2020’den 2021’e giderken. Abartmıyoruz, yaşıyoruz, yaşayacağız

322
Göksal Çidem
Kırklareli Kent Konseyi
Çevre Meclisi Başkanı

Orman küstü. Su küstü.toprak küstü. Bu küskünlük kızgınlığa ve öfkeye dönüştüğünde neler yaşayacağımızı kestirmek şimdiden mümkün değil gibi görünsede görünen o ki, zor günler bizleri bekliyor.

Bilim insanları yıllar önce başladıkları uyarılarla bugünlerde yaşanacakları haber verdiler. Ama rant insanın gözünü kör etmiş, vicdanları taşlaştırmış, betonlaştırmıştı.
Şimdi Bilim insanları artık uyarmıyor. Adeta çığlık atıyorlar. Haykırıyorlar. Durumun farkında olan bazı Devlet Kurumlarının yetkilileri de sular azaldı diye açıklama yapıyor. Günaydın. Uyandılarmı.? Yoksa yaşanacak felaketin faturasını ilk ödeyecek olanlar oldukları için mi bu açıklamalar?

Kuraklık susuzluk kapıya dayandı. 2021 ne getirir ne götürür.

SUYUMUZ BİTİYOR . SU KAYNAKLARI ÜZRİNDE Kİ PROJELERİ, FAALİYETLERİ BİLE TARTIŞMAMALIYIZ. KAYITSIZ ŞARTSIZ FAKATSIZ AMASIZ ANCAKSIZ KORUMAK ZORUNDAYIZ. HER TÜRLÜ RİSKTEN UZAK TUTMAK ZORUNDAYIZ.

Çünkü bu durum, laboratuvar ortamında kolayca geri alınabileceği bir deney değildir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.maddesinin ihlal edilmiş sayılması için insan sağlığına gerçek bir zararın verilmiş olmasının şart olmadığını belirtmiştir. Çevre hukuku ve ÇED’in temel mantığı da bu yöndedir. İnsan sağlığının ve canlı yaşamın, doğanın zarar görmesi beklenmemelidir. RİSK OLMASI YETERLİDİR

Son dönemde yerel yöneticilerin ve bilim insanlarının yaptığı açıklamalar ve çağrılar ürkütücü boyutlardadır.

DSİ 11. Bölge diyor ki “”DSİ 11. Bölge Müdürlüğü, Trakya’daki barajların doluluk oranlarını açıkladı. Edirne’nin içme suyunun sağlandığı Kırklareli Kayalıköy Barajı’nın doluluk oranı yüzde 3 seviyelerinde, Süloğlu Barajı’nda ise yüzde 28 seviyesinde su bulunuyor.Devlet Su İşleri 11. Bölge Müdürlüğü, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’daki içme suyu ve sulama amaçlı barajlar ile göletlerin su seviyeleriyle ilgili açıklama yaptı. DSİ’nin güncel verilerine göre Edirne’de bulunan Süloğlu Barajı’nın doluluk oranı yüzde 28, Kadıköy Barajı’nın ise yüzde 5 seviyesindedir.

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Trakya’da son 91 yılın en kurak döneminin yaşandığını, kentin içme suyunun sağlandığı Kayalıköy Barajı’ndaki su rezervinin yüzde 3’e düştüğünü belirterek, Bir faciaya doğru gidiyoruz”dedi.

Ancak MAPEG Baraj havzasında madencilik yapılması için ihale yapıyor.
İhale sürecinin iptali için dava açıldı. Yargı süreci devam ediyor.
Edirne’nin Keşan ilçe Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, ilçenin kullanma ve içme suyu sağlayan Kadıköy Barajı’ndaki doluluk oranının kuraklık nedeniyle yüzde 8 seviyesine düştüğünü belirterek, “Su seviyesi felaket boyuta geldi, kara göründü. 2 ayı bulmaz su ihtiyacımız çaresizliğe dönüşecek boyuta gelir” dedi.

Trakya ve Kırklareli bölgesi kuraklık ve susuzluk tehdidiyle karşı karşıya kaldığı, Yeraltı sularının 85 azaldığını Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Çevre Mühendisliği Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer açıkladı;

Yeraltı sularımız yüzde 85 oranında azaldı diyor.

