5 Haziran Dünya Çevre Günü – Havadan Sudan İşler

5 Haziran 1972 tarihinde Stockholm’de alınan bir karar ile Dünya Çevre günü kutlanmaya başladı. Hani sohbetlerimizde ciddi konulardan sıkılınca “hadi gelin havadan sudan bahsedelim” deriz, bu konu da öyle gündeme gelmiş olmalı.

Dünya, savaşlar, ekonomik sıkıntılar, işsizlik, kuraklık vs vs ciddi konulardan sıkılınca “hadi birazda havadan sudan bahsedelim” dediği günden bu yana 40 yıl geçmesine rağmen, havanın ve suyun hayatımızdaki önem ve değerini anlayabilmiş değiliz.

İnsan yaşamı için en önemli iki olmazsa olmaz unsur hava ve su, bugüne kadar gerekli önemi görmemiştir. Varlığında anlayamadığımız değerleri, kaybolma noktasına geldiğimiz zaman anlamaya çalışıyoruz. Yıllardır en önemsiz konular için “havadan sudan konular” diye geçiştirdiğimiz hava ve su yaşamımız imiş, fakat biz farkına varamamışız. Çevrede yarattığımız her türlü pisliği “SU ALIR GÖTÜRÜR” mantığı ile derelere, göllere ve denizlere atmışız.

Fakat geldiğimiz gün “SU ALIP GÖTÜRMÜYOR” veya artık bu pisliği götüremiyor günüdür. Bu tehlikenin bilincinde olan duyarlı insanların ve sivil toplum örgütlerinin mücadeleleri, aşırı kar hırsına kapılmış emperyalist kapitalizmin gür çıkan sesine karşı, henüz sönük kalsa da eminim bir gün herkes tehlikenin farkına varacak. Tek arzumuz o gün geç olmasın, veya geç kalınmış olmasın.

[inset side=right]Fakat kendi çıkarları için çevreyi kirletip başkaları için yaşanmaz hale getirenlerin yarattığı kirliliğin neresi güzeldir? Çevre felaketine yol açacak kadar çevre kirlenmesi yaratmak gerçekten nasıl güzel bir eylem olabilir?[/inset]

Gelmekte olan çevre felaketinin farkında olan sivil toplum kuruluşları, Kırklareli Tabip Odası, TMMOB, KESK, TEMA ve Kırklareli Belediyesi’nin katkıları ile Kırklareli Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda düzenlenen ÇEVRE GÜNÜ Paneli ilgi ile izlendi. Dr. Erol Özkan’ ın yönettiği panele Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof.Dr.Osman İnci, Doç.Dr. Belgin Elipek, Kırklareli Üniversitesi Gıda Bölüm Bşk. Yrd.Doç.Dr.Rıza Uçar’ ın doğa ve çevre ile ilgili çalışmalarını sunduğu panelde çevre, kirlilik ve sebep olduğu hastalıklar tartışıldı.

Doç.Dr. Belgin Elipek, kirlenme konusunu bütün detayları ile anlattı. Hani bir televizyon reklamı vardı “KİRLENMEK GÜZELDİR” hadi canım sende böyle kirlenmenin neresi güzelmiş. Yıllardır “Cambaza bak” diyerek insanları kirlenmeye ve kirliliğe karşı işlemişler. Bazı kirlenmeler elbette güzel olabilir, ekmeğini çıkarmak için alın teri ve emeği ile çalışan insanın akıttığı helal terin kirlenmesi elbette güzeldir. Çocukları ile top oynayan babanın kirlenmesi elbette mutluluktur.

Fakat kendi çıkarları için çevreyi kirletip başkaları için yaşanmaz hale getirenlerin yarattığı kirliliğin neresi güzeldir? Çevre felaketine yol açacak kadar çevre kirlenmesi yaratmak gerçekten nasıl güzel bir eylem olabilir?

Doğal ortamın kendi kendini temizleme kapasitesinin üstündeki kirlenme oranları çevre ve insan için yaşamı tehdit eden oranlardır. Üniversite ve bilim çevrelerinin yapmış oldukları laboratuvar tespitlerinde bu oranlar Dünya ölçülerinin 8 katı fazla olmasına rağmen TBMM Çevre Komisyonunda alınan bir karar ile, “Türkiye’de tehlikeli boyutlarda çevre kirliliği yoktur” denilmiştir. Emriniz olur sayın vekiller, çevre kirliliği parlamentoda temizleniverdi mi? Fakat hastanelere yansıyan olaylar tehlikenin giderek arttığını göstermektedir.

Olaylar havadan sudan olaylar amma, hayatın gerçekleri hiç öyle söylemiyor. Kirlenen su ile birlikte bakın neler kirleniyor. İnsan olarak kendimizden başlarsak eğer, vücudumuzun % 66’sı SU, beynimizin %70 i, kanımızın %80’i SU. Oranlara dikkat eder misiniz lütfen. Biz zaten sudan yaratılmışız. Her tarafımız su.

Hani bazı fazla şaka yapan insanlar için “NE KADAR SULU İNSAN veya SULULUK YAPMA“ deriz. İşte olay aynen bu. “SU İNSAN İÇİN HAYATTIR”