasında geçer. 1923 baharı, 2. Dünya Savaşı acıları çabuk unutulmuştur. Artık her kesimden ticaret yapmak, farklı bir şeyler yapıp zengin olmak isteyen insanlar seslerini duyurmaya başlar. Demokrat Parti’nin “ YETER SÖZ MİLLETİN”- “ HER MAHALLEDE BİR MİLYONER “ sloganları geniş halk kitlelerini heyecanlandırır. Demokrat Parti büyük bir çoğunlukla 1950 seçimlerini kazanır. CHP ise uzun yıllar sürecek bir muhalefet hayatı için sessizce köşesine çekilir.

Demokrat Parti 1960 Askeri Darbesi ile tarihin derin sayfalarına gönderilince, kısa bir süreliğine de olsa CHP’ ye iktidar şansı doğar. Ancak Dünya’ da yaşanan gelişmeleri iyi değerlendiremeyen CHP yönetimleri bu şansı kullanamaz. Devleti kuran parti biziz havaları ile halktan ve olaylardan kopan yöneticiler yüzünden, CHP 1965 seçimlerinde Süleyman Demirel Başkanlığındaki ADALET PARTİ’ ye karşı yine kaybeder. Uzun yıllar Türk siyaset hayatına damga vuracak olan Süleyman Demirel iktidarı başlamıştır.

1972 yılında İsmet İnönü’ nün genel başkanlığına son veren Bülent Ecevit ile CHP yeniden canlanmaya başlar. Karaoğlan lakabı ile anılmaya başlayan ECEVİT, yaptığı heyecanlı konuşmalar ile geniş halk kitlelerini harekete geçirir.” NE EZİLEN NE EZEN-İNSANCA HAKÇA BİR DÜZEN”- “ TOPRAK İŞLEYENİN- SU KULLANANIN” sloganları geniş kitlelerce heyecanla karşılanır. 14 Ekim1973 seçimlerinde tek başına iktidar olmaya yetmese de % 33 oy ile 1. parti olur ve Necmettin Erbakan’ ın Milli Selamet Partisi ile koalisyon kurarak, Bülent Ecevit’ i başbakanlık koltuğuna oturtur.

28 Haziran 1974 tarihinde toplanan tüzük kurultayında, İsmet İnönü tarafından başlatılan ve yeni bir ideoloji olarak kabul edilen “ ortanın solu” ideolojisine son verilir ve marksizim’ den kaynaklanmayan yeni bir sol ideoloji olan “ DEMOKRATİK SOL” kavramı benimsenir. Ayrıca, yıllardır koptukları köylü tabanına da yakınlaşmak ve barışmak için “ KÖY KENTLER” projesi uygulamaya konulur.

Bu yeni ideoloji ve projeler tam olarak halka anlatılamadan 20 TEMMUZ 1974 tarihinde KIBRIS BARIŞ HAREKATI başlar. Türk Ordusu Kıbrıs’ a çıkmış, büyük bir zafer elde etmiştir. Kıbrıs Fatihi Karaoğlan Bülent Ecevit, bu zaferin ve artan şöhretinin siyasi meyvesini toplamak ve tek başına seçim kazanacağını umarak CHP-MSP ortaklığını bozar. Her liderin yaşadığı gibi Ecevit’ te danışmanlarının ve parti kurmaylarının dolduruşuna gelerek istifa eder. Ancak yanıldıkları ve görmedikleri bir rakip vardır, SÜLEYMAN DEMİREL.

ALİ TOPUZ ve DENİZ BAYKAL’ dan oluşan kadrolar, nasıl olsa başka hükümet kurulamaz, erken seçim kararı alır ve bu rüzgar ile tek başına seçim kazanırız düşüncesi ile rahat hareket etmeye ve meclisten erken seçim kararı çıkarmak için faaliyetlere başlarlar. Ancak Süleyman Demirel daha hızlı hareket eder ve Milliyetçi Cephe’yi kurarak, hem hükümeti alır, hem de erken seçim kararını önler.

