20 Aralık 1924: Kırkkilise mi, Kırklareli mi? Binlerce yıllık bir kültürün yok edilişi…

368

İttihatçılar, “Anadolu’yu Türkleştirme” projesine Ermenileri soykırıma tabi tutarak başlamışlardı. Hemen ardından 1920-24 arasında Anadolu Hristiyanları neredeyse tümüyle yok edildi. Fakat İttihatçı/Kemalist ırkçılar/milliyetçiler için bu kadar da yeterli değildi; Anadolu’da Hristiyanlığın tüm izlerini bir daha geri gelmemek üzere hafızalardan ve kayıtlardan silmeye çalıştılar.

İttihatçı/Kemalist ırkçılar/milliyetçiler özenli bir çalışma ile Anadolu’da Hristiyanlığı hatırlatan ne kadar isim varsa, hepsini birer birer “Türkçeleştirdiler” veya tümüyle ortadan kaldırıp, söz konusu yerleşim yerine yapay bir isim verdiler. Kırkkilise/Kırklareli olayı, bu uygulamaya başlangıç teşkil etmesi bakımından önemli bir örnek oluşturuyor.

Bugünkü adıyla Kırklareli, gerçek adıyla Kırkkilise, 1367 yılında I. Murad döneminde Osmanlıların eline geçti. Bizanslılar zamanında Saranta Ecclesies /Saranta Eklasia olarak kullanılan şehrin adı, Hammer’in Osmanlı Tarihi’nde ve Edirne Salnameleri’nde “Heraklia Kırkkilise” şeklinde yazılıdır. Osmanlıların Rumeli’ye geçiş dönemine dair bilgi veren Feridun Bey, şehrin ele geçirilmesinden önce de Osmanlılar tarafından Kırkkilise olarak adlandırıldığını yazıyordu. Daha sonra da bu adın iki değişik şekilde Osmanlı kaynaklarında, kullanıldığı biliniyor. Kanuni Süleyman devri (1520-1566) kanunnamelerinde “Liva-i Kırkkilise” olarak geçiyor. Yine aynı döneme ait bir hükümde Mevlânâ Kırkkenise Kadısı ibaresi bulunuyor. Kenise veya kenisa, kilise demek olup, her iki yazılışa göre de Osmanlıların şehri Kırkkilise olarak adlandırdıkları açıkça görülmektedir.

Hal böyle iken, İttihatçıların başlattığı Anadolu’yu Türkleştirme projesi çerçevesinde Anadolu’nun binlerce yıllık Hristiyan halkına karşı eşi görülmedik bir soykırım hareketi başlatıldı. Önce Ermeniler devletin tüm imkânlarının seferber edilmesiyle, sistematik bir şekilde soykırıma tabi tutuldu. 1,5 milyon kadar insan katledildi, geri kalanı Suriye çöllerine sürüldü, Anadolu’da Ermenileri hatırlatacak tüm izler yok edilmeye çalışıldı.

Birinci Dünya Savaşı yenilgisinin ardından ülke dışına kaçan İttihatçı önderlik, yerini aynı geleneğin takipçisi olan Kemalist önderliğe bıraktı. Kemalistler, Anadolu’yu Türkleştirme projesine ağababalarının bıraktığı yerden devam ettiler. Topal Osman ve benzeri çete lideri katilleri kullanarak Pontus Hristiyanlarını ortadan kaldırdılar. Ardından da zaten geri çekilmekte olan Yunan ordusunu takip ediyoruz bahanesiyle, Anadolu’nun binlerce yıllık Rum halkını köklerinden söküp attılar. Bununla da yetinmeyerek Rumlara ve Ermenilere ait meskûn yerleri ateşe vererek, Hristiyanlığın izlerini bir daha geri gelmemek üzere silmeye çalıştılar.

Ama Kemalist ırkçılar/milliyetçiler için bu kadar da yeterli değildi. Cumhuriyeti kurdukları andan itibaren Hristiyanlık kültürünün izlerini silmek için çalışmaya başladılar. Ermenice ve Rumca yer isimlerini “milli kültürümüze” aykırı oldukları gerekçesiyle değiştirmek için verdikleri ilk kanun teklifi, Kırkkilise isminin Kırklareli’ne çevrilmesiydi. “Milli kültürümüze” aykırı olduğu iddia edilen bu yerde 20. yüzyıla kadar Bulgarlar, Rumlar, Yahudiler ve Türkler birlikte yaşıyordu.

Balkan Savaşı sonrası Bulgarlar, “Kurtuluş Savaşı” sonrası Rumlar bir daha geri gelmemek üzere şehirden gönderildiler. 1934 Trakya Olayları’yla birlikte Yahudiler de bölgeden kovulunca, şehre aynı dönemlerde Balkanlardan gelen Müslüman muhacirler yerleştirildi ve İttihatçı/Kemalistlerin projesi tamamlanarak Kırk Kilise “Türkleştirildi”.

1924 yılında Kırkkilise Vilayeti’ne bağlı Mustafapaşa Kazası’nın lağvı ile ilgili bir kanun teklifinin tartışılması sırasında Zonguldak milletvekili Tunalı Hilmi Bey, kanun maddesinde geçen Kırkkilise ismindeki kilise tabirini eleştirdi. Bunun üzerine 13. dönemin Kırkkilise milletvekili Dr. Fuad Bey, şehrin adının halk dilinde ve resmi
olmayan kullanımda “Kırklareli” veya “Kırklarili” şeklinde geçtiğini anlatarak, Kırkkilise isminin bu yönde değiştirilmesi için kanun teklifi verdi.

Bu teklifle ilgili yapılan tartışmalar esnasında Ergani Milletvekili Kâzım Bey, Hristiyanlık izi taşıyan kilise tabiri bulunan bütün yer adlarının değiştirilmesinin lüzumuna inandığını ve bu gibi adların memleketin muhtelif yerlerinde bulunduğunu söyledi. Dolayısıyla ülkenin dört bir yanındaki “kilise” isimli yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi de karara bağlandıktan sonra, 20 Aralık 1924 tarihli kanun ile Kırkkilise, Kırklareli oldu.

Bir kez daha yineleyelim, bu sadece bir başlangıçtı.

Kaynak: Veysi Akın, Pamukkale Üniversitesi, PAÜ. Eğitim Fak. Derg. 1997, Sayı:2