7.KARABURUN BÖRKLÜCE MUSTAFA ŞİİR GÜNLERİ

 

 

02-04 EYLÜL 2016

 

Karaburun Börklüce Mustafa şiir etkinliği bir hafta sonra bir defa daha yapıldı. Bir hafta önceki etkinliğin düzenleyicisi Karaburun Yarımadası Ekoturizm Kültür Sanat Derneği’ nin yerini İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karaburun Belediyesi almıştı. Ayni yerde bir hafta ara ile iki ayrı etkinlik

 

 

 

 

 

“ 7. Karaburun Börklüce Şiir Etkinliği adı altında” biraz fazla gibi. Bu iki kuruluş Börklüce Mustafa’yı ne kadar da çok seviyormuş, aralarında paylaşamadılar. Karaburun Belediye Başkanı Ahmet Çakır yaptığı açılış konuşmasında olayın yanlış olduğunu, beraber hareket edilmesi ve inatlaşma yapılmamasını anlattı. Demek ki bazı konularda sanatçı kıskançlığı ve politikacı inatlaşması yaşanması yanlış oluyordu.

 

Etkinliğin İlk gece programı oldukça ilginç ve değişik idi. Tiyatro gurubunun sahnelemiş olduğu Börklüce Mustafa gösterisi muhteşem idi. Nazım Hikmet şiiri eşliğinde ak libasları ile Börklüce Mustafa sahnede devleşti. Börklüce’ yi ak libaslar içinde izlerken 600 yıl önce Karaburun Meydanında yaşananlara gittik. 600 yıl önceki gibi Karaburun meydanında çocukların hünerlerini sergileme şansı buldukları şenlik günlerini yaşar gibiyiz. Börklüce Mustafa meydana giriyor, Hüner Meclisince birinci seçilen ASPASİA’yı kucaklayıp derdini dinliyordu. Sorun hep ayni idi. Binlerce yıldır devam eden sömürü. Bir tarafta çalışan, üreten köylüler, diğer tarafta onların emeklerini sömüren düzenin sahipleri ve onlara hizmet eden uşakları. Çalışıp üreten köylüler bu sömürü düzeni içinde hiçbir zaman ailesini beslemeye yetecek kadar maddi imkana sahip olamıyor. Onların emeklerini sömürenler ise her zaman bolluk, israf ve refah içinde yaşıyorlar. İşte böyle bir adaletsizliğe şahit olduğu gecede Börklüce Mustafa küçük Aspasia’yı kucağına aldığında Karaburun’ da bir şeylerin değişmeye başladığı gece idi.

 

 

 

Börklüce Mustafa küçük Aspasia’ yı kucağına aldığında, onu babasına kavuşturmak için düzenin adamları ile karşı karşıya geldiğinde sonunun kendi sonu olacağı bir kavganın ateşini yaktığını bilmiyor gibiydi. Karaburun Meydanında 600 yıl önce yaktığı bu masum ateş 600 yıl sonra yine devam eden sömürü düzenine hatırlatma yaparcasına Börklüce Mustafa yine Karaburun Meydanında ete kemiğe bürünmüş olarak, arkasında bıraktığı efsaneyi bugüne taşıyarak yine ses veriyordu, ancak bu defa Nazım Hikmet’ in dizeleri ile.

 

Ve Karaburun’ da yine balıkçılar vardı, ama 600 yılda çok olaylar yaşanmış, nüfus değişmişti. Balıkçılar artık Türk balıkçılardı. Deniz ayni denizdi amma eskisi kadar bereketli değildi. Meydanı dolduranlar ise Karaburunlu Türk köylüler değil, çeşitli şehirlerden gelmiş aydınlar, yazarlar ve enteller idi. Belediyenin kurmuş olduğu kokteyl sofrasında Karaburun bağlarında ezilmiş şaraplar, Karaburun koylarından tutulmuş balıklar, zeytin ağaçlarından toplanmış zeytinler yoktu. Onların yerini de İzmir’ den gelmiş rakı ve modernize edildiği görüntüsünü vermek için küçük sandviçler içine konulup, marul yaprağı ile sarılmış köfteler vardı. İzmir Büyük Şehir Belediye başkanlığı maddi katkıları ile düzenlenen gecede kokteyle servis hizmetlerini İzmir’ in garsonları yaptılar.

 

Ve Börklüce Mustafa Karaburunlu köylülere beraber çalışıp, beraber üretip, beraber paylaşmaktan söz edemedi. Sadece Nazım Usta’ nın kendi hakkında yazdığı şiiri seslendirdi. Ama yine de bizi duymuştur sanırım.

 

 

 

 

Programın ilk gecesi söyleşi konukları Yılmaz Karakoyunlu ve Kemal Derin oldu. Yılmaz Karakoyunlu “Serçe Kuşun Sonbaharı “ adlı kitabı ile Şeyh Bedreddin olayını romancı gözü ile açıklamaya çalışmış, Kemal Derin ise Börklüce Mustafa olayını başka bir bakış açısı ile anlatmaya çalışmış.

 

Yapılan söyleşi de Yılmaz Karakoyunlu bugün ulaştığı edebi zenginliğin kaynağının Cumhuriyet ilk kuşak öğretmenlerinin çalışmalarında olduğunu, annesinin de Cumhuriyetin ilk kuşak öğretmenlerinden olduğu için öğreniminde çok büyük etkisi olduğunu anlattı. Cumhuriyetin ilk kuşak öğretmenlerini bir defa daha saygı ve minnetle anıyoruz. Yetiştiği Diyarbakır Lisesinin o yıllarda ki eğitim seviyesinin bugün üniversitelerde dahi olmadığını, öğretmenlerin sadece kitapların sayfalarındaki bilgileri soğuk ve korkutucu ve de cezalandırıcı tavırlarla öğrencilere kara tahta önünde anlatan kişiler değil öğrencilerine anne, baba, abla, ağabey gibi yakın olan ve öğrencilerine değer verip saygı gösteren insanlar olduklarını anlattı.