Çam ağacı kesilmemesi için uyarı ve denetyim yapan Orman İşletme Müdürlükleri yüzbinlerce ağacın kesileceği madencilik dosyaları için “Orman halk ilişkisi açısından olumsuzluk teşkil etsede , Orman bütünlüğü bozulmayacaktır. sakınca yoktur,” diyor. Orman köylüsü açısından orman halk ilişikisi bozulacaksa Orman köylüsü yasal olarak koruma altındadır. Anayasanın 170. Maddesi ve ilgili mevzuat gereği bazı imtiyazlara sahiptir. Orman halk ilişkisini bozacak kararlar alınırken bir kez daha, yetmez iki , üç defa düşünerek karar verin. Çünkü ormanlar odun deposu ve madencilik sahası olamaz.Hele de kurak ve susuz bir dönem yaşanırken OLMAMALI. Ormanlar su rejimini düzenler. Toz ve CO’ yutak alanıdır. Canlıların yaşam alşanıdır. Dünyada temiz içme sularının %60-80 dağlardan ormanlardan karşılanmakta, buradaki ormanlarda yaban hayatının tamamına yakını yaşamaktadır.

Hal böyle iken ormanlarda ve dağlarda neler yaşanıyor. Ormanlar madencilere teslim edilirken, dağlar ise delik deşik ediliyor.

Bunlar yapılırken Orman Genel Müdürlüğü neler yapıypr. Yeni yıl kutlaması için çam ağacı kesilmemesi için uyarı ve denetim yapmak için personel ormanda görevlendirilirken, İstanbul’un nefes borusu ve su kaynağı olan KIRKLARELİ Istrancalarda son 2 ayda gelen dosyalarda toplam 260.739 AĞAÇ KESİLECEK.
VE ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ ORMAN BÜTÜNLÜĞÜ BOZULMA-YACAK, SAKINCA YOKTUR DİYOR.

Aslında kesilecek ağaç çok fazla. Yüksekliği 1,30 cm ve çapı 8 cm’den küçük ağaçlar kesilirken ağaçtan sayılmıyor, ama madencilik firması kestiğimin 5 katını dikeceğim taahhütederim derken, hatıra ormanlarına!! dikilen fidanları ağaçtan sayılıyor
NELER OLUYOR..?

YER ALTI SULARI AZALDI. TRAKYA’DA OBRUKLAR OLUŞMAYA BAŞLADI.
DSİ 11. BÖLGE ISTIRGA DERESİ SUYUNUN GÜNLÜK 233 m3 suyu madencilik faaliyetine tahsis ediyor.

Temiz su kaynakları her geçen gün azalırken ve yok olurken, temiz suyu madencilik firmasına tahsis edilmesini açıklamak mümkün değildir.

Istırga deresi Armağan barajına akar, Armağan barajındandan salınan su Kırklareli barajına gelir ve şehre içme suyu olarak verilir. Yıllardır Armağan barajı isale hattı tamamlanmayı bekliyor. Öncelikle Kırklareli’ne verilecek olan içme suyu isale hattının tamamlanması, sağlıklı içme suyuna kavuşulması, öncelikle insan hakkıdır.

DUPNİSA EKOSİSTEMİ TEHDİT ALTINDA

Dupnisa mağarası Kırklareli Yıldız dağlarında 12 sıcak noktadan biri olup, turizme açık tek mağaradır. Dupnisa Mağarası 2003 yılından buyana turizme açılan sulak alan niteliğinde olup, en önemli mağara ekosistemine sahiptir.

Bilim insanları burada ki yapılaşmanın mağara ekosistemine zarar vereceği ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını belirttikleri bilimsel raporları İlgililere ilettik.
Yatırıma karşı değiliz. Yatırım düşmanı değiliz. Doğru projeler doğru yerde uygulanmalı. Sürdürülebilirlik önemli.

PINARHİSAR İÇME SUYU KUYULARI KISA MESAFELİ KORUMA ALANINDA PATLATMALI KALKER ÇED BAŞVURU DOSYASI
Resmî Gazete Tarihi: 28.10.2017 Resmî Gazete Sayısı: 30224 İÇME-KULLANMA SUYU HAVZALARININ KORUNMASINA DAİR YÖNETMELİK
Kısa mesafeli koruma alanı
MADDE 10 – (1) Kısa mesafeli koruma alanı, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerin, mutlak koruma alanı sınırından itibaren yatayda 700 metre genişliğindeki kara alanıdır. Söz konusu alan sınırının, içme-kullanma suyu havzası sınırını aşması hâlinde, kısa mesafeli koruma alanı havza sınırında son bulur.
(15) Madencilik faaliyetlerine izin verilmez.

