27.KARAGÖZ KAKAVA FESTİVALİ 2017 1.Gün

KARAGÖZ KAKAVA KÜLTÜR VE SANAT

Festival  Etkinlikleri anlamında 27.si, geleneksel anlamda ise yüzlerce yıldır, Kırklareli halkının kendine özgü eğlence anlayışı ile kutladığı Hıdrellez şenlikleri bu yıl çok geniş kapsamlı bir kültür bayramına dönüştü.  Bu kadar geniş bir etkinlik programı ve değişik kesimlerden gelen yüzlerce misafiri önce inandırıp davet ederek etkinliğe katılımlarını sağlamak ve katılımcıları örnek bir misafirlik anlayışı ile konuk edip ağırlayan Kırklareli Belediye Başkanlığı ve etkinlik organizasyonunda emeği geçen tüm çalışanları içten duygularla kutluyoruz.

Kırklareli’ de yüzlerce yıldır 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece başlayan “ Hızır ve İlyas Peygamberlerin yılda bir defa dere kenarında buluştuklarına inanıldığı için) , sabaha karşı “41 otu” toplama etkinliği ile kırlara çıkılıp toplanan kırk bir çeşit ot ile banyo yapılıp yılın yorgunluğu ve kışın insanların üzerinde bıraktığı olumsuz tembellik uykusundan uyanmak için ŞEYTANDERE mevkiinde yapılan piknik ve eğlenceler ile BAHARA MERHABA denilen ve doğanın yeniden uyandığı ve yeşerdiği gibi içimizdeki umutların yeşerdiği bir eğlence kültürümüz idi Hıdrellez etkinlikleri. Buy etkinliklere dışarıdan misafirler elbette gelirdi, misafir ağılamak bir onur ve bereket simgesi olarak kabul edilirdi. Gelen misafir kendi kısmeti ile gelir anlayışı ile soframıza davet ettiğimiz misafirlerimiz ile birlikte yer, içer eğlenirdik. Öyle dışarıdan şarkıcı falan gelmezdi. Pikniğe gelen her aile yanındaki piknikçileri rahatsız etmeyecek bir tonda şarkılar, türküler söyler eğlenirdi. Şeytandere’nin soğuk ve tertemiz akan, içinde balıkların yaşadığı serin sularında gezinti yapmak bir gelenek idi. Şeytandere’nin suyunda gezmeyen kişinin kötülüklerden arınamadığı ve o yıl işlerinin iyi gitmeyeceği inancı hakim olduğu için herkes Şeytandere’ nin soğuk sularında bir gezinti yapardı. (Bugün ayni gezintiler İstasyon caddesinde su olmayan ortamda devam ediyor. )

1989 seçimleri ile belediye başkanı seçilen KADİR GÖKÇE bu geleneksel eğlencelere biraz renk katmak amacı ile festival programına dönüştürme çalışması başlattı. Kakava’dan vazgeçemeden, Karagöz’ü unutamadan, Hıdırellez’i bırakamadan, içine biraz kültür ve sanat katarak her kesimin fikir ve katkısını alarak yeni bir isim altında biraz uzun da olsa 1990 yılında “Kırklareli Karagöz Kakava Kültür Sanat Festivali” adı altında yeniden organize edildi. Güllü’ den, Kibariye’ye, Adnan Şenses, Sibel Can gibi ünlü sanatçılar davet edilerek eğlenceler devam etti. Kırklareli şarkı söyleyen değil, şarkı dinleyen bir seyirci kitlesi durumuna geldi.

 

Bu tür etkinliklerin, adına festival, karnaval, şenlik ne dersek diyelim genel amacı festivalin yapıldığı yöreyi ve o yörede üretilen ürünleri, yörenin kültürü, yaşam tarzını, giyim tarzını, şarkılarını, türkülerini ve üreticilerini tanıtmaktır. Kakava eğlencelerine gelen konuklar Istırancalar’ın nefis havası ve kekik kokulu meralarında otlayan hayvanların etlerinden yapılan sucukları, köfteleri büyük bir beğeni ile yer, Kırklareli’ nin nefis hardaliyesi, ayranı ve şarabını içer, peynirimizden, kaşarımızdan tadarak gelecek günler için siparişler verirdi. Bu işten hem üreticilerimiz hem de ilimiz kazanırdı. Yerel sanatçılarımız, davul zurna ekipleri, ince çalgı saz grupları ve modern dans müzikleri çalan orkestralar müzikleri ile izleyenlere neşeli bir gün sunardı. Yani Kırklareli’ de her renk vardı ve özgürce kendini ifade etme şansına sahipti.

