22 Mart Dünya Su Günü

97

DÜNYA SU GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

Bugün 22 Mart Dünya Su Günü. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio’da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı her yıl 22 Mart’ın “Dünya Su Günü” olarak kutlanmasına karar verdi.

Bugünlerde dünya ölçeğinde ve ülkemizde yaşanan Koronavirüs salgını (Covid-19) da, su ve gıdanın önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Günümüzde ve gelecekte dünyada en stratejik iki ürün su ve gıdadır. İklim değişikliği, uluslararası gıda tekellerinin çıkarları, savaşlar ve göçler gibi küresel ölçekli sorunların da etkisiyle, açlık ve yoksulluk bugün tüm dünyayı tehdit eder hale gelmiştir.

Su doğanın ve doğada yaşayan tüm canlıların ortak varlığıdır. Suyun korunması ve adil paylaşımı evrensel bir yaşam ilkesidir. Sağlıklı çevrede yaşamak, öncelikli bir insan hakkıdır. Küresel ısınma nedeniyle yaşanan iklim değişikliği ve giderek kalıcılaşan kuraklık ile birlikte suların azalması ve kirlenmesi, toprak varlığının, ormanların, meraların azalması ve bozulması, çölleşmenin hızlanması, gerekli çevresel önlemlerin alınmaması ve bilinçsiz tüketim sonucu yaşanan açlık ve yoksulluğun kitlesel boyutlara ulaşması bu temel insan hakkının önündeki en önemli engellerdir.

Doğaya ve çevreye yönelik baskının daha da şiddetlendiği bir ortamda 22 Mart soyut bir biçimde kutlanan değil, su varlıklarını ve suya erişim hakkını korumak için, dünyanın dört bir yanında yaşam için, sağlıklı suya erişim adaleti için mücadele edilen bir gündür. Dünyanın her yanında sömürgen devletlerin ve şirketlerin suyu ticari bir meta olarak gören anlayışına karşı “sağlıklı suya erişimin bir insan hakkı” olduğu kabul edilmelidir.

22 Mart 1993 tarihinden bu yana, her yıl farklı temalarla kutlanan günün 2021 yılı teması, “Suyun Değeri” olarak belirlenmiştir. Suyu ekonominin hammaddesi, kalkınmanın aracı olarak gören neoliberal politika savunucuları “hem yeşil istihdam yaratacağız hem de su varlıklarını koruyacağız” diyerek sağduyumuza seslenmeye çalışıyorlar. Oysa yaşamın özü olan su varlıklarımız gasp ediliyor ve halkın suya erişim hakkı yok sayılıyor. Bu görüşü savunan devletler ve şirketler su krizine, krizi daha da büyüten sözde çözümler öneriyor. Onların çözümleri bir damla suyun bile boşa özgürce akmaması, suyun ekonominin hammaddesi olması ve daha da pahalanmasıdır.

Türkiye’de yüzlerce baraj ve HES yüzünden neredeyse akan su görülemez oldu. Kömürlü termik santraller ile su varlıklarımız kirletiliyor. Türkiye’de uluslararası normlara uygun statülerde koruma altına alınan alanlar sadece ve sadece Türkiye’nin toplam yüzölçümünün yüzde 4’ü iken, Su Kanunu Tasarısı, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu, Yer altı Sularını Koruma Yönetmeliği gibi hukuksal araçlarla ormanlarımız, sulak alanlarımız ve kültürel miraslarımız, sermayenin kullanımına açılıyor.

Bilim insanları, “yeni bir jeolojik çağ” başlatacak bir “gezegensel dönüşüm içinde” olduğumuzu ve sadece iki nesil sonra insanların büyük çoğunluğunun ciddi bir su sıkıntısı yaşayacağını söylüyorlar. Benzerine rastlamadığımız iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği kuraklığın yaygınlaşması, milyonlarca insanı su bulmak ve hayatta kalabilmek için göçe zorlayacaktır. Bu nedenle, bugün sadece bir su sorunundan değil, küresel bir su krizinden söz ediliyor.

Neoliberal politikalara dayalı çözümler hem su varlıklarını kirletip tüketiyor, hem de suya erişimde eşitsizlik yaratarak ekolojik adaletsizliği büyütüyor. Öyle ki, suya erişim mücadelesi artık bir var oluş mücadelesi haline gelmiştir. Sudan kâr edilmesini dayatan tüm neoliberal politikalar reddedilmelidir.

Susuzluğa çözüm olarak ileri sürülen yeni barajlar, havzalar arası su aktarımı, deniz suyunun arıtılması, yer altı sularının sınırsız kullanımı gibi uygulamalar ekolojik çözümler olmadığı gibi sosyal ve ekonomik maliyetleri yüksek, sadece günü kurtarmaya yönelik adımlardır. İklim değişikliğini durdurmadan su krizine çözüm bulunamaz. İklimi değişikliğini durdurmak için fosil yakıt kullanımına son verilmeli, derhal kapsamlı etkin adımlar atılmalıdır.

Covid-19 salgını sürecinde tüm yurttaşlarımızın içme suyu ve çiftçilerimizin tarımsal su kullanım borçları ertelenmeli, mümkünse su hizmetleri ücretsiz verilmelidir.

İnsanların aç, susuz ve yoksul yaşamadığı, eşit adil bir ülke ve dünya özlemi ile Dünya Su Günü kutlu olsun.  22 Mart 2021

Dr. Erol ÖZKAN
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Kırklareli İl Temsilcisi