Proje Pınarhisar içme suyu açısından risk içermektedir. Madencilik şirketi, çevreye ve insan sağlığına duyarlı çalışacağını çevredeki bitki örtüsünü ve doğal yasamı koruyacağını iddia etmektedir. Dünya üzerindeki tüm maden şirketleri çalışmaya başlamadan önce, asla çevre üzerinde zararlı bir etki yapacaklarını söylemezler. Ancak bilinen örnekler, bu konuda şirketlerin samimi olmadıkları yönündedir. Ayrıca bu konuda maden şirketine inanmak, geri dönüşümü olmayan bir riski gelecek kuşaklara aktarmaktır.

Prof Dr Doğan Kantarcı uyarıyor. Önemli olan uygulama. Uygulamada herkes evde ancak madencilik faaliyetleri devam ediyor. Kireç taşı kuşağında madencilik demek-Susuzluk demek.

Prof Dr Doğan Kantarcı madencilik faaliyetlerinin yeraltı ve yerüstü sularına verdiği zararı grafiklerle açıklıyor.

Ekosistemi verilen yanlış karar ve uygulamalarla bozduk. Eğer düzenini bozmasaydık yeryüzünde tüm canlıların sağlıklı ve temiz suyunu ekosistemler sağlıyordu. Şimdi deniz suyundan su üretmek, atık suları arıtarak kullanmak, su toplamak ve taşımak için ekonomik olarak büyük yatırımları göze almak yerine suyun döngüsüne sahip çıkmak ve restore etmek üzerine yatırım yapmak daha akılcıdır. Kuraklığın sonuçlarına değil nedenlerine çözüm üretelim.(Kaynak:Dosder)

Prof Dr Doğanay Tolunay “Bir de bu kireçtaşı kuşağında madencilik faaliyetleri başladı. Çimento fabrikaları için kil ve kireçtaşı çıkartılan bu madenlerde patlatma da yapılmakta. Bu da yeraltı suyu beslenmesini ciddi riske atıyor. Ormanların delik deşik olması da cabası.
Su ve arazi yönetimi birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Örneğin Kırklareli’nden İstanbul’a doğru uzanan bir kireçtaşı kuşağı bulunmaktadır. Çatlaklı yapıdaki kireçtaşları yağış sularının hızla derinlere sızmasını sağlayarak yeraltı sularını besler.” Diyor.

Dağlar sürdürülebilir bir çevrenin temelidir. Burada varlığını sürdürmeye çalışan yaban hayatı ve burada yaşayan insanların yaşamlarını sürdürmesi, gelecek için çok önemli..
Dağlar dünya içme suyunun % 60-80’ini sağlamaktadır. Yaşadığımız şehir ve Dünyanın birçok büyük şehri içme suyu açısından dağlara bağımlıdır. Ayrıca Dağlardan sağlanan temiz su pek çok tarımsal alanda çiftçiler tarafından kullanıldığı için, dağ kaynaklı sular küresel besin güvenliğinin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir.

Dünyada ki, içilebilir su kaynaklarının yarısından fazlası ve temiz hava dağlardadır Dünyadaki bütün nehirler de dağlardan doğar.. Günümüzde dağlarımızın hali içler acısı. Toroslardan Kazdağlarına, Kaçkarlardan Istrancalara kadar Madencilik, RES, HES .. ile delik deşik edilmiştir. Dağlarda her gün dinamitler patlarken ve ağır iş makinaları dolaşırken, Yaban hayatı da yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalıyor.

Dağlarda bu talan projeleri devam ederken her gün yeni bir proje daha geliyor. “Projeler yasalara uygun, yönetmeliklere uygun, mevzuata uygun” deniliyor.

Ama doğaya uygun değil. Çünkü su bitti. Günlük çıkarlar uğruna bitirildi. Doğal ve sosyal yaşam büyük tehlikede.

