1950 Seçimleri ve Adnan Menderes Dönemi

148

1950 SEÇİMLERİ VE DEMOKRAT PARTİ İKTİDARI

1950 yılı seçimleri beklenildiği gibi Demokrat Parti’nin ezici bir zaferi ile sonuçlanır. Celal Bayar Cumhurbaşkanlığı görevini İsmet İnönü’ den devralarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 3.Cumhurbaşkanı olur,Adnan Menderes kurduğu hükümette Başbakanlık görevini yüklenir ve Türkiye 10 yıl sürecek Demokrat Parti dönemine başlar.

Kırklareli yeni seçilen milletvekillerine merhaba der. Uzun yıllar Valilik görevi yapan, Valilik kapısını devamlı açık tutarak, halkın dertlerini dinleyen Vali Faik Üstün (daha sonra ismi bir ilköğretim okuluna verilmiştir. VALİ FAİK ÜSTÜN İLKOKULU) Kırklareli Ticaret Odası Reisi Sıtkı Pekkip, Alpulu Şeker Fabrikası Müdürü Şefik Bakay, Kırklareli Özel İdare Başkatibi Fikret Filiz ve 1901 Ustrumca doğumlu çiftçilik ve hayvancılık ile uğraşan Mahmut Erbil milletvekili olarak Kırklareli’ni temsil ederler. Görüldüğü gibi milletvekilleri her gün halk ile iç içe olan ve halkın temsilcileri kişilerdir. DP’nin “YETER SÖZ MİLLETİNDİR” sloganı yerini bulmuş gibidir.

DP seçim öncesi II.Dünya savaşına girmemekle suçladığı CHP’ye nispet yaparcasına , yeni başlayan KORE Savaşı’na katılır. DP bu savaş’a katılma konusunda o kadar isteklidir ki Millet Meclisi’nin kararı dahi alınmaz. Sonradan bu karar Adnan Menderes’in başını ağartacaktır. Askerlerimiz Amerikan askerlerinin yanında savaşa katılır. Büyük kahramanlık gösterirler. Kapana sıkışan Amerikan askerlerini kurtarmak için binlerce şehit verdiğimiz “KUNURİ SAVAŞI “ yeni bir destan ve kahramanlar yaratır. Halkımız Kore Savaşı gazi ve şehitlerini bağrına basar. Bütün dünya’ya Türk’ün ne kadar kahraman olduğunu kanıtlamanın gururunu yaşar Adnan Menderes hükümeti.

1954 ve 1958 yıllarında üst üste gelen seçim zaferleri Adnan Menderes’e oldukça büyük bir siyasi güç verir. Etrafını saran yağcılar, onun gücünün sonsuz olduğuna, milletin onu çok sevdiğine, “ODUNU ADAY GÖSTERSE SEÇİLECEĞİNE “ öylesine inandırmışlardır Adnan Menderes’i ki, artık aksini söyleyen insanlara tahammülü kalmamıştır. Bu sebeplerle muhalefet dalgası çığ gibi büyür. Büyük ümitlerle gelen Menderes ve DP hızla sona doğru sürüklenir. Menderes önce basınla ters düşer ve savaşmaya başlar. Daha sonra Üniversite hocaları ve askerle ile sürtüşmeler başlar.

Halbuki, DP ilk yıllarında yeni ekonomik model olan kapitalizmin öncüsü olarak, iş sahaları yaratmak, bir şeyler yapıp üretmek isteyen müteşebbislerin umudu olmuştur.”HER MAHALLEDE BİR MİLYONER YARATMA “sloganı tutmuş, herkes milyoner olma hevesine kaptırmıştır kendini. Fakat daha sonra bu slogan, çalışan herkes değil, DP yandaşı olan herkes olarak işlemeye başlayınca ve DP yandaşları açıkça korunmaya başlayınca amacından uzaklaşmıştır.

Sona yaklaştığını iyice hissetmeye başlayan Adnan Menderes, olayların tek suçlusu olarak gördüğü muhalefeti sindirmek için güç kullanmaya başlamıştır. Muhalefet’in toplantıları basılmakta veya yasaklanmaktadır. Kurtuluş Savaşı kahramanı İsmet Paşa toplantılarda linç edilme tehlikesi yaşamaktadır. Bu olaylar üzerine İsmet PAŞA mecliste yaptığı konuşmada, gidişatın hiç iyi olmadığını, hükümetin bir an önce kendisini toplaması gerektiğini ve meşhur “SİZİ BEN BİLE KURTARAMAM” sözünü söylemiştir.

Olaylar kontrol edilemez boyutlara gelince, bir mayıs sabahı Ordu kontrolü ele alır ve 27 mayıs 1960 sabahı on yıllık DP İktidarı ve MENDERES devri sona erer.

MUSTAFA KARACA