 

Karakoyunlu, Şeyh Bedreddin ile tanışmasını 1955 li yıllarda Nazım Hikmet’ in Şeyh Bedreddin Destanı ile başlayıp artan bir sevgi ve saygı ile bugünlere geldiğini, yazdığı kitabında Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa’ nın insani yönünü yaşadığı aşkları ve tanıdığı kişileri farklı bir bakış açısı ile anlatmaya çalıştığını söyledi. Gerçi kitabı okuduktan sonra kişilerde ve olaylarda bazı sapmalar olduğunu, konu hakkında yazılan kitaplardaki bilgiler ile çelişkiler olduğunu gördük. Yazılan kitaplardaki kaynakların hemen hemen hepsinin Dukas Tarihi ve Bedreddin Torunu Halil’ in Menakıbnamesi ve Nazım Hikmet’ in “ Şeyh Bedreddin Destanı” olduğu için ayni bilgiler farklı yazar yorumları ile işlenmiş oluyor. Karakoyunlu bu bilgilere Hilmi Yavuz’ un Bedreddin Şiirlerinden yorumlar katarak ve Hz.Mevlana’ nın dörtlüklerinin yorumlarını da ekleyerek daha zenginleştirmeye çalışmış.

 

Kemal Derin ise kitabını yazdığı Börklüce Mustafa hakkındaki bilgilerde yine başta Dukas olmak üzere, Halil’ in Menakıbnamesi, Nazım Hikmet’ in Şeyh Bedredin Destanı’ ndan faydalanarak alevi-bektaşi görüşü açısından değerlendirmiş ve farklı bir yorum getirmiştir.

 

İki saate yakın süren söyleşi gerçekten ilgile izlendi, Karakoyunlu’ nun Cumhuriyet eğitim sistemi ve Cumhuriyet ilk dönem öğretmenlerinin yaşadıkları bunca zor şartlara rağmen öğrencilerine ne kadar önemli ve kalıcı hayat bilgileri ve yeteneklerini geliştirme imkanlarını vermeye çabaladıklarını saygı ile dinledik.

 

Programındaki yoğunluk nedeni ile toplantıya geç katılan İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu 2017 yılında Karaburun Meydanında Börklüce Mustafa heykelinin düzenleme çalışmalarının biteceği ve etkinlikte açılışının yapılacağı müjdesini verdi.

 

03 EYLÜL 2016 CUMARTESİ

 

MORDOĞAN

 

 

02 Eylül Cuma gecesi bu güzel kültürel etkinlikten sonra gece konaklamak üzere Kaynarpınar köyüne geldik. Kaynarpınar’da deniz kenarında konakladığımız ÇAKIL PANSİYON gerçekten bir ailenin kalabileceği uygun fiyatı ve temiz hizmeti ile güzel bir konaklama yeri. Geçen yıl yapılan 6. Börklüce Şiir günlerinin 2. Gün etkinliği Kaynarpınar’ da yapılmış ve yine Çakıl Pansiyonda kalmıştım. Kaynarpınar’ da yaptığım söyleşilerde yörenin ilginç bir özelliğini öğrenmiştim.

 

Börklüce Mustafa direnişi sona erince Osmanlı bölgedeki tüm köyleri yakar, insanlarını başka bölgelere sürgüne gönderir ve bölgeyi 90 yıl kadar iskana kapatır. Bölge 90 yıl sonra yeniden iskana açıldığında yaklaşık 1500 lü yıllarda Torosların yiğit yörükleri ve adalardaki balıkçılar iskan edilir. Yörükler hayvancılığı, balıkçılar ise deniz ürünlerini canlandırmak için gelirler. Toroslu yörükler iri yapılı kalın bacaklı, denizciler ise ince bacaklı zarif yapılı oldukları için, yöre halkı kalın bacaklılar-ince bacaklılar olarak tanımlanmaya başlamış. O gün, bu gün “ kalın bacak” denilince torusun yiğitleri, “ince bacak” denilince adaların balıkçıları anlaşılırmış. Gerçi arada istisnalar da var ama, genelleme bu.

Kaynarpınar- Çakıl pansiyon

2. gün gündüz etkinlikleri Karaburun Belediyesi salonlarında Karaburun Bilim Kongresinin düzenlemiş olduğu “600.Yılında Börklüce Mustafa” toplantıları ile devam etti. Bu toplantıları ayrıca yazacağımız için Mordoğan’dan devam edelim.

 

 

 

 

Gece 21.00 de Mordoğan Meydanı hareketli idi. Bir akşam önce Karaburun’ da sergilenen tiyatro gösterileri ile devam etti. Börklüce Mustafa yine sahnede Nazım’ ın şiiri ile Mordoğanlı yazlıkçılara hitap ediyordu. Meydanda ne köylü, ne de balıkçılar vardı, yazlıkçılar için değişik bir eğlence gecesi ve ücretsiz tiyatro gösterisi anlayışı ile gece ilgi ile izlendi.

 

 

 

 

 

 

Kaynarpınar-Çakıl pansiyon

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SARANTALI KÖYLÜM

MUSTAFA KARACA