Gelin şimdi bu ön bilgiler eşliğinde 2017 yılında yapılan 27.Kakava eğlencelerini izleyelim.

1.GÜN ETKİNLİKLERİ :

Festival 17 Mayıs 2017 Çarşamba günü saat 17.30 da  adına “ Kortej Yürüyüşü” denilen festivale katılan konukların tanıtıldığı yürüyüş ile başladı. Çok yoğun bir program ile başlayan Festival’in bu yıl etkinlik programında neredeyse yok yok gibiydi. Sanatın her dalının sahne aldığı etkinliklerde birçok ünlü kitaplarının imzaladı, söyleşiler yaptı. Ressamlar, şairler, edebiyatçılar, müzisyenler, animasyon gösterileri, tiyatro, canlı heykeller ve folklor ekipleri festivalin zenginlikleri idi. Balkanlardan Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya folklor ekipleri, Kafkaslardan İstanbul Folklor eğitim merkezi ekipleri ve özellikle Kırklareli folklor ekibinin sunduğu gösteriler izlenmeye değer gösteriler idi. Etkinliklerin yalnızca İstasyon altı denilen ve bugünkü adıyla Festival Alanı denilen dar bir bölgede kalmayıp mahalleler gitmesi ve özellikle Yayla Mahallesi, Bademlik Mahallesi ve Pınar Mahallesinin bu etkinlikler kapsamında misafirleri ağırlaması etkinliklerin bir başka özelliği oldu.

 

 

Saat 19.30 da Fotoğraf ve Resim sergilerinden oluşan atölye çalışmalarının açılışın yapıldığı sergiye ilgi büyüktü. Kar-Der, Kifsad Derneklerinin resim ve fotoğraf sergileri, Ressam, şair ve yazar Mustafa Ermiş’in Karagöz temasının işlendiği resim sergileri ilgi ile gezildi.

Sabahhattin Ali Sokağında devam eden etkinliklerde ise İFEM’ in Kafkas Folklor ekibi, Bulgaristan Tunca Kukeri Folklor ekibi ve Yunanistan Orestiada Halk Müziği korosunun sunduğu gösteriler büyük bir ilgile izlendi. Kırklareli’ de Kafkaslardan, Balkanlara, Tunca ve Meriç nehirlerinin karşı yakasından beri yakasına her renk ve kültür özgürce sergilendi ve ayni güzellikle izledi. Kırklareli’de tüm renkler vardı ve tüm renkler özürdü.

 

 

 

 

İşte burada bir soru aklımıza geldi. Madem ki tüm renkler Kırklareli’ de özgürce vardı, bu güzel etkinlikte Güneydoğu Anadolu ve Kürt kültür ve renkleri de olmalı ve o renkleri temsil eden bir sanatçı olmalıydı. Bu kişi de, bence HDP Eş Başkanı ve şu anda Edirne Cezaevinde zorunlu ikamet etmekte olan ve cezaevinde yazdığı Şiir, Hikaye ve resimler ile siyaset dünyasının kirliliğinden çıkıp sanat dünyasının güzelliklerine merhaba diyen SELAHATTİN DEMİRTAŞ olmalıydı. Selahattin Demirtaş’ın politik görüşlerini beğenmeyip, tamamen karşı olmamıza ve bu konuda ciddi mücadele vermemize rağmen O’nun sanatçı kişiliğinin ön plana çıktığı ve sanat dünyasına yeni adım atmış bir sanatçı adayı olarak onur konuğu olarak davet edilmeli idi diye düşünüyorum. Güzel saz çaldığını da biliyoruz. Hele bir de sazını eline alıp birkaç ezgi seslendirebilse idi, tüm Türkiye ve Dünya’ ya vermek istediğimiz barış ve sevgi dolu mesajlar daha bir anlam kazanırdı. Kürt vatandaşlarımızı da artık dağlarda silah ile değil, elinde sazı, kalemi ve yağlı boya fırçası ile türküler söylerken, resim yaparken, şiir ve hikayeler yazarken tanımak istiyoruz.

