20 Aralık 1930 Atatürk Kırklareli’de

8

Her yılın Aralık ayında soğuk bir Kırklareli gününde Atatürk’ün gelişini kutlar Kırklareli. Protokolün rutin konuşmaları, Atatürk’ü getiren kara trenin istasyona girişi okullardan birkaç öğrencinin şiir okuması ile tören tamamlanır. Birde anılar tazelenir ve Atatürk’ün kendisine sunulan HARDALİYE’ yi çok beğendiği ve “MİLLİ İÇECEK HALİNE GETİRİNİZ” tavsiye ve vasiyeti anlatılır. Seneye 20 Aralık tarihine kadar hayatın akışı içinde her şey unutulur gider. Ne HARDALİYE milli içecek olmuştur, Ne de tavsiye ve vasiyetler yerine gelmiştir.
Yıllar akıp gider. Bu yıl 88. Defa kutladığımız geliş programı yine ayni rutin kutlama programı ile devam ederken ilk defa HARDALİYE ikram ve tanıtımı yapılmıştır. Hardaliye milli içecek olamasa da tarladan, mahzenden çıkıp masanın üzerine konarak tanıtıma ve sunuma başlamıştır. Kırklareli Belediyesine bu ikramından dolayı ayrıca teşekkür ederiz.
Peki, Atatürk neden 20 Aralık’ta Kırklareli’ne geldi sebepleri ve sonuçları konusunda açıklayıcı bilgiler sunulmamıştır. Sirkeci GARINDA 19 Aralıkta trene binip geceyi trende geçirip 20 Aralığın gelmesini neden beklemiştir. Atatürk’ün hiçbir hareketinin tesadüf olmadığı, mutlaka hesap edilmiş güzel ve anlamlı bir organizasyon içinde gerçekleştiğini yaşamından biliyoruz. O halde 20 Aralık tarihi de bir tesadüf değil, bilinçli ve anlamlı bir programdır. Atatürk 20 Aralık’ta Kırklareli’ne gelişi ile ilgili fazla bir bilgi ve yayın yoktur. Araştırmacı-Yazar Nazif Karaçam’ın kitabı, Barış Topbaş’ın kitabı ve araştırmacı Ali Arslan’ ın gazete arşivlerinden derlediği günün haber ve fotoğraflarını içeren çalışmalarının dışında konunun üzerinde fazla durulmamış yılda bir defa sırası geldikçe Hardaliye konusu gündeme gelebilmiştir.  2018 Yılında emekli eğitimci MACİT SABIR tarafından olay tarihi seyri içinde sebep ve sonuçlarını içeren bir çalışma ile yeniden gündeme gelmiş ve e-kitap olarak Sarantalı Köylüm Gazetesinde yayınlanmıştır.

20 ARALIK TARİHİNİN KIRKLARELİ İÇİN ÖNEMLİ OLAYLARI

1-  İSİM DEĞİŞİKLİĞİ

Yüzlerce yıldır Kırk Kilise ( SARANTA EKKLİSİA) olarak kullanılan ismi 20 Aralık 1924 tarihinde Kırklareli Milletvekili Dr.Fuat Umay ve arkadaşlarının verdiği kanun teklifi ile KIRKLARELİ olarak değişmiştir. Bu değişiklik önemli bir olayı vurgulamaktadır aslında. Bu yörenin artık bir Türk yurdu olduğunun kabul ve ilan edilmesidir.

2- ÇANAKKALE SAVAŞLARININ BİTTİĞİ GÜN

20 aralık 1915 tarihinde İngiliz emperyalizminin emellerine hizmet etmek ve Anadolu’yu işgal etmek için gelen ANZAK askerleri ağır bir yenilgi alarak, geride on binlerce ölü bırakarak Çanakkale’ den çekilmişledir. 20 Aralık 1915 Çanakkale savaşlarının son bulduğu ve barışın geldiği bir gün olarak önemlidir. Sonraki yıllarda Atatürk savaşların yıldönümünde yaptığı konuşma ile Dünya’ya barış mesajları vermiştir. “ Savaşta evlatlarını kaybeden anneler üzülmeyiniz. Onlar bizim evlatlarımız ile birlikte koyun koyuna yatıyorlar ve artık bizim de evlatlarımızdır” sözü Dünyanın her yerinde ve özellikle Avustralya’ da parklar da sergilenmektedir.
Bu sebepten Çanakkale Savaşları Kırklareli için de çok önemlidir. Kırklareli’nin her köyünün, her ailesi’ nİn Çanakkale’ de yatan bir şehidi vardır.

