8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Kurtulmuş Kurtarılmayı Bekleyen Kadın

Dünyanın her ülkesinde kadınların sorunları vardır. İleri Ülkerlerde başka geri kalmış ülkelerde başka başka sorunlar vardır. Bugün itibariyle dünyada kadına hak hukuk tanımayan ya da kadının sosyal, kültürel ve ekonomik haklarını kısıtlayan ülkeler bulunmaktadır.

Mesela Türk kadını Orta Asya’da ülkeyi Hakan ile birlikte yönetirken, Ortadoğu’ya geldiğinde kadın erkeğin yanında olmadığı gibi arkasında da değildir. Osmanlı’da kadın kapının arkasında, peçenin karanlık yüzündedir. Türkiye’de kadın 1908 Meşrutiyeti ile gündeme gelmiş, 1923 Cumhuriyetin ilanı ile de erkek ile eşitliği sağlanmış, kadına sosyal, kültürel ve ekonomik haklar tanınmıştır. Kadının bu hakları kullanıp kullanmaması ayrı bir sorundur. Bu yüzdendir ki bugün dünyada “kurtulmuş, kurtarılmayı bekleyen kadın” vardır. Türk kadını kendini kurtarmış mıdır yoksa kurtarılmayı bekleyen kadın mıdır?

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Kadın Devrimi”ne rağmen Türkiye’de kadınların yüzde 26’sı “kurtulmuş kadın”dır. Ancak bunların içinde de devlet yönetiminde üst düzeye gelmiş yönetici kadın yoktur. Parlamento’da kaç kadın milletvekilimiz vardır? Partilerin taşra teşkilatlarında kadının yeri pek belli değildir. Her şeyden önce önemli olan Avrupa Birliği’ne girmeyi müzakere eden Türkiye’de cereyan eden kadın cinayetleridir. Nikahlı kadının üstüne KUMA gelmesidir. Bunlar Türkiye’ nin kadın sorunlarıdır. Bu kadar değildir, başka sorunlarda vardır. Mesela ülkemizde kadının onlarca adı vardır. Bu adları taşıyan kadınlar, tepkileri nedir onu bilmiyoruz. Hakaret için söylendikleri muhakkaktır.  Tabii genelde değil ama, özelde durum böyledir.

Türk kadınının eğitimli olduğu, kitap kültürü ile donanımlı olduğu söylenemez. Şundan dolayıdır ki; Türk insanının genel öğrenim ve bilgi seviyesi ilkokul düzeyindedir. Bu eğitim ve bilgi ile bugün ülkemizde kapıcı bile olmak mümkün değildir. Türkiye’de kaç kadının evine gazete ve kitap girmektedir? Araştırmacılar kadınların TV dizileri dolayısıyla günde birkaç saat TV önünde oturduklarını ortaya çıkarmıştır.

Kadınlar kendi durumlarını umursamaz görünmektedirler. Oysa Romalı şair Horatyus’un dediği gibi, Dünya Kadınlar gününde anlatılanlar, konuşulanlar, yazılanlar onların hikayesidir. Bağımsız, bağlantısız düşünüp eşit şartlarda aile hayatı yaşamak için kadınların bu bağlamda fazla gayretleri yoktur. “Kocam değil mi sever de, döver de“ dedikten sonra yapılacak hiçbir şey yoktur. Bu kadını kimse kurtaramaz. Çünkü kendisi kurtulmak için bir gayretin içinde değildir.

Nereden bakarsak bakalım, kadınlarımızla ilgili ciddi sorunlarımız vardır. Gerçi erkek kesimin kadın sorunlarını radikal biçimde çözmek için ciddi bir gayreti yoktur ama, kadınların da cebinde kalem kağıt yoktur, sorusu da yoktur.  Kitap varsa da “pembe dizi”den başka değildir.

Hülasa olarak ülkemizde sorunları olanlarla, sorunları çözecekler arasında kendiliğinden oluşmuş, kendiliğinden uyumlanmış bir mutabakat var gibidir. Bırak karıştırma öyle kalsın, der gibidir. Gerçekten öyle ise kadın erkek eşitliğini sağlamak, kadına sosyal, siyasal ve ekonomik hayatta, devlet katında daha fazlasını kazandırmak mümkün değildir. Herkesin durumdan memnun görünmesi, sorunun çözümsüz süreceğini göstermektedir.

Böyle gelmiş, böyle gidiyor. Fakat nereye kadar?