9.BÖRKLÜCE ŞİİR GÜNLERİ

110

24-25-26 AĞUSTOS 2018
KARABURUN-İZMİR

Bu yıl 9.defa düzenlenen Karaburun Börklüce Mustafa Şiir günlerinin onur konuğu şair OYA UYSAL oldu. Oya Uysal’a Karaburun’lu şairler ve yurdun çeşitli yerlerinden gelen şiir ustaları katkı vererek izleyenlere iki gün boyunca güzel bir şiir şöleni sundular.
Etkinliğin bu yıl ki ana teması ise SAVAŞ ve BARIŞ olarak belirlendi. Ülkemizi ve Dünya’yı tehdit etmeye başlayan savaş çığırtkanlarının sesleri her geçen gün yükselirken, ülkemizin batı ucundan böyle bir Barış rüzgarı esmesi biraz olsun içimizi serinletti.


Etkinliğin son gününe şiirin yanı sıra SİNİDİKA Müzik Grubunun muhteşem EGE Ezgileri ve Karaburun Börklüce Mustafa Derneği Amatör Tiyatro grubunun sergilediği “SAVAŞ VE BARIŞ” isimli tiyatro gösterisi damgasını vurdu.


Üç gün boyunca Karaburun’da ŞİİR-MÜZİK-TİYATRO vardı. Ayrıca bu sanatsal etkinliklerin sergilediği BARIŞ RÜZGARLARI ve Barış’a olan inanç vardı. İnsanlar her türlü kışkırtmaya karşılık barış içinde sevgi ve saygının olduğu bir ortamda şiir dinlemek, şarkı söylemek ve tiyatro izleyerek mutluluğu paylaşmak istiyordu.
OYA UYSAL Kimdir ve neden etkinliğin onuru konuğudur.

Oya Uysal 24 Mayıs 1952 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk şiiri 1968 yılında yayımlandı. Şiirleri birçok dergilerinde yayımlandı. Şair Hilmi Yavuz Oya Uysal için, şiirlerini “Hayatın ve rüzgarın ucu uçurum olan sokakta yaşandığı şiirler olarak”, kendisini ise şiirini “ HAYAT, SOKAK ve RÜZGAR için yazan” bir şair olarak tanımlamaktadır.
Mimas Dağının zirvelerine çıkıp uçurumları izleyince insan ister istemez Börklüce Mustafa ve arkadaşlarını düşünüyor. Mimas Dağının uçurumları 600 yıldır ayni sessizlik içinde gelenleri selamalıyor.
Oya Uysal’ın şiirlerini dinleyenlerin “HAYAT-SOKAK ve UÇURUM “ ile kendinden geçecekleri zevkli şiir dolu günler diliyoruz.

Uçuruma Düşen Nehir
Sende bu yükseklik korkusu,
boşluğunun kıyısından geçmişe baktığın gün mü başladı
oturduğun yerden seyrettiğin kuşlar bile ürpertiyor içini.
İçin ki uğultulu bir orman. Ruhunu çizen, kanatan dallar ve rüzgar…
– Ah! kalbin sürgün günlerinden kalma hüzün
diyorsun
yüzünde güzden gölgelerle karşılarken akşamı
kucağında yalnızlığına sürtünen kedin.
Tanımlamak gerekirse bir imgeyle seni
uçuruma düşen nehir… Oysa şehir
aşağıdan seni çağırıyor.
OYA UYSAL

Etkinliğe katılan şairler
1-MUSTAFA KÖZ

1959 yılında Niğde’de doğdu. Atatürk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirdi. Bir süre Yankı ve Yeni Gündem dergilerinde çalıştı. Mavi Yaka ve Edebiyatta Seçki der
gilerini yönetti. Şiir Oku dergisini çıkardı. 1990’dan itibaren şiirlerini Atika, Aykırı, Evrensel Kültür, Gösteri, Karşı Edebiyat, Milliyet Sanat, Damar, Eşik, Varlık, Yeni Biçem gibi dergilerde yayımladı.

