22 Mart Dünya Su Günü

239

KIRKLARELİ SU KAYNAKLARI VE TEHDİTLER

22 Mart Dünya Su Günü etkinlikleri kapsamında Kırklareli Kent Konseyi ve TMMOB müştereken düzenlediği “KIRKLARELİ SU KAYNAKLARI VE TEHDİTLER” konulu panel 24.03.2018 tarihinde Kırklareli Belediyesi Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleşti.

Panele konuşmacı olarak Jeoloji Yüksek Mühendisi Osman Candeğer, Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclis Başkanı Göksal Çidem, Ziraat Mühendisi Dr. Erol Özkan katıldılar. Daha önce panele katılması planlanan Dç.Dr.Füsün Ekmekyapar mazereti dolayısıyla panele karılamadığı için hazırlamış olduğu sunumunu  Dr.Erol Özkan izleyicilere sundu.

Dünya Su Günü etkinliği olarak her yıl başka bir tema ile yapılmakta olan bu panelin konusu “KIRKLARELİ SU KAYNAKLARI ve bu Kaynaklara yönelik tehditler” başlığı ile ilimizin geleceğini ilgilendiren çok önemli satır başları vardı.

Coğrafi olarak baktığımızda Kırklareli etrafı üç adet baraj ile çevrilmiş adeta su zengini bir il olarak görünmektedir. Bu barajlar toplanan sular Kırklareli ilinin tarlalarını sulama amaçlı olarak tarıma, şehir şebekelerine verilmek suretiyle halkın içme ve kullanma su ihtiyacını karşılamaktadır. Göksal Çidem yapmış olduğu sunumda Kırklareli barajlarını besleyen Istıranca Derelerinin son zamanlarda artan taş ocağı tehdidi ile kuruma ve yer altı sularının kaynaklarının başka yönlere kayma tehlikesini örneklerle açıkladı.

Istranca derelerini n İğneada-Demirköy hattından İstanbul’a aktarılması konusu ise Trakya’nın başına gelebilecek en büyük doğa felaketi olacaktır. Istıranca derelerinden İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak üzere yapılacak olan çalışmalarda doğa tamamen hak etmediği bir şekilde tahrip edilecek, ekolojik  denge bozulacaktır. Bütün bu felaketlere rağmen  İstanbul’un su ihtiyacının %17 miktarını ancak karşılayabilecektir. Yapılan tespitlerde İstanbul şebekelerden dolayı su kaybının % 24  olduğunu öğreniyoruz. Bu rakamları duyunca insan istemez şu soruyu soruyor. Tasarruf edilse Istıranca dereleri ve doğası kurtarılsa daha doğru olmaz mı? Tasarruf etmek elimizde ve daha kolay iken neden hala zor ve yanlış olanı tercih ediyoruz. Istırancanın su kaynakları ve Dünya’da bir benzeri olmayan Longoz Ormanları bir hiç uğruna nasıl feda edilebilir.

Su kaynaklarımıza yönelik böyle büyük bir tehlikeye dikkat çektikleri ve yaptıkları çalışmalar ile konunun önemini rakamlarla ve teknik olarak öne çıkardıkları için Jeoloji Yüksek Mühendisi Osman Candeğer, Dr.Erol Özkan ve Göksal Çidem’e katkıları ve sunumlarından dolayı teşekkür ederiz. Ancak konun teknik, jeolojik, doğa, tarih ve insani boyutların yanında bir de ahlaki boyutu ön plana çıkması gerekmektedir. Bütün bu felaketlerin geleceği bilinerek, doğaya vereceği onarılmaz tahribatlar örneklerle açıklanarak ve bütün bunların İstanbul’un su sorununu çözmeyeceği düşünülerek yapılmak istenen bu çalışmaları hangi ahlak ile açıklayabiliriz. Birileri mutlaka burada yaratılacak ranttan faydalanacak, ama şunu da unutmayalım ki o ranttan faydalanan insanlarda netice de günde birkaç bardak su içiyor, temizlenirken vs vs . su kullanıyor. Aslında kendilerinin ve çocuklarının da yarınlarını tehlikeye atmıyorlar mı ?

RANT, AHLAKTAN ÖNCE Mİ GELİR ?  Bu soruyu hepimizin uzun uzun düşünmesi gerekir.

SU’ ya sormuşlar “ seni kaybedersek nasılı buluruz “ diye SU cevap vermiş “ Su şırıltısı duyarsanız  ben oradayım“ demiş.

AHLAK’ a sormuşlar “ seni kaybedersek nasıl buluruz” diye. Ahlak cevap vermiş “ BENİ KAYBEDERSENİZ ASLA BULAMAZSINIZ.”

SARANTA HABER – 24.03.2018