1908’den Bugüne Demokrasimiz ve Seçimler

165

Türkiye’ nin ve Türk seçmeninin seçimlerle tanışmasının üzerinde 105 yıl geçti. Bu süre zarfında ara ara kesintiye uğrasa da seçimler ve seçilenler anılarıyla, yaptıkları ve yapamadıkları ile hayatımıza damga vurdular. Seçilenler kimdi ve nasıl seçildiler, seçildikten sonra aile hayatlarında nasıl değişiklikler oldu, seçimle geldikleri koltukları kaybettiklerinde neler yaşadılar ve neler hissettiler. Aileleri nasıl etkilendi, bir dönem Kırklareli’ nin kaderinde rol almış insanların çocukları neler hissetmiştiler ve şimdi nerelerde hangi şartlar altında neler yapıyorlar ? Hatıralarında Kırklareli’nden neler kaldı ?

Bütün bu soruların cevapları ve yaşanmış hikayeleri ile birlikte yeni yazı dizimizde izleyebilirsiniz.

100 yıl insan hayatında uzun sayılabilecek bir zaman dilimi. Ancak tarih içinde toplumlar açısından bakacak olursak, satır aralarına sıkışabilecek kadar kısa bir süre. Geçen son 100 yıllık zaman süresi içinde, demokrasi hayatımız çeşitli sebeplerle kesintilere uğramıştır. Araya,2 Balkan Savaşı,2 Dünya savaşı, bir büyük Kurtuluş Savaşı ve 3 adet askeri darbe sonucu istenmeden de olsa yaşadığımız bu kesintiler demokrasimizi bazen 50 yıl ileriye taşımış, bazen de 30 yıl geriye çekmiştir.

Sanayi devriminden aldığı ekonomik güç ile canavara dönüşen emperyalizmin daha çok kazanç arzusu, birçok devletin yıkılmasına, milyonlarca insanın hayatına mal olmuştur. Daha çok kazanç, daha çok çıkar hırsı emperyalizme sınır tanımama gücü vermiştir. Yeryüzünün madenleri,petrolü,demir ve bakır madenleri,emperyalizmin ürettiği bilgi ve teknoloji ile birleşince karşı konulamaz bir güç oluşmuştur. Yeni teknolojiler üretilerek, demire ve çeliğe verilen şekiller ile, gelişen silah sanayi kan içen bir canavara dönüşmüştür. Artık bu üretilen silahların kullanma vakti gelmiştir. Bilim çelik ile birleşmiş ve insanın karşısına ölüm olarak çıkmıştır.

Dünya 100 yılda inanılmaz teknolojik yenilikler yaşadı. Biz ise hala yerimizde sayıyor ve saydırılıyoruz.100 yıl önce Makedonya dağlarında askerlerimiz SIRP, BULGAR, RUM VE ERMENİ ÇETELERİ ile savaşıyor ve her gün şehit veriyordu. Bugün Balkanlar ve Makedonya’ya elveda dememizin üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen, 100 yıl önce başladığımız süreç yeniden yaşanıyor gibi. Her gün mayına basıp ölen şehit haberleri yüreğimizi yakıyor.100 yılda neden hala ayni yerdeyiz. Bir yerlerde yanlışlıklar yapıldığı belli.Fakat bu yanlışlıkların cezasını neden hala vatan görevi yapan askerler çekiyor.Bu ağır hataların cezası hep kanla mı ödenir ? Mayın üreten fabrikalarda çalışan emekçi işçiler bu ürettikleri mayınların BEDELİNİN İNSAN HAYATI ile ödendiğini bilmiyorlar mı? Kapitalizmin felsefesinde hani her şey,insanların mutluluğu içindi.Üretilen her mayın,onu üreten fabrika için kazanç,işçiler için maaş anlamına geliyorsa,bu mayınlara basıp ölen insanların hayatı ne anlama geliyor ?.

23 Temmuz 1908 yılında Meşrutiyet 2.defa ilan edildiğinde insanlara hürriyet ve gelişme vaat edilmişti. Gelişmeyi hep başkalarında imrenerek izledik. Hürriyet ise bize biraz fazla geldiğinde askeri darbeler ile daraltıldı. Yeni bir meslek şekline gelen milletvekilliği başlangıçta anlatılmaya çalışılan önemini de aşarak ve hatta milletinde önüne geçerek,millet efendiliğine dönüştü.100 yılda binlerce milletvekili gördük. Hatıraları ve yaptıkları ile kimilerini saygı ile anıyor, kimilerine yaptıklarından dolayı kızıyoruz. .