Doğaya zulüm ediliyor. Doğaya yapılan zulmün hesabı da bedeli de ağır oluyor. Can ve mal ile ödeniyor. Her şeyi yasalara kanunlara yönetmeliklere göre yapsanız da, ÇED olumlu deseniz de, Doğa bu planlardan anlamaz. Su akar yolunu bulur der.. Su yoluna yatağına yapılan tacizi kabul etmez. Yaptıklarınızı yok eder, geçer gider. Sel olur, heyelan olur önüne çıkanı yok eder. Doğayla savaşan insanoğlu doğaya karşı her zaman kaybetmeye mahkum.

Ormanların temel fonksiyonu oksijen üretimi su kalitesinin iyileştirilmesi, erozyonu önlemesi, karbon yutak alanı olması, flora ve fauna üzerindeki olumlu etkileri ve çevreye önemli katkıları bulunduğu gerçektir.

Havanın temiz kalması orman varlığına bağlıdır. Orman alanları daraldıkça, nefesimizin daralacağını unutmamak gerekir.

Tüm bu yaşananlara sadece Kırklareli’nni sorunuymuş gibi bakmamalı. Edirne ve İstanbul Istrancalardan içme suyu alıyor. Ergene havzası yeraltı ve yerüstü suları buradan besleniyor.

Edirne Kayalı Barajından, Kırklareli merkez Kırklareli Barajından, İstanbul Kazandere ve Pabuçdereden su alıyor.

Istrancalar sadece Kırklareli ve çevresi için değil Ülkenin büyük bir kesimiz için önemli.
TV Hava durumlarında önceki yıllarda sık duyduğumuz “Balkanlardan gelen serin ve YAĞIŞLI HAVA yurdu etkisi altına alacak” diyordu. Artık fazla duymuyoruz. Istrancaları katlederseniz ne hava ne de su gelmeyecek.

Istrancalar istanbul’un nefes borusudur. Su kaynağıdır. Ülke nüfusunun %20-25 nin yaşamı Istrancaların korunmasına ve yaşatılmasına bağlıdır.

Kırklareli topraklarında M.Ö. 6400 yılında yerleşik tarıma geçiliyor. Kırklareli Merkezde İ.Ü. den Prof.Dr. Mehmet ÖZDOĞAN tarafından yürütülen Aşağıpınar kazılarında ortaya kondu. Bundan 8500 yıl önce tarım yapılan topraklar üzerine Cezaevleri, Mülteci merkezleri, Fabrikalar, AVM ler, TOKİ ler ile taş, kil, kalker, kömür, mermer v.b. işletmeler açılarak geçmişimiz ve geleceğimiz yok ediliyor.


NASA, Türkiye’nin yer altı su rezervlerini gösteren bir harita yayınladı. Buna göre, Türkiye’deki yer altı suları ortalama seviyenin altında. NASA’nın açıklamasına göre, kuraklık sorunu ciddi bir seviyede.
Yayınlanan karedeki mavi kısımlar, normalden fazla su olan bölgeleri, kırmızı ve turuncu renkteki kısımlar ise normalden az su olan bölgeleri gösteriyor.


Kuraklık tehdidi devam ettiği sürece;

1-Yeraltı su besleme alanları üzerinde inşaat ve madencilik faaliyetleri için ÇED ve PTD dosyaları kabul edilmemeli. Mevcut faaliyetler sınırlandırılmalı, kapasite artış talepleri RED edilmelidir.

2-Yerüstü su havzalarının Uzun Mesafeli koruma alanlarında madencilik faaliyetlerine izin verilmemeli.

3-Tarımsal üretim yapılan alanlarda her türlü yapılaşmaya izin verilmemelidir. Tarımsal üretimin önemi pandemi süresinde görülmüştür. Tarım toprakları TARIMSAL SİT ilan edilmeli ve korunmalıdır.

4-Susuzluk-Kuraklık gıda güvenliğini tehdit etmektedir.

5-Hayvancılık ve arılcılık için büyük bir tehdit oluşturuyor. Özelliklede küçük baş hayvancılık ta sulama dere ve göletlerden yapılmakta olduğundan doğada içecek su bulamayacaklar.

6-Özelliklede doğal ortamlarında yaşama mücadelesi veren yaban hayvanları şehre inip su içemeyeceklerine göre, susuzluktan telef olacaklardır.

7-Belediyeler, Özel İdareler, Kurumlar Madencilik faaliyetlerine Proses suyu temin etmekten vazgeçmeli, olur vermemelidirler.

Göksal Çidem
Kırklareli Kent Konseyi
Çevre Meclisi Başkanı