-Nereye gidiyorsun askercik
omzunda o silahla?
-Yurduma dönüyorum
silah değil o, çapa
gömdüm tüfeğimi bir uzak fundalığa,
dönüyorum köyüme, tarlamı işlemeye.
-Savaş bitti mi askercik
nedir bu avarelik,
ne dudağındaki ıslık?
-Bitmedi savaş daha,
adım çıktı kaçağa
dönmem cepheye artık.
-Kolun nerede askercik
nerede sol ayağın?
-Bıraktım o ölümcül cepheye
vatan için yitip giden çiftçiden
esendir tek kol, tek bacak barışta.”

Gelmekte olan günler belli ki bir savaş habercisi. Barış’a inanması çok mu zor olacak insanların. Bakın Mustafa Köz bu konuda ne söylüyor.
“Halkı milis güce çeviren, fetih ve şehadet marşları, dualarıyla savaşa hazırlayan politikacıların ülkelerine vereceği bir gelecek olamaz. Çocuklarımız da vura kıra büyüyor. Bilgisayarlarında, telefonlarında savaş görüntüleri onları savaşın olağanlığına alıştırıyor. Saf çocuk oyunları çelik çomak, köşe kapmaca, elim sende yerini “ölme-öldürme oyunları”na bıraktı çoktan.
Barışa inandırmak artık çok güç olacak halkları. Gündelik yaşamın patolojisi de böyle söylüyor. Minibüste, vapurda, otobüste dirlikli bir günümüz yok. Hastalık yayıldıkça yayılıyor. Öldürmenin helal, yaşamanın haram sayıldığı şu günlerde kimden ne bekleyebiliriz ki?
Varsa yoksa savaş! Zehirlenmiş dillerle dolanıyoruz odalarımızda. Televizyonlarda, radyolarda bağırıp çağıran, kan ve kin kusan liderler, şiddetle sarılıp sarmalanmış savaş uzmanları… Barış uzmanı diye bir şey duydunuz mu? Savaş uzmanlığı, geçer akçe bir iş oldu ülkede. Ölüm seviciliği, barışın kolunu kanadını kırmak için hazırlanıyor”

Şairler yalan söyler mi diye sorarsanız eğer bakın ne cevap veriyor size
Ben güzel günlerin şairiyim
Saadetten alıyorum ilhamımı
Kızlara çeyizlerinden bahsediyorum
Mahpuslara affı umumiden…
Çocuklara müjdeler veriyorum
Babası cephede kalan çocuklara…

Fakat güç oluyor bu işler
Güç oluyor yalan söylemek…

2-HÜLYA DENİZ ÜNAL

Hülya Deniz ÜNAL (1964- )
1 Temmuz 1964’de Ankara’da doğdu. Değişik kentlerde yaşadı. 1994’den bu yana İzmir’de yaşıyor. Halen Alaz edebiyat dergisinin yayın kurulunda görev alıyor.
Yazmaya 2003 yılında başladı. Şiirleri Pencere, Ünlem, İle, Denizsuyukasesi, Şiir Ülkesi, ve Kum dergilerinde yayımlandı.

VEFA
Uzak bir kuştur, gök biriktirir
Yorulunca uçmaklardan
Demir çapaklarından sıyrılır koza
Ömür ipeğe dönüşür.
Ölümün tersiyle attığı ilmek
En güzel parkta en koyu kahve
Çağıldayan havuz açık fiskiye.
Göçebe bir kuştur göç biriktirir
Antlaşmayı yırtarak karabasanla
Şu kızıl akşam üstleri
İnsan hesaplı
Bir o kadar canavar
Dize, Ekim 2005

3-MAHZUN DOĞAN

M. Mahzun DOĞAN (1964- )

Kasım 1964 Banaz (Uşak) doğumlu. İlkokulu Düzlüce Köyü’nde okuduktan sonra, ortaokul ve lise eğitimini parasız devlet yatılı olarak, Manisa – Demirci ile Malatya – Akçadağ öğretmen liselerinde tamamladı. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu (Şimdiki adı İletişim Fakültesi) 1987 yılında bitirdi.
Temmuz ayında annem uykuya daldı
Ekinler sarışındı tarlada. Gök
çekti küreklerini bulunmaz bir limana
Unutulmuş bir köyde
küçücük mutfak pencereleri
el salladı. Babam
uzun uykusundan uyandı
Ladik’de bir jandarma, dayayıp başını
nöbetçi kulübesinin soğuk camına
sevdiği kadını anımsadı
kalbini banıp ayışığı mürekkebine
geceye mührünü bastı
Yürüdü posta katarı
Raylar şafağın şahdamarından fırladı
Temmuz ayında yeryüzü öksüz kaldı
Mahzun Doğan
4- İLKER İBRAHİM İŞGÖREN ****