1908 yılında beklemediğimiz iç ve dış gelişmeler demokrasi ve seçimler ile tanışmamızı sağladı.30 yıldır Abdülhamit istibdadına karşı mücadele eden ve hürriyet isteyen kitleler, karşılarında hürriyeti görünce şaşkınlık geçirdiler. Mücadelelerinin ana kaynağı ve bir arada oluşlarının sebebi olan Abdülhamit, ani bir kararla Meşrutiyeti ilan etmiş, hapiste bulunan veya yurtdışında kaçak yaşamaya alışan muhaliflerini affederek, hapisten çıkarmış ve ülkeye davet etmiştir. Şaşkınlık geçiren muhalifler nasıl yapıldığını bilmedikleri bir seçim ortamı ile karşı karşıya kaldıklarında, henüz bir parti programları bile yoktu. Adaylar her ne kadar parti adayı ise de kendileri için çalışmak zorunda kalmıştır. Tabii halka önce milletvekilliğinin halk için ne kadar önemli olduğunu anlatmak gerekiyordu.1299-1908 arası 609 yıldır, Padişah ve onun atadığı,gerektiğinde azledip kellesini vurdurduğu vezirleri,paşaları ve kadıları   tarafından idare edilmeye alışan halk,karşılarında kendilerini temsil edecek vekillerini görünce yeni duruma pek alışamadı .Öyle ya bunca vezir,paşa,kadı vs. varken bu yeni vekiller ne iş yapacaktı.

30 yıl (1878-1908) Abdülhamit’e karşı mücadele etmiş, onu tahttan devirip, ülkeye hürriyet getirmek için mücadele etmiş İttihat ve Terakki Partisi ileri gelenleri milletvekili seçilince bu mücadele gayelerini çabuk unuturlar. Sanki Abdülhamit’e karşı mücadele etmemişler gibi, 31 ARALIK 1908 Perşembe günü,YILDIZ SARAYI’ nın “ TULANİ MERASİM SALONUNDA” verilen ziyafet te birbirlerini çiğnercesine Padişah’ın elini eteğini öpmüşlerdir. Koyu bir Abdülhamit düşmanı olan o devrin ünlü yazarlarından HÜSEYİN CAHİT YALÇIN hatıralarında o günü şöyle anlatır.”http/ tr.wikipedia.org/wiki/İkinci Meşrutiyet” internet sayfasından okuyoruz.” Abdülhamit ile görüşen Avrupalılar, onun pek çekici ve bağlayıcı bir nezaket ve şahsiyeti olduğunu öteden beri yazarlardı. Bunu dalkavukluğa ve menfaatperesliğe hamlederek inanmazdık. Fakat bu gece Abdülhamid’deki büyük cazibeyi ben yakından gördüm. Ziyafet sonunda hemen bütün mebusların kalbini kazanmıştı.” Biraz geçte olsa hidayete ermek bu olsa gerek…

Yıllardır Abdülhamit’i devirmek için dağlarda mücadele veren İttihat ve Terakki mebuslarının ilk işi Albülhamit’in elini ve eteğini öpmek olmuştur. Bu yönetim gücüne eteğinden tutunarak ortak olma anlamına gelse de,artık Padişahın eteğine tutunan yeni bir siyasi erk doğmuştur.

Kırklareli o yıllarda Edirne Vilayetine bağlı KIRKKILİSE SANCAĞI olduğundan,seçilen milletvekili Edirne milletvekili sayılmıştır.1908 seçimlerinde Edirne Vilayetine bağlı Kırkkılise Sancağın’ dan Lüleburgazlı EMRULLAH EFENDİ mebus olarak meşrutiyet meclisinde bizi temsil etmiştir.

1908 yılında seçimle gelen 2.Kırklareli’li ise Belediye Başkanlığına seçilen ÇELEBİ EFENDİ ilk Yahudi asıllı belediye başkanımızdır.30 bin Türk’e karşılık 1300 Yahudi’nin yaşadığı Kırklareli’nde Çelebi Efendi belediye başkanlığını nasıl kazandı.

SARANTALI KÖYLÜM