3- 1930 YEREL SEÇİMLER

Bu iki önemli sebebin yanında Atatürk’ü Kırklareli’ne 20 Aralığın soğuğunda getiren ve trende yatmasına sebep olan önemli olay 1930 yerel seçimleridir.
Atatürk Cumhuriyetin henüz 8. Yılında yaptığı devrimler ile 600 yıllık Osmanlı Saltanatı sonucu yozlaşmaya ve halktan koparak, halka tepeden bakan bürokrasi ve yerel yöneticilerin yerine halkın içinden gelen ve halkla beraber yönetmeyi hedefleyen  bir sistem hedeflemiştir.. Halkın yönetimde söz sahibi olması, haksızlıklara karşı kendini savunabilmesi için yönetimlerde görev almalı ve kendini ifade edebilmelidir. Ancak yüzyılların verdiği kötü alışkanlıklar maalesef çok çabuk fırsat bulmuş ve tek parti yöneticileri yine halka tepeden bakmaya ve halktan koparak yönetmeye başlamışlardır. Bu tür gelişmelerin önüne geçmek, tek parti yerine çoğulcu demokrasinin uygulandığı bir demokrasi için, Atatürk’ün tavsiyesi ile Fethi Okyar tarafından kurulan Cumhuriyetçi Serbest Fırka, ellerindeki erki kaybetmek istemeyen yerel yöneticilerin ve bürokratların her türlü baskısına rağmen büyük bir oy patlaması ile seçimlere ağırlığını koymuştur.
Bu yerel seçimlerde Atatürk’ü en çok üzen olay Kırklareli’nin bu seçimlerde Cumhuriyetçi Serbest Fırkaya oy vermesidir. Çünkü Kırklareli halkının çoğu Selanik ve yöresinden gelen göçmenlerden oluşmaktadır. Bunların Çoğu Atatürk’ün mahalle ve okul arkadaşıdır. Atatürk’ün bu yakın arkadaşları neden Cumhuriyet Halk Fırkasını değil de Fethi Okyar’ın yeni kurduğu partiyi seçmek zorunda kalmıştır. Bu sebepler Atatürk’ü üzdüğü kadar endişelendirmiştir. Ege Bölgesinde bir çok ilçede,Kırklareli Üsküp, Vize ve Pınarhisar’da Serbest Fırkanın seçimleri kazanması anlamlıdır. Çünkü işin sonu kaybolduğunu zannettiği dini istismar eden irticai faaliyetlerin artmasına kadar gidecektir. Ve öyle olduğu 3 gün sonra Menemen’de Kubilay hadisesi ile ortaya çıkar.

ATATÜRK KIRKLARELİ’DE NELER YAŞADI

Atatürk Kırklareli’nde kaldığı iki gün boyunca çok önemli tespitlerde bulunmuş, bugün dahi geçerliliğini yitirmeyen ileriye dönük mesajlar vermiştir. Yüzlerce yıl bir ailenin yönetiminde yaşamış ve onun şekillendirdiği bürokratik ve teokratik yönetim ile halktan uz<aklaşmış, halka tepeden bakan, halkın ihtiyaçlarını değil Saray’ın ve bürokrasinin ihtiyaç ve israflarını ön planda tutan bir yönetim şekli ile yönetilen ülkemiz batmanın ve dağılmanın eşiğine gelmiştir. Nitekim ilk büyük savaşta parçalanmış ve yerel yöneticiler ve saray yönetimi işgalcilerle beraber olmuştur. Böyle bir felaketin tekrar yaşanmaması için ATATÜRK halkı yönetime ortak ederek yeni bir devlet modeli yaratmak istemiştir.

03 Nisan 1930 tarihinde kabul edilen 1580 sayılı BELEDİYE KANUNU( Mahalli İdareler Kanunu) ile,Belediye’yi beldenin ve belde sakinlerinin müşterek ve medeni ihtiyaçlarını tanzim ve gideren bir hükmi şahsiyet olarak tanımlamış ve yerel halkı da yönetime ortak etmiştir. Ancak görünen o ki yüzyılların verdiği alışkanlık devam etmiş yerel bürokratlar halkın yönetime ortak olmasından hoşlanmamıştır. Halk 1930 yerel seçimlerinde bu tür yöneticilere bir mesaj vererek bundan böyle “ BEN DE VARIM” demek istemiştir.

Atatürk halktan kopan bu tür yöneticilere hem kızgınlığını belli etmek, hem de bir ders vermek için, yapılan davetleri kabul etmemiş ve geceyi trende geçirmiştir.

KIRKLARELİ’NDE VERİLEN ÖNEMLİ MESAJLAR

1- HARDALİYE’Yİ MİLLİ İÇKİ HALİNE GETİRİNİZ.

Yıllardır hep ayni hikaye anlatılır; “ Atatürk kendisine sunulan Hardaliye’yi çok beğendi ve milli içki haline getiriniz” vasiyet ve tavsiyesi bir türlü hayat bulamamıştır. Atatürk aslında bu vasiyet ve tavsiyede bulunurken yalnızca bardakta sunulan bir bardak hardaliyeyi kast etmemiştir. Bardakta sunulan hardaliye aylarca süren bir emeğin, çiftçinin alın terinin son aşamasıdır. Hardaliyenin elde edildiği üzüm bağcılığın ne kadar önemli bir iş kolu olduğunu simgeler. Aylarca bağlarda beraber çalışılıp çapa yapılıp, budanıp, ilaçlanıp ve nihayet hasat edilene kadar geçen süre bir halkın sosyal ve kültürel yaşamının bir parçasıdır. İnsanlar bu süreç içinde büyük bir dayanışma ile beraber çalışıp yardımlaşarak beraber üretirler ve emeklerinin karşılığını hakça bölüşürler. Bardakta sunulan bir bardak hardaliyeden daha fazlası bir sosyal ve kültürel yaşam tarzıdır.