5-HÜSEYİN FERHAT
1954 Hatay doğumlu. Gazi Eğitim Enstitüsü matematik bölümünü bitirdi. Öğretmenlik yaptı. Adana’da ticaretle uğraşıyor. 1978’den itibaren dergilerde şiirleri yayınlandı. Miteloji ve Türklerin tarihi hakkında çalışmaları var.
İçimi ezer delice bir cesaret
görünmez bir el kilitler kapılarımı,
miskinliğimden değil bu minnet
çaresizim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Çırpınmayı bile unutmuş bir serçe
gibi saklarım göğsüme kanatlarımı,
kadınlığın böyle karşıma dikildikçe
utanırım seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Bilinç denen şey şeffaf bir hançer
her gece deşer yaramı,
yıllar divane ömrümden zulümle geçer
halsizim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Eski yalnızlıklardır soframdaki nicedir
hayatla katlayamam yorgun yaşımı,
büyük aşklar hep gecikmeli gelir
garibim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Erken geldin dünyaya, benden önce
benden önce koştun yollarımı,
şu ince yağmur dinince
gideceğim seni sevdiğimi söyleyemem.
Misafirim.
Hüseyin Ferhad
Böylesine şiire gönül vermiş, çeşitli kulvarlarda şiir yazan büyük ustaların Karaburun’da Börklüce Şiir Günleri için yüzlerce kilometre yol aşarak gelmesi şiir ve sanat adına güzel bir organizasyon. Ancak önceki yıllarda olduğu gibi Karaburun halkı ve esnafının yine Nergis Çay bahçesinin karşı kaldırımında kalması ve gelen şairlere yeterli ilgiyi göstermemesi biraz üzülecek bir durum. Burada suçlu aramadan, kimseyi de suçlamadan bir durum değerlendirmesi yapılması gerekiyor. 9 yılda gelinen nokta hala Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa’nın felsefesini, yaşam tarzını topluma anlatamamışız demek. Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa herkesin onuruyla çalışıp, alın terinin karşılığını eşit bir şekilde alacağı, beraber çalışıp beraber üretmeyi ve eşit paylaşmayı, kimsenin kimseyi ezip hor görmediği, alış verişte hilenin olmadığı, din tüccarlarının insanların dini duygularını istismar edip çıkar sağlayamadığı bir eşitlikçi düzen için çalıştılar ve başarılı oldular. Onlar düzene isyan edip başkaldırmadılar, sadece sömürünün ve hırsızlığın olmadığı, eşit paylaşımın olduğu, beraber çalışmanın bir mutluluk olduğu yeni bir düzen için örnek oldular. Böyle bir düzende yerleri olmayan hırsız, çıkarcı ve insan sömürücülerinin bozulan çıkarları karşısında kendilerini anlatamadılar. Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa hala “yarin yanağından gayrı” tanımlaması ile hatırlanıyor ve hatırlatılıyorsa diyecek fazla bir söz kalmamış demektir.


Etkinliği düzenleyen Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa Kültür Derneği Başkanı’ da böyle isyan ile tanıtıyorsa…
9. Börklüce Şiir Günleri kapsamında konuşan Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa Kültür Sanat ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Atal, Karaburun yarımadasında geçen kanlı savaşı unutturmamaya çalıştıklarına dikkat çekerek şunları söyledi: “Komünist Manifesto yazılmadan önce Anadolu’da birtakım insanlar, sosyalizmi tanımladılar ve bu uğurda canlarını verdiler. “…yârin yanağından gayrı her şeyde / her yerde / hep beraber!…” diyebilmek için bir isyana kalkıştılar. Bu isyan, günümüzde de geçerli. Şeyh Bedreddin’in ötesinde Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’in anısını, felsefelerini yaşatmaya uğraşıyor, Türkiye kamuoyuna duyurmak istiyoruz. Bu nedenle her yıl düzenli olarak Börklüce Şiir Günleri’ni gerçekleştiriyoruz.”
Kaynak: Börklüce Şiir Günleri başlıyor

