5 Aralık, sessiz dostumuz, sadık yarimiz Toprak Ana’nın günü

163

Uluslararası Toprak Bilimleri Birliği tarafından, 2002’de toprağın insan sağlığı ve doğal hayatın devamı üzerindeki önemine dikkat çekmek amacıyla 5 Aralık’ı Dünya Toprak Günü olarak kabul edilmiş, 2013 yılında ise Birleşmiş Milletler (BM) 68. Genel Kurulu’nda, Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) talebiyle, 5 Aralık Dünya Toprak Günü olarak resmen kabul edilmiştir.

Doğada var olan tüm canlıların, milyonlarca yıldır yaşam kaynağı ve yaşam alanı toprak ana. Bir ekip, bin aldığımız tarım toprakları sayesinde varlığımızı bugünlere kadar sürdürebildik.

1 Cm Tarım toprağı, yaklaşık 600-700 yılda oluşuyor. Tarımın da en az 20-30 cm yapıldığı düşünülürse, 20-30 bin yılda oluşan tarım toprağı, günlük çıkarlar uğruna, geleceği düşünmeden yok ediliyor.

Nasıl bir düşüncedir.? Nasıl bir anlayıştır..? Var olma nedenimiz olan toprakları yok ediyoruz. Toprağa hayat veren suyu, hem de çok iyi statülü gelecekteki içme suyunuzu, DSİ Kalker kırma eleme tesisine, kısacası taş ocağına tahsisi ediyor. Önceliği Tarımsal üretime ve 80.000 insanımızın yaşadığı Kırklareli’ne değil, DSİ Taş ocağı işletmesi ile protokol imzalıyor. Oysa Armağan barajında Kırklareli’ne su taşıyacak isale hattı yıllardır tamamlanmayı bekliyor.

Istırga deremiz Istrancaların en temiz kaynaklarından biridir. Dereköy’de Kocadere ile birleşerek Armağan barajına akar. Aktığı yerlerde doğaya hayat verir, tarımsal sulama yapılarak üretime katkı sağlar. Namık Kemal Üniversitesi Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi için aylarca süren çalışmasında, Armağan Barajı ve kaynakları olan derelerden alınan numunelerin su kalitelerinin ağır metaller yönünden yapılan değerlendirilmesinde, AB Yüzey suları çerçeve direktifine göre “ÇOK İYİ STATÜLÜ İÇME SUYU” durumunda olduğu ve mutlaka korunması gerektiği vurgulanmıştır. Temiz suyun alternatifi yoktur. İçme suyunun riske edilmesinde KAMU YARARI YOKTUR. Armağan barajı ve havzasında ki kaynakların tüm analiz sonuçları önceden kayıt altına alındığından, meydana gelecek kirlenmeye neden olanlar hakkında biz bölgede yaşayanlar tüm yasal haklarımızı kullanacağız. Proje sahası mutlak koruma sınırlarındaki Istırga Deresi kaynakları numune alınan 6 noktadan biridir.

Yıkım projeleri ile sadece suyu değil, Suyun hayat verdiği topraklarımızı da kaybediyoruz. Üstelik bu topraklar en kaliteli üzümlerin asırlardır üretildiği topraklar.

Son gelen bir dosya ile Pancar Pekmezi ile marka olmuş Poyralı köyünün bereketli topraklarında verimli ormanlarında 1.078.990,50 m2 kömür çıkarmak için dosya hazırlanmış. Belliki bunu hazırlayanlar mutlak tarım alanı nedir..,? Burada ki orman nasıl bir ormandır haberleri yok.

Bu orman alanı “Avrupa Vejetasyon Haritasında” “G28 “ biriminde tescil ettirilmiştir (M.D. Kantarcı-2000, 2003 tarafından) (Harita 3 ve bitkiler ile resim 1). Diğer bir deyimle bu orman Avrupa’nın önemli ve korunması gereken “Ekolojik olarak hassas yetişme ortamlarındaki kurak mıntıka ormanlarından”dır.

Haberleri olsa Poyralı köyünde proje alanında Kayın ağacı var yazmazlardı. Olmayanı yazarken, Olanı yazmayı unutmuşlar. Tarımsal üretimin lokomotifi olan pancarın dosyada adı yok. Pekmezin adı yok.

Toprak ve su madencilere tahsis edilirken diğer taraftaftan da ormanlarda yine madenciye tahsis ediliyor.

