2.ABDÜLHAMİT ve POMAK TİMRAŞ CUMHURİYETİ ( 1879-1886)

 

3 Mart 1878’de imzalanan Ayastefanos Antlaşması’nın ardından Bulgar ve Rus egemenliğine giren  Rodoplar’daki Pomak halkı, büyük bir soykırım tehlikesi ile karşı karşıyadır. Osmanlının çekilmesi ile Bulgar ve Rus Ordusu bölgede büyük bir soykırım başlatır.

. 190 bin kadın tecavüze uğrar, 290 bin erkek katledilir. Rodoplar direnişe geçer ve bu haklı direnişlerini Dünya’ ya şöyle duyurur

“Avrupa Devletleri neden silaha sarıldığımızı bilmek zorundadırlar. Bu yasal bir devlete karşı olan ayaklanma değil, bir halk direnişidir. YEŞİLKÖY ANTLAŞMASINA dayanarak Ruslar topraklarımızı  ele geçirmişler ve kıyım yapmaktadırlar. Canımızı, namusumuzu korumak zorunda olduğumuz için direnmekteyiz. YEŞİLKÖY ANTLAŞMASINI TANIMIYORUZ. Bunun yerine yeni bir antlaşma yapılmalıdır.”

Rodop Dağları çevresinde yaşayan Pomaklar 1879-1886 yılları arasında hayatta kalan kısa ömürlü kendi kendini yöneten tarihteki tek Pomak devleti olan RODOP TİMRAŞ CUMHURİYETİ’ nin kuruluşunu Dünya’ ya ilan ederler.

Pomakların bu direnişi karşısında İstanbul Yeşilköy önlerinde bulunan Rus Ordusu tedirgin olur ve Berlin’ de yapılan antlaşma şartlarını kabul ederek geri çekilmeye başlar. Tarihimiz nedense bu Timraş Cumhuriyetinden bahsetmek istemez. Ancak bu Cumhuriyetin Pomakların direnişi sayesinde Balkanlardaki Osmanlı varlığının tekrar geri gelmesini sağladığı da bir gerçektir. Yeşilköy antlaşması ile Bulgaristan Prensliğine bırakılan RODOPLAR, Bosna-Hersek ve Makedonya Berlin antlaşması ile tekrar geri alınır. Bu yaşananları tarihimiz 2.Abdülhamit Han’ ın siyasi bir başarısı olarak görmeye çalışır.

“Pomak Tımraş Hükümeti’ni Rodoplu Pomak 30 milletvekilinin ve yaklaşık 100 nahiye müdürünün de onayını alan Ahmed Ağa Timirski, Abdullah Efendi ve Kara Yusuf Çavuş önderliğinde kurmuştur. 16 Mayıs 1879 tarihinde, İstanbul’da bulunan devletlerin elçiliklerine gönderdikleri mektupla bağımsızlıklarını ve nedenlerini tüm devletlere açıkça beyan etmişlerdir. Bu geçici hükümet, Berlin Antlaşması imzalandıktan sonra, söz konusu antlaşmayı kabul etmeyerek ordusunu dağıtmamış ve bağımsızlığını ilan etmiştir. Aynı yıl kendi cumhuriyetini kurduğunu ilan eden ve uluslararası antlaşmalar doğrultusunda dahil olduğu Doğu Rumeli’ye vergi ödemeyi reddeden Timraş, 17 köyü içine almaktaydı. 1880 yılında bünyesinde taşıdığı köy sayısı 21’e ulaşmıştı. Bunların başlıcaları; Trigrad, Mugla, Beden, Mihalkovo, Skoblevo, Čurukovo ve Devin’di”

Pomak Timraş Cumhuriyeti Bulgar ve Ruslardan daha fazla İstanbul Hükümeti ve 2.Abdülhamit’ i rahatsız eder. Pomakların inatçı ve mücadeleci kişiliği, Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’ nın pomak olması gibi sebepler yüzünden rahatsızlık duyan İstanbul Pomakları ikna edip devleti fesh etmelerini ister. İstanbul, Pomakları direnişten vazgeçirmek için SAİMİ PAŞA ve VASA EFENDİ’ yi Rodop Geçici Hükümeti ile görüşmeye gönderir. Ancak Pomakların  inadı inattır . “ASAM POMAK, İNADIM İNAD” dedi mi olay bitmiştir artık. Her türlü baskıya rağmen Timraş Cumhuriyeti 8 yıl o karışık coğrafyada hayatta kalır.

5 Nisan 1886’da Bulgaristan Prensliği ile imzalanan Tophane Sözleşmesi uyarınca Kırcali çevresi ile Timraş Cumhuriyeti toprakları Osmanlı Devleti’ne bırakılmış ve aynı yıl bölgeye giren Osmanlı ordusu cumhuriyete son vermiştir. Timraşlılar Osmanlı Ordusuna elbette direnmezler amma, Cumhuriyetin sona ermesi ile birlikte Balkanlarda yine karışıklıklar ve katliamlar başlar. Sonuç olarak tarihimizin acılı sayfaları olarak bilinen Balkan Savaşı bozgunları yaşanır ve milyonlarca Türk katliama uğrar.

 

 

2.Abdülhamit Pomak Timraş Cumhuriyetini sona erdirmek için diplomasi yürüteceğine onları dinleyip beraber hareket edebilse idi belki de Balkanların kaderi değişirdi. Ne demişti Gazi Osman Paşa “ İstanbul’ un savunması Tuna’ dan başlar. Plevne düşerse İstanbul düşer”

Ancak 2.Abdülhamit imparatorluğu ayakta tutabilmek için din kartını oynamayı tercih eder. Müslümanların Halifesi sıfatı ile sözünün ve fetvalarının dinleneceğini umarak Orta Doğu ve Araplar üzerine yoğunlaşır. Hatta Arapları üzmemek için kendisinden Filistin topraklarında Yahudiler için yer isteyen Thedor Herzl’ i İstanbul’ da 3 defa kabul etmesine rağmen sonuçta red ederek “satılık tek karış vatan toprağı yok” diyerek kahraman olmaya çalışır. Ancak Araplar onun bu fedakarlığını görmezden gelip, Hıristiyan İngilizler ile birlikte Osmanlıya karşı isyan ederler. Acaba 2. Abdülhamit Thedor Herzl’ i dinlese ve ne yapmak istediğini anlayabilse idi Orta Doğu’ nun kaderi değişirmiydi ?

MUSTAFA KARACA

15.02.2017