26 Ağustos 2018 Etkinliğin son günü İNECİK KÖYÜ

Etkinliğin son günü Karaburunlu şairler, SİNİDİKA Müzik Grubu ve Tiyatro gösterileri ile devam etti. Sonia Erem’in sunumunu yaptığı etkinlik İNECİK KÖYÜ’nde devam etti. Sonia Erem neden İNECİK Köyü diye sorulduğunda şöyle diyor “ madem ki köylümüz, esnafımız ve komşularımız Karaburun’a şiir dinlemeye gelmiyorlar veya gelemiyorlar, o halde biz köylere onlara gideriz. Herhalde misafire neden geldin demezler” diye hem biraz sitsem ediyor hem de yeni bir akımın müjdesini veriyor. Karaburun’da şiirin, müziğin, tiyatronun ve sanatın her dalının gitmediği köy kalmaması için çalışmalar sürüyor. Şiir dinletilerinin son günü her yıl başka bir köyde yapılmak üzere temaslar devam ediyor.
İNECİK KÖYÜ


İnecik köyü Karaburun ile Mordoğan arasında kalan Kaynar Pınar ile birlikte anılan şirin bir dağ köyü. Muhteşem manzarası ile sanatseverleri cezbetmiş ve hayatların son bölümlerini bu şirin köyde geçirmelerini sağlamıştır. Avukat-Ressam-Yazar Ahmet Nihat Dercan önderliğinde kurulan İnecik Köyü Kalkınma ve Güzelleştirme Derneği uzun yıllar SANAT ve SANATÇI DOSTU bir köy olarak sanatçıları misafir etmiş. Onlar artık misafir değil köyün yerlisi olmuşlar. Ahmet Nihat Dercan önderliğinde başlayan bu sanat hareketi yapmaya başlanılan KÖY KONAĞI Projesi ile devam ederken Ahmet Nihat Dercan’ın zamansız ölümü ile yarım kalmıştır. Şimdilerde Tepecik SSK Hastanesinden emekli olan DR. Mehmet Cengiz Tümer’in bayrağı devir alması ile yarım kalan Köy Konağı Projesi tamamlanma aşamasına gelmiştir.
Köyde Ressam MUHSİN KURT’un resim atölyesi, Fotoğraf Sanatçısı Belgin Güvendi Esen’in fotoğraf atölyesi sanatseverlere hizmet vermektedir. 2008-2015 yılları arasında yapılan “İNECİK GÖRSEL SANAT GÜNLERİ” 2016 yılında kesintiye uğramış, 2019 yılında yeniden yapılabilmesi için çalışmalar başlamıştır.
İnecik Görsel Sanat günlerinde müzik, resim, tiyatro, şiir ve hatta ebru sanatı dallarında eğitimler verilmekte ve sanatın incelikleri usta sanatçılar ile paylaşılmaktadır.
İşte böyle güçlü bir sanat alt yapısına sahip olan İnecik köyüne de Börklüce Mustafa Şiir günleri yakışmış doğrusu. Sanat ve Sanatçı dostu diye bilinen bu köydeki atmosfer her kesimi etkileyecek türde.


Karaburun’da yaşayan aslen Belçikalı olan şairimiz SONİA EREM mükemmel Türkçesi ve bizleri ne kadar iyi gözlemleyip tanıdığını belirten şiiri ile öylesine bir ders verdi ki onlarca şiir söylense, kitap yazılsa böyle özetlenemezdi.
BİRAZ LAFLAYALIM
Bugün kafamda laf lafı açarken
Aklım lafa takıldı.
Lafta kalmasın diye
Aldım kağıt kalemi lafa dökmek için
Lafa nasıl girerim diye düşünürken
Laftan anlamak gerektiğini anladım.
Zaten daha geçen gün laf işitmiştim
Lafını iyi bileceksin diye.
Neyse lafı döndürüp dolaştırmadan
Lafa devam edeyim.
Çok laf yapan birisi
Laf altında kalmqmqk için
Laf götürmüştü
Başka bir laf canbazına
Laftan anlayan o kişi
Sakın ha! Bu laflar aramızda kalsın
Bilirsin laf torbaya girmez, diyerek
Adamın lafını ağzına tıkmıştı.
Laf yetiştