10 Nisan’da çanlar, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey için çalmıştı

264

İngilizler kendi medeniyet ve adaletlerini öylesine ön plana çıkarırlar ki “dalet” in Kral’dan daha önemli oldu-ğunu vurgulamak için aşağıdaki anekdotu anlatırlar. Kral öldüğünde 4 defa çalan çanlar Adalet öldüğünde 5 defa çalmış bir zamanlar. Ancak bu uygulama işgal ettikleri ve sömürge haline getirmek istedikleri ülkeler için geçerli değildir. Öyle olsa idi 10 Nisan 1919 tarihinde İstanbul’da da çanlar 5 defa çalmalı idi.

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey olayını bir defa daha hatırlatalım ve adalet’in önemini hatırlayalım. Çünkü o günden önce de, o günden sonra da Batı emperyalizminin yalanları ve bu yalanlara dayanılarak yapılan adaletsiz uygulamalar hiç bitmedi. Dün Saddam Hüseyin Irakta Kimyasal silah kullanıyor diye Irak işgal edildi ve binlerce masum insanın canına kıyıldı, milyonlarca aile ülkelerini terk edip yollarda perişan oldu. Sonuç; “pardon Irakta kimyasal silah yokmuş”.

Bugün ayni yalanlara dayanarak Suriye bombalanıyor ve sonuç “galiba yokmuş, bizi kandırmışlar”.

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey Olayı

Osmanlı İmparatorluğu 1.Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da isyan çıkarıp sivil halka katliamlar yapan Ermeni çetelerini ve onlara yardımcı olan Ermeniler hakkında “TEHCİR” yani yer değiştirme kararı alır. Karar büyük bir ciddiyetle uygulanır. Osmanlı Devleti savaşta olmasına rağmen, her cephede saldırılara karşı direnirken kendi cephe gerisini elbette korumak zorunda idi. Bu karar 100 yıl süren bir Ermeni davasına sonradan dönüştürüldü. İçinde birçok yalan ve saptırma ile birlikte.

Savaş sonunda Osmanlı Devleti savaşı kaybeder, işgal kuvvetlerince parçalanır, her isteyen istediği bölgeyi işgal eder. Ancak Ermeni Tehciri olayı bir türlü bitmez, bitirilmez. Tehcirden sorumlu olanlar ve uygulayanlar İşgal kuvvetlerinin kurduğu mahkemelerde yargılanır ve beraat ederler.( MALTA DAVASI ve MALTA SÜRGÜNLERİ olayı tekrar gündeme gelmeli) Böyle kanlı bir savaş ortamında sivil halkın zarar görmemesi için alınacak en barışçıl bir uygulamadır cephe gerisinin temizlenmesi. İşgal kuvvetleri mahkemeleri adil bir karar verirler ve kimse suçlu bulunamaz. Ancak siyasi ilahlar kurban istemektedir. Kurulması düşünülen Ermeni Devletine zemin hazırlamak için siyasiler adaleti kurban etmekte tereddüt etmezler. Bu olay İngiltere’de olsa idi bir Papaz çıkıp “ADALET KATLEDİLDİ” diyerek bütün kiliselerde çanları 5 defa çaldırırdı.

Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey İngiliz mahkemelerinde beraat etmesine rağmen İstanbul’da kurulan uyduruk bir mahkemede, Nemrut Mustafa Divanı Harb mahkemesinde tekrar yargılanırlar.

Atatürk ve silah arkadaşları hakkında da idam kararı verecek olan Nemrut Mustafa Divan-ı Harbi, Ermeni yalancı şahitlerin delaletiyle Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey, Urfa Mutasarrıfı Mehmet Nusret Bey, Diyarbakır Valisi Mehmet Reşit Bey hakkında idam kararı verir.

Verilen hüküm 10 Nisan 1919 günü Beyazıt Meydanı’nda yerine getirilir. Mehmet Kemal Bey idam sehpasında son sözlerini söyler, etkileyici bir konuşma yapar, yazılı vasiyetini de teslim eder. Milletine hesap verir. “Çocuklarımı asil Türk milletine emanet ediyorum. Eminim bu kahraman millet gereğini yapacaktır” der.

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey’in idamı Mütareke dönemi İstanbul’unda ortaya çıkan ilk protesto gösterisi, idam sehpasındaki siyasi vasiyet niteliğindeki son sözleri de milli direnişin kıvılcımı olur.

Kurtuluş Savaşı sona erip Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulunca Türk Milleti gereğini yapar. Mustafa Kemal Atatürk TBMM ‘de yaptığı konuşmada;

“…. memleketin kurtuluşunu, geleceğini, saadetini ilerleme ve gelişmesini hayat tarzı kabul eden ve suikaste maruz kalarak şehit edilen yöneticilerin geride bıraktığı eş ve çocukları milletin ve devletin emanetindedir. Büyük idealler peşinde hayatlarını feda eden büyük insanların aile ve evlatlarının acılarını teselli etmek, onları mükafatlandırmak, benzerlerini gayrete getirmek ve milletin şükran hislerini göstermek, kuvvetlendirmek, onların fakir fukara durumuna düşmemesi için gereğini yapmak.”