Milliyetçi Cephe’ nin kurulması ile CHP’ de iç çatışmalar başlar. CHP iç çekişmeleri ile birlikte, Türkiye’ de kanlı bir iç çekişmenin içinde bulur kendini. Sağ-Sol çatışmaları içinde gençlik büyük bir kanlı çarpışma ile bölünmeye başlar. Bu ortamda yapılan 5 Haziran 1977 seçimlerinde CHP  % 41.3 oy ile,1.parti olmasına rağmen, 213 milletvekilliğinde kalır ve tek başına hükümet olma şansını yine bulamaz. Bu seçimlerde CHP, özgürlük, eşitlik, emeğin üstünlüğü, halkın kendini yönetmesi gibi sol söylemlerle biraz daha sola kayar ve bu gidiş CHP’ yi Sosyalist Enternasyonal üyesi yapmasına rağmen, iktidar yapmaya yetmez.

1980 Yılına gelindiğinde, CHP hala iç çekişmeler ile uğraşırken, Türkiye kanlı bir hesaplaşmaya doğru gidiyordu. Ülkede esen terör genç, siyasi, aydın, yazar, sağcı, solcu demeden can almaya devam ediyordu. 12 Eylül’ e gelindiğinde 10000 terör olayında 2000 kişi hayatını kaybetmiş oluyordu. Ayni kargaşadan meclis de nasibini alıyor, devam eden turlar sonucu Cumhurbaşkanı seçilemiyordu. Bu arada sağdan ve soldan ölümler hızla devam ediyordu. Disk Genel Başkanı Kemal Türkler, Eski Başbakanlardan Nihat Erim, MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak teröre kurban gidiyordu.

12 Eylül 1980 sabahı Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri’ nin sesi ile uyandı. TBMM, Hükümet, Anayasa, Siyasi Partiler kapatıldı. Yıllardır küs olan siyasiler bir sabah kendilerini HAMZAKOY Misafirhanesinde bulunca artık çok geç olmuştu. Birbirleriyle geçinemeyen, konuşmayan, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Deniz Baykal gibi siyasiler, Hamzakoy’ da komşuluk yapmaya başlayınca birbirlerini anlamaya başladılar, ama olan binlerce cana olmuştu.

1981- 1992 yılları arasında partileri kapalı olan CHP’ li  sosyal demokratlar 1983 seçimlerine HALKÇI  PARTİ, 1987 Seçimlerine Sosyal Demokrasi Partisi ve nihayet birleşerek SHP( Sosyal Demokrat Halkçı Parti ) ile katıldılar. Arada yeni liderler çıktı. İsmet İnönü’ nün oğlu Fizik Profösörü Erdal İnönü, biraz da tabanın zorlaması ile siyaset sahnesine atıldı. Ancak eski siyasiler, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Alpaslan Türkeş bir müddet sonra, adeta küllerinden doğarak, yeniden siyaset sahnesinde yerlerini aldılar.

SHP’ de Erdal İnönü ile girdiği bütün genel başkanlık yarışlarını kaybeden DENİZ BAYKAL, siyasi yasakların kalması ile birlikte  9 Eylül 1992 tarihinde CHP’ yi yeniden kurdu. CHP’ de 2010 yılına kadar 15 yıl 8 ay sürecek bir BAYKAL Dönemi başlamış oldu.

2002 yılına kadar girdiği seçimlerden galip çıkamayan CHP’ nin karşısına bu defa yeni bir siyasi aktör, Recep Tayip Erdoğan çıkıyordu. 3 Kasım 2002 seçimlerinde yeni kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi % 34.4 oy alırken, CHP % 19.39 da kalıyordu.

CHP,  2007 VE 2011 Seçimlerinde de AKP’ ye karşı 3. defa seçimi mağlup olarak bitirmesine rağmen, geniş halk kitlelerinin umudu olmaya devam etmektedir. Her türlü olumsuzluğa rağmen hala bir yenilenme ve umut olma şansı devam etmektedir. Yeni Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile bir heyecan yarattı ise de,  bu heyecan 2011 seçimlerini kazanmaya yeterli olmamıştır.

Mustafa Karaca – SARANTA HABER