5.TOPRAK VE SU KAYNAKLARI KONGRESİ

5.ULUSLARARASI KATILIMLI

TOPRAK VE SU KAYNAKLARI KONGRESİ

KIRKLARELİ

Bu yıl 5.si düzenlenen, Kırklareli Atatürk Toprak Su ve Meteoroloji Araştırma Müdürlüğü  organizasyonu ve T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Kırklareli Valiliği, Kırklareli Belediyesi ve Kırklareli Üniversitesi’ nin destekleri ile 152 bilim insanının bilimsel çalışmalarının sunulduğu kongre Kırklareli Toprak Su ve Tarımsal Meteoroloji Araştırma Enstitüsü’nün tesislerinde gerçekleşti.

Enstitü Müdürü Fatih Bakanoğulları yaptığı açılış konuşmasında 2 yıl önce Kahramanmaraş’ta düzenlenen kongre’de alınan karar gereği, Balkanların ve Trakya’nın önemli bir bölümünde yer alan Kırklareli’nin seçilmesinin ülke ve bölge tarımı açısından öneminden bahsederek bölgemizin seçilmesinin tarım-sanayi ve diğer bölge şartları açısından önemli olduğunu vurguladı.

Kırklareli CHP Milletvekili Turabi Kayan ise halen çiftçilik yapan ve çiftçi bir ailenin çocuğu olarak Kırklareli tarımının ve bölgenin uğramış olduğu kirlenmenin yakından takip ederek ve yaptığı olumsuzlukları yaşayarak gördüğü için bu kongreden çıkacak olan sonuçların hayırlı olmasını temenni etti. Yanlış ve doğa’ya saygısız sanayinin kirletmiş olduğu ERGENE Nehri ve etrafındaki çevre kirliliğinin artık hepimizin ortak sorunu olduğunu vurguladı.

Kırklareli AKP Milletvekili Selahattin Mimsolmaz ise TBMM Tarım Komisyonunda beraber çalıştığı Turabi Kayan’ın görüşlerine aynen katıldığını, kendisinin de bir çiftçi çocuğu olduğu için tarım arazilerinin kıymetinin bildiğini, anacak halkın ihtiyaçlarının da karşılanması gerektiğinin altını çizerek, bu ihtiyaçlar karşılamalıydı. Sanayici kendisine uygun yerler ve sanayi bölgeleri gösterilmediği için kendince en uygun yerlere tesislerini kurmak zorunda kaldı. Daha önce bu organize sanayi bölgeleri ve yatırım planlaması yapılabilse idi bugün yaşanan bu çevre felaketleri yaşanmayabilirdi. İbrahim Tatlıses’in bir sözü ile mesaj verdi.” Urfa’ da Oxford vardı da biz mi okumadık” dedi. Ancak bu örnek biraz eksik gibi kaldı. O, sözün söylendiği yıllarda belki Tatlıses yalakaları “ay ne güzel söyledi” diyerek alkış tuttular ise de eksik olan bir şeyler vardı. Önce ilkokul, ortaokul ve lise öğreniminden sonra Oxford gelir diyemediler. Urfa Lisesinden de çok değerli insanlar yetiştiğini hatırlatırız.

Neyse bugün gelinen nokta da herkes Ergene temizlenmeden Trakya temizlenmez ve hepimizin ortak sorunu bu çevre felaketinin nasıl son bulacağı.

 

Kırklareli Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Gider, su kaynaklarının yetersiz olması, bu kaynakların düzensiz ve plansız kullanılması Kırklareli v e Trakya’ da büyük bir “ SU SORUNU” nun yaklaşmakta olduğunu ve bu sorun ile birlikte yaşanacak olan gıda kirliliğinin düzensiz beslenmeyi ve giderek aratan bir “SAĞLIK SORUNU” yaratacağının önemini vurguladı. Su kaynaklarımızın mümkün olduğunca düzenli ve ekonomik kullanılmasının önemine dikkat çekti.

Kırklareli Valisi Orhan Çiftçi ise yaptığı konuşmasında, Tarım sektörü ve gıda konusunun önemini vurgulayarak, sebep olan kaynaklardan ziyade verimli, planlı ve bilimsel bir çalışma ile tarım alanlarının ve su tüketiminin planlanması gerektiğinin önemini vurgulayarak bu tür çalışmaların ülke tarımı için önemine dikkat çekti.

