1919’da Anadolu’ya kurtarıcı olarak kim gidecekti?

63

Yeri geldikçe yazıyoruz. “Eski bilgi yeni bilgiye açıktır.” diyoruz. Çünkü tarihi olduğu gibi yazma imkanı yoktur. Tarihte yazılmış bilgilerden daha çok yazılmamış, unutulmuş bilgiler, belgeler vardır.

Mesela biz biliyoruz ki; Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a kendi karar ve iradesi ile gitmiştir. Yine de öyledir ama ortada şimdi yazacağımız bir bilgi vardır. Milli Mücadele subayları Anadolu’ya KURTARICI olarak Mustafa Kemal mi yoksa Rauf Orbay mı gitsin tartışmasını yapmışlardır. Olay şudur:

1919 yılında günlerden  birinde bazı subaylar Kadıköy’deki sivil arkadaşları ile birlikte eğlenceye gitmişlerdir. O sıra İstanbul işgal altındadır. Ortalık karışıktır ve ortalıkta dolaşan insanlardan bazıları Kürt Teali Cemiyeti’ne, bazıları da Ahrar Fırkası’na hizmet etmektedirler. Amerkancılık yapanlar da vardır. Onlar da mandacılardır. Yani Türkiye’yi güçlü bir devletin koruması altına itmeye çalışmatadırlar. Çanakkale Savaşı’na katılmış Esat Paşa da Erenköy’deki evinde Anadolu’ya geçecek subaylarla toplantılar yapmaktadır. “Bu yurdun kurtarılması için yapılacak çalışmalar İstanbul’da mı olsun yoksa Anadolu’da mı?” İlk aşamada karar, direnişin Anadolu’da olması şeklindedir. Direnişi Rauf Orbay’ın idare etmesi istenir. Esat Paşa, itiraz eder, Mustafa Kemal’in adını söyler. O sıra boşta kalan subaylardan bazıları can güvenliği nedeniyle İstanbul’dan Anadolu’ya geçmek isterler. Fakat Anadolu’ya geçmek kolay değildir. Milli Cemiyetler Anadolu’ya geçişleri kontrol altına almışlardır. Milliciler bilinmektedir.

Bir gün yine toplanırlar, tartışmayı sürdürürler. Mustafa Kemal mi, Rauf Orbay mı?

Rauf Orbay üzerinde birleşmişler. Karar kesinleşmiş, Rauf Orbay Anadolu’ya geçirilecek, ulusal direnişi o yönetecek, Türkiye’yi O kurtaracaktır. Ancak ne var ki; karar dosyası kapanacağı sıra içeriye Rafet Bele girer. Bu tartışmayı yapanlar 36-40 yaşlarında insanlardır. Toplantının önde gelenlerinden biri “Rauf Bey’i Anadolu’ya gönderme kararı aldık” diye söyler ve biraz duraklayarak, “Ben Mustafa Kemal’i önerecektim.” der. Ortalığa bir sessizlik çöker. Rafet Bele de kendini toparlar, Mustafa Kemal ile Rauf Orbay’ı mukayese eder, şunları söyler:

“Bizi bu çıkmazdan çıkarsa çıkarsa ancak Mustafa Kemal çıkarır. Bizi ancak o kurtarabilir ama o bizi kurtardıktan sonra biz onun elinden nasıl kurtuluruz onu bilemem.”

Toplantı sonunda bir süre daha kalanlar kendi aralarında Mustafa Kemal’i konuşurlar. Mustafa Kemal’in bir avuç insanla büyük işlere, DEĞİŞİME imza attığını görmüşlerdir. İsabetli karar değişikliği ile rahatlamışlardır. Onlar da bilirler ki; Mustafa Kemal Atatürk tekin değildir. O’nun ateşi yakar geçer.

Mustafa Kemal, Samsun’a çıktığında yanında Kırklarelili Topçu Subayı Kemal Doğan da vardır. Bu kahraman subayın Kırklareli’de adı bir yere verilmemiştir. Onu birkaç kişiden başka hiç kimse bilmez. Ama kendilerine Anıt Mezar yaptığımız, Demokrasi Kahramanı konumuna getirdiklerimizi herkes bilir. Bu memleketi kahramanlar kurtarmıştır. YENİ TÜRKİYE onların eseridir. Onlar ki; bu ülkeden, bu ülkenin insanlarından bir şey istememişlerdir. Biri çıksa da sorsa; “Bu memlekete ne verdiniz de ne istiyorsunuz?” Bu memlekete canını, kanını verenler büyüktür, kahramandırlar. Gerisi ayrıntıdır.