Diyerek Türk Milletinin bağımsızlık uğruna verdiği savaşta şehit olan yakınlarının mağdur olmaması için her türlü tedbirin alınacağını vurgular.

“Kaynak Yeniçağ: Boğazlıyan Kaymakamı illî Şehit Kemal Bey”

Emperyalist yalanlara kanarak büyük acı ve felaketlere sebep olan Ermeni yalanları aldıkları kurbanlar ile yetinmezler ve bugünlere kadar uzayıp giden bir kin ve hesaplaşma içinde eylemlerini sürdürürler.

Aklı başında ve gerçekleri görüp paylaşmaktan çekinmeyen Errmeniler’ de maalesef bu yalanlara hedef olurlar. Emperyalizmin Orta Doğu coğrafyasında açık ve gizli çıkar oyunları sürdüğü sürece bu yalanlar hiç bitmeyecek gibi geliyor. Ermenilerin kandırıldıkları emperyalist yalanları bir defa daha hatırlayalım.

Ermenistan’ın ilk Başbakanı Yohannes Kaçaznuni 1923 Taşnak Kongresinde şu gerçekleri dile getirir.

  1. Gönüllü silahlı birliklerin oluşturulması hataydı
  2. Yapılan Tehcir amacına uygundu
  3. Kendi dışımızda suçlu aramayalım
  4. Terör eylemleri batı kamuoyunu kazanmaya yönelikti.

Ah be Yohannes kardeş bu itirafları yapman, gerçekleri görmen için binlerce insanın ölmesi, evlerinden yurtlarından sürülmesi mi gerekiyordu?

Ermeni iddialarının yalanlara dayalı olduğunun önemli birkaç kanıtını şöyle sıralayabiliriz. Örneklerde görüldüğü gibi bir soytarı çıkıyor, hiçbir kanıta gerek duymadan bir yalan atıyor, birileri de bu yalana balıklama dalıyor ve iddialar üretip suçlu arıyor.

  1. İsveç’li parlamenter Garton; 2002 yılında Ermeni’lere hizmet eden raporunda; Atatürk’ün 10 nisan 1921 günü mecliste sözde Ermeni soykırımı yapıldığının kabulü konusunda bir konuşma yaptığını yazmıştır. Sayın Yüksel Yalova o tarihte mecliste böyle bir toplantı olmadığını , kaydının bulunmadığını kanıtlamıştır.
  2. Fransız Pol Dü Vo 1938 yılında yazdığı bir kitapta 27 ocak 1920 günü, Mustafa Kemal’in İstanbul’da çıktığı bir mahkemede, Osmanlı devletini, Ermeni katliamından sorumlu tutan bir konuşma yaptığını yazmıştır.

27 Ocak 1920 tarihinde İstanbul’da nasıl bir mahkeme kurulmuş da Mustafa Kemal orada ifade verip Osmanlı Devletini sorumlu tutmuş. Gerçekleri arayıp soran yok. O tarihler Ankara’da TBMM kuruluyor ve emperyalizme karşı yüzyılın en büyük ve onurlu savaşı veriliyor. Bu savaş ortamında Mustafa Kemal İstanbul’a gelip olmayan bir mahkemeye ifade verecek inanılır gibi değil. Ama kurban ve kanıt isteyen emperyalist ilahlar inanmasa da başkalarını inandırmaya çalışıyor.

  1. Amerikalı Ermeni papaz Nesliyan, bu yalanı 1951 yılında pek çok konuşma ve yazısında kullanmıştır.  Bu papaz da sanki din adamı değil de bir katilin yalancı şahidi gibi bu yalana inanıp başka yalanlar üretiyor.

Emperyalizm işte böyle kanlı ve çıkara dayalı bir sömürü düzenidir. Çıkardığı yalanlarla gerçek amacını gizleyip, bazen de açıkça gizlemeye gerek duymadan, yalana inanmaya kişileri bu yalanlarla kandırıp maşa olarak kullanarak kanlı emellerine ulaşmaya çalışmaktadır.

Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak ırk, dil, din, renk ayrımı yapmadan birbirimizi sevgi ve değerlerimize saygı duyarak kucaklarsak eğer bu emperyalist yalanlar burada yaşayamaz. Sevgi ve saygının yaşadığı yerde yalan, kin ve savaş yaşayamaz. Ancak yalanların olduğu, kin ve nefretin yaşadığı yerde de barış ve sevgi yaşayamaz.

Ermeni kardeşlerimiz ile bu gerçekleri görerek bir arada sevgi ve saygı dolu, barış dolu günler diliyorum. Biz Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i nasıl unutmadı isek, onlarda bazı gerçekleri unutmamalı.

Mustafa Karaca