26 Haziran 1243 Anadolu’da “BAYCU YILI”

197

Haziran ayı Anadolu coğrafyası için hasat ayıdır. Kışın ekilen tarlalardaki buğdaylar olgunlaşır, başak verir ve hasat edilecek hale gelir. Ancak Anadolu’nun bu verimli toprakları binlerce yıldır hasat zamanları işgal ve savaşa maruz kalmaktadır. Anadolu köylüsü bütün kış emek verip ekip, sürdüğü, tohum atıp verim beklediği tarlalarından verim alacağı sırada, bütün bir yılın emeklerini ve hatta evlerini, canlarını kaybetmektedir.

Anadolu’nun bu verimli topraklarının elbette ki birçok ulus tarafından elde edilme arzusu olacaktır. Önemli olan Anadolu’yu yöneten yöneticilerin aklı başında, doğru kararlar verip insanları bu felaketlerden uzak tutmalarıdır.

1200 lü yıllarda Anadolu Cengiz Han’ın Moğol Ordusu tehdidi altındadır. Selçuklu Sultanı ve yöneticileri yolsuzluk ve rüşvet batağına düşmüş, devleti ve halkı korumak, kurtarmak değil, kendi rüşvet ve yolsuzlukla elde ettikleri servetlerini ve mevkilerini koruma derdine düşmüşlerdir. Selçuklu Devletinin içine düştüğü bu vahim durum işgalci Moğolların işini kolaylaştırmaktadır.

Kuruluş “ERTUĞRUL” Dizisinden tanıdığımız Baycu Noyan isimli Moğol komutan Anadolu’ya gelip adım adım coğrafyasını gezmiş ve savaş olursa nerelerde savaşması gerektiğini tespit etmiştir. Düşman senin coğrafyanı senden iyi tanır ve incelerken sen rüşvet ve yolsuzluk Çarkında dönersen kazanma şansın ne ola ki?

Moğol komutan Baycu Noyan Selçuklu Ordusu ile Anadolu’da savaşmak zorunda kalırsa en uygun yer olarak KÖSEDAĞ bölgesini seçer ve Selçuklu Ordusunu Kösedağ’a çekmek için her türlü hileyi dener.

Tarihte KÖSEDAĞ SAVAŞI dediğimiz savaş bu koşullar altında gerçekleşir. Tecrübeli kumandanlar, Ordunun silah ve mühimmatla dolu Sivas’ta ordunun savunma durumunda kalmasını, burada tertibat alınıp yorgun düşen ve Moğolların üstüne gitmeme fikrindeydi. Fakat tecrübesizler veya şöhret sevgisine kapılanlar, Moğollara hücum etmek istiyorlardı. Sultan Gıyaseddîn de bu fikre uymuştu. 26 Haziran 1243 cuma günü (6 Muharrem 641) Selçuklu ordusu ve Moğol Ordusu, Sivas’ın 80 km doğusunda Kösedağı’nda karşılaşır.

Sonucu önceden belli savaşta Selçuklu ordusu, korkunç bir bozguna uğrar. Selçuklu Sultanı Gıyâseddîn, Tokat’a kaçmak suretiyle canını kurtarır. Moğollar Anadolu’yu günlerce yağmalar, yakar, yıkar, erkeleri kılıçtan geçirir, kadın ve çocukları alıp geri çekilmeye başlar. Selçuklu Devleti moğollara ağır vergiler ödemeyi kabul edip sözde barış sağlar. Şehirleri, köyleri yağmalanıp yakılan, erkekleri öldürülen, kadın ve çocukları esir edilen Anadolu halkı elde kalanlar ile yeniden hayata tutunmaya ve yaşamaya çalışır. Önünde uzun ve çetin geçecek bir kış vardır.

Anadolu’nun yaşadığı bu 1243 kışı tarihe “BAYCU YILI” olarak geçer. Yokluk, yolsuzluk, yıkım ve yakılan tarlalar, köyler ve erzaklar. Bu yokluklar içinde verilen yaşam mücadelesini adı “BAYCU YILI” olarak bilinsin ki, bundan böyle devleti yönetecekler halka ağır bedeller ödetecekleri hatalar yapmasın istenir.

Tarihten ders alınmış mıdır bilinmez ama Anadolu’nun verimli topraklarında yaşam her türlü olumsuz koşullara rağmen hala devam etmektedir ve yoksulluk, yolsuzluklar ve yöneticilerin hataları tartışılmaktadır.

Mustafa Karaca – Sarantalı Köylüm