Koruköy-Kapaklı arasına gelen bir dosyada diyor ki “Mbc1 meşcere tipinde 5461 adet, ÇkMbc3 meşcere tipinde 29550 adet, MGnab3 meşcere tipinde 109860 adet olmak üzere toplam 144871 adet ağaç kesilecektir” Diyor. Peki ormanlardan sorum kurum yetkilileri ne diyor.? 500,04280 Ha. alandan 490,495933 Ha.?lık ormanlık alan için Kırklareli Orman İşletme Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 17.07.2020 tarihli Çed İnceleme ve Değerlendirme Raporu doğrultusunda sakınca bulunmamaktadır. Diyor. Neden diyor..? Kesecek olan 5 kat fazlasını dikeceğim diyor. Kesmeden önce 5 kat ekse de, bizde görsek.
Bölgeyi tanımayanlar, bölgede yaşamayanlar veya kısa süreli gelip gidenler, yerelin görüşlerini almadan, dinlemeden proje yapıyorlar. Biz bölgede yaşayanlar her yerde her şeye rağmen yaşadığımız toprakları savunduk, savunmaya devam edeceğiz. İnsan olmanın gereği ve Anayasal sorumlu-luğumuzdur. Geçmişe olan saygımız, geleceğe olan sorumluluğumuz bunu gerektirir.

Unutmamak gerekir ki, toprağı koruyarak yaşanabilir bir gelecek mümkün olacaktır. Mevcut yasalar aslında buna uygun. Sadece etkin adli ve idari yaptırımları uygulamak yeterli.

Toprağın üstünde olduğu kadar altında da yaşam var. Dünyadaki biyoçeşitliliğin en az dörtte biri toprağın altında yaşıyor. Toprak solucanı, bakteri ve mantar gibi küçük organizmalar, bitki köklerinin de yardımıyla bitkilerin besinleri almasını kolaylaştırırken, toprak yüzeyinin üstündeki biyoçeşitliliği de koruyorlar.

Toprağın altında geçmişimiz yaşıyor..

Kırklareli Aşağıpınar kazı alanında bulunan arkeolojik verilere bakıldığında, bu topraklarda yaklaşık 8500 yıldır tarım yapılıyor. Bir çok medeniyetin varlığını sürdürmesine vesile olmuş bu toprakların, binlerce yıl sonra geleceklerin de varlığını da sürdürebilmesi için, çok büyük sorumluluğumuz var.

FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) yaptığı açıklamada, Dünyada açlık ve yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kalan yaklaşık 1 milyar insan bulunduğunu “nüfus artışı gıda üretiminde yaklaşık yüzde 60’lık bir büyümeyi de zorunlu kılacağını. Küresel toprak kaynaklarının yüzde 33’ünün verimsiz durumda olduğunu belirterek, “insanların toprak üzerindeki uygulamaları, toprağın temel işlevlerini azaltacak ya da tüketecek kadar kritik düzeylere gelmiş durumda” 2050’de küresel düzeyde kişi başına düşen ekilebilir ve verimli arazi 1960’taki düzeyin yalnızca dörtte biri olacak. diyor.

Anayasamız toprak varlığımızı güvence altına almıştır.

MADDE 44 – Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.

MADDE 45 – Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.

Ne yazık ki topraklarımızın büyük bir kısmını inşaat, turizm, duble yollar, enerji santraları ve madencilik için geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde elden çıkardık.

Bölgemizi uyarıyoruz. Milyonlarca yıldır varlık nedenimiz olan toprağımızı, gelecek nesillerinde yaşam hakkını gözeterek, kayıtsız şartsız korumak zorundayız.

Orman, toprak ve su varlıklarımız azalıyor. Bundan sonra gelecek olan doğal yaşam bitecek, sosyal yaşamı devam ettirmek çok güç olacak. Gıda güvenliği yaşanacak. Bilim insanları kuraklığa dikkat çekmek için, deyim yerindeyse çığlık atıyor. Gelecek olan kıtlık ve susuzluk. Bilimin sesine kulak verin. Hem de acilen. Korona virüs için herkesin gözü kulağı bilim insanlarının yapacağı çalışmaya dikkat kesilmişken, kıtlık ve kuraklık uyarısı yapan bilimin uyarıları doğrultusunda kararlar alınması da önem ve aciliyet arz etmektedir.

Yetkililerin sakıncası yoktur diyerek attıkları, varlıklarımız yok eden imzalar, kendi çocuklarının ve torunlarının da geleceğini yok ediyor. Büyük vebal taşıyorlar.

Toprağın yok olmasına olur ve onay verenlere, göz yumanlara bir hatırlatma..

Unutmayın ki, bu dünya 3 günlük.. Dün, Bugün ve yarın.. Dün geldik. Bugün yaşadık. Yarın gidiyoruz. Gideceğimiz yer toprak ananın bağrıdır. Sonsuza kadar bağrında kalacağımız toprak anaya saygı insan olmanın gereğidir.

Büyük Usta Aşık Veysel’i de Dünya toprak gününde saygıyla anıyorum.

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yarim kara topraktır.

Göksal Çidem
Kırklareli Kent Konseyi
Çevre Meclisi Başkanı