Bağcılık Kırklareli’nin geçmişi ve geleceğidir. Bağcılığın faal olduğu yıllar Kırklareli’nin sosyal ve kültürel yaşamının da faal ve renkli olduğu yıllardır. Şehrin etrafını çevreleyen 30 km çapında bir arazi Dünya’nın bağcılık için en elverişli doğal topraklarıdır. Bu topraklarda bağcılıktan başka bir tarım ile uğraşmak hem doğaya karşı işlenen bir saygısızlık, hem ekonomiye ihanettir. ATATÜRK’ ün 1930 yılında gördüğü ve bizi uyardığı bu gerçeği biz 2019 yılında hala göremiyorsak, ne denir bilemem. “En son ne zaman bir bardak hardaliye içtiniz” diye kendinize sordunuz mu?

2- ŞAYAK KUMAŞ

Atatürk ile ilgili ikinci bir hikaye ise Terzi Fikri Altıntel tarafından kendisine sunulan “ŞAYAK ELBİSE” dir. Şayak elbiseyi şimdiki nesiller bilmez artık. Şayak kumaş denilen ve Istıranca ormanlarında kekik kokulu meralarda otlayan koyunların yününden elde edilen bu kumaş türü, sırrı bugün dahi çözülemeyen mistik özelliklere sahiptir. Kalın bir yün kumaş görünümünde olmasına rağmen kışın soğuğunda insanı sıcacık kucakladığı gibi, yazında serin tutar. Bu özelliklerinden dolayı kışın doğada çalışanların ve özellikle çobanların vazgeçilmezidir.

Şayak kumaş elde edilene kadar yününün toplanması temizlenip ip haline getirilmesi ve nihayet kumaş olarak dokunması kadınlarımızın alın teri ve emeğinin zaferidir. Birlikte çalışma ve dayanışma vardır, paylaşma ve emek vardır. Atatürk bütün bu aşamaları bildiği için hayvancılık yapanların ürünleri değerlensin, kadınlarımızın emeği değerlensin, esnaf ve sanatkarımızın emeği değerlensin diye düşünerek “ŞAYAK KUMAŞ ELBİSEYİ” çok beğenmiş ve tavsiye etmiştİr. Ancak biz bağcılığa, hardaliye’ye, hayvancılığa ve şayak kumaş’a vefasızlı etmişiz ve hala devam ediyoruz.

3- KÜLTÜR DEVRİMİ

Atatürk Kültür olayını ilk defa Kırklareli’nde gündeme taşımıştır. Çünkü yaptığı devrimler ancak kültürel, sosyal ve ekonomik açıdan gelişmiş yörelerde daha iyi anlaşılacaktır. Ekonomik özgürlüğü olmayan yörelerin sosyal ve kültürel özgürlüğü de eksik olur. Kırklareli tarihte yaşadığı birçok olay nedeni ile kültürel değerlerin kaynaştığı ve paylaşıldığı bir coğrafyadır. Tarih boyunca birçok ulusun egemenliği veya istilasına uğramıştır. Tarih içinde Kırklareli’ de yaşayan İskitler, Odrisler, Traklar, Persler, Romalılar ve nihayet Türkler farklı din, dil, ırk ve mezhep ve kültürleri ile Kırklareli’ de iz bırakmışlardır. Savaşlar sonucu Kırklareli öyle bir noktaya gelmiştir ki artık kimsenin dil, din, ırk, mezhep farkına bakılmadan birlikte yaşanma mecburiyetinin olduğu günler gelmiştir. Yaşanan savaşlarda kimin galip geldiği önemli olmadan kaybeden hep halk kesimi olmuştur. Onun için Kırklareli birkaç günlük barış içinde geçen ölümsüz günlere özlem duymuştur. Selanik Türküsü’nü dinlediğimiz zaman hepimizin içinde bir hüzün oluşur.

İşte bütün bu tarihi gelişmeleri çok yakından izleyen, bir çoğunu yaşayan Atatürk birlikte yaşam kültürünün ne kadar önemli olduğunu, insanları din, dil, ırk ve mezhep ve hatta ten renklerine göre ayırmanın ise yapay bir ayrılık olduğu ve sonuçlarını hiçbir zaman olumlu olmadığı bir anlayışı hakim kılmak istemiştir.

Yukarıda sıraladığımız bu sebeplerden dolayı 20 ARALIK GÜNÜ’nü Kırklareli, Türkiye ve Dünya’da HARDALİYE GÜNÜ olarak ilan edilmesini yetkililere öneriyoruz.

MUSTAFA KARACA – SARANTALI KÖYLÜM