Festival Alanı’ nda kurulan tezgahlarda ise Türkiye’ nin kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm illerinin ürünlerini sergilendiği ve tanıtıldığı ürünler vardı. Gümüşhane’den İzmir’e Karadeniz’den Gazi Antep’e herkes vardı ama nerede  bizim yerel üreticilerimiz derseniz, orada susma hakkımızı kullanıyoruz…. Nerede üzüm üreticilerimiz, HARDALİYE’ miz,Bal Üreticilerimiz, Sebze ve meyve üreticilerimiz, peynir üreticilerimizi ???

 

 

17 Mayıs 2017 Çarşamba Saat 21.00

Gecenin en zor saati idi. Hepsi birbirinden değerli üç programın ayni saat ve ayrı mekanlarda olması karar verilmesi zor bir tercih sorunu ile karşı karşıya gelmemize sebep oldu. Yayla Mahallesinde  Ozan Pehlivan Konseri, Sabahattin Ali Sokağında Tuna Kiremitçi dinletisi ve Rektörlük Kültür Atatürk Merkezinde Ankara Sanat Tiyatrosu oyuncularının sergilediği İtalya’nın Nobel Edebiyat ödüllü  tiyatro yazarı ve edebiyatçısı Dario Fo’ nun 1974 yılında yazdığı ünlü eseri n “ ÖDENMEDİ ÖDEMİYORUZ “ adlı oyunu sergileniyordu.

 

Konser ve dinletiye kısa bir ziyaretin ardından tercihimizi tiyatrodan yana kullanıp, ancak oyunun ikinci perdesine yetişebildik. Yer bulabilir miyiz diye merak içinde gittiğimiz salonun hemen hemen yarısı boştu. Mart ayında 14 gün boyunca devam eden ve 14 oyunun sahnelendiği salona itiş kakış girip sandalye üzerinde yer bulabilmişken boş salon bizi üzdü. Demek ki Kırklareli halkı Festival’i yalnızca eğlence olarak kabullenmiş. Eğlencenin, müziğin olmadığı yerde olmak istemediler.

Oyunun adı ve seyri komedi gibi olsa da kapitalizmin acımasız sömürüsüne karşı onur ve yaşam savaşı veren insanların günlük yaşamını anlattığı için bugün dahi geçerli olan önemli bir eser. İnsan yaşamının özgürlük ve temel insani değerlerine saygılı Kırklareli’ nin bu güzel eseri mutlaka izlemesini isterdim. Kapitalizmin ve emperyalizmin insan haklarına saygısız sömürü düzeni bugün de tüm hızı ile kanlı bir şekilde coğrafyamızda devam ediyor.  AST’ın İnternet sayfasında oyun şöyle özetlenmiş :    “Sürekli yükselen hayat pahalılığı karşısında varoşlarda yasayan çocuklar, yaşlılar, kadınlar, işçiler, fiyatların zamlanmasına karşı hep birlikte eski fiyatlar üzerinden alışveriş yapmaya karar veriyorlar ve “Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!” diyerek süpermarketteki yiyeceklere el koyuyorlar.

Polis tarafından kuşatılan bir mahalle, kovalayan polisler, kaçan insanlar, aranan evler, saklanmaya çalışılan yiyecekler. Sistemi eleştiren fakat aynı zamanda sistemin kurallarını savunan bir koca karşısında, kalkıştığı eylemi savunabilmek için türlü oyunlara girişen bir kadın ve soluksuz bir kovalamaca..”

Evet böyle bir oyun izledik ve bu oyunu bize sunan değerli sanatçıları ayakta alkışladık.

 

SARANTALI KÖYLÜM

17.05.2017