Açılış konuşmalarından ve konuşmacıların söylediklerinden anlıyoruz ki, Türkiye ve özellikle Trakya’ da sorun çok büyük. Topraklarımız ve su kaynaklarımız hızlı bir şekilde elden çıkıyor. Çok yakın bir gelecekte verimli Trakya toprakların su kıtlığı ve erozyon dolayısıyla verimli toprak fakiri olacak. O zaman geldiğinde doğa bizden intikamını alacak, fakat işin acı tarafı bu kirliliğe sebep olanlar ile birlikte hiçbir günahı olmayanlar ve gelecek nesiller de etkilenecek.

Yerel üreticilerin ve toprak ve su ile ilgili ekipman çalışması yapan firmaların açmış oldukları tanıtım standlarına ilgi büyüktü. Armağan köyünün çalışkan muhtarı RECEP DAL, köyünde üretilen ürünleri tanıttı. Özellikler Muğla’ya tayin olan Valimiz Esengül Civelek hanımın destek ve katkıları ile köyde başlayan ÇİLEK üretimi çok beğenildi. Recep Dal’ın “VALİ ÇİLEĞİ” adını verdiği çilek tadanlarca beğenildi ve hemen alındı. Köylünün üretiminin böyle etkinliklerde değer bulması takdir edilecek bir davranış.

 

Kırklareli Üzüm Üreticilerinin “KIRK KİMSE “ markası ile sunmuş olduğu, ilimize mahsus “KIRK KİMSE HARDALİYE” ulusal ve uluslar arası tanıtıma çıktı ve çok beğenildi.

 

 

Bilimsel Çalışmalar ;

13.Eylül .2017 günü 3 salonda birden başlayan ve gerçekten yılları alan çalışmalar sonucu elde edilen bulgular ile Türkiye’nin bir toprak ve su sorunu olduğu ve hatta bu konuda Hayrettin Karaca tarafından kurulan TEMA VAKFI tarafından “TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN” konusu her gün önümüze gelse de biz tehlikenin yeni yeni farkına varıyoruz ve nihayet bilim insanlarımız konuya ve konunun yarattığı sorunların çözümüne çare bulmuş gibi. Bu konuda KONYA-KARAPINAR’ da yaşanan ve bilim insanlarımızca gerçekleştirilen bir mucizeden tekrar bahsetmek gerekiyor.

SEDAT YOKUŞ’ un sunmuş olduğu “ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELEDE BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ- KARAPINAR” konulu çalışma gerçekten istersek hala başarabileceğimizin bir öyküsüdür.

1950 yıllarda Konya Karapınar ilçesi düzensiz ağaç kesimi, yanlış tarım uygulamaları, yanlış ürün seçimi, toprağın ve suyun savurganca kullanımı dolayısıyla bir rüzgar fırtınası “rüzgar erozyonu” ile sarsılmaya başlar. Her yıl artan rüzgar önlenemez bir şekilde Karapınar’ı çöl haline getirir. Artık hiçbir bitki ve ağaç o topraklarda barınamaz. Köylüler Karapınar’ı terk etmeye başlar, çünkü toprağın, suyun olmadığı yerde hayat olmaz.

Ancak 1965 yılında Toprak Su Müdürlüğü çalışanlarının olağanüstü mücadelesi ile Karapınar mucizesi gerçekleşir. Önce “KAMIŞ PERDE YÖNTEMİYLE” rüzgar önlenir, “OTLANDIRMA” ve “AĞAÇLANDIRMA” çalışmaları ile bölge yeniden hayat bulmaya başlar. 50 yıl önce çöl olan Karapınar, yeniden hayat bulur ve köylüler köylerine dönüşe başlar. Bu tür örneklere “ihtiyaç duyulmaması elbette dileğimiz ama”, çok olması dileğiyle yeniden topraklarımız erozyondan kurtulur ve su kaynaklarımız yeniden hayat bulur.

 

 

 

 

 

 

 

Oğuz Demirkıran’ın “ Ankara İkizce Gölet Haymana Havzası Sediment verimi”, Fikret Saygın’ın “Samsun Aras Göleti”, Gülay Yılmaz’ın “Balıkesir-Bigadiç Bölgesinde Erozyon Tahmini”  çalışmaları bilim insanlarımızın soruna hakim olduğunu ve bu sorunları çözecek yöntemleri de bilimsel olarak önerdikleri ilginç çalışmalar olarak izlenmeye değerdi.

Tıpkı Konya-Karapınar’da olduğu gibi başarılı çalışmalara ihtiyacımız var. Türkiye çöl olmadan, su kaynaklarımız kurumadan ve topraklarımız erozyon sebebiyle elden çıkmadan.

MUSTAFA KARACA

13.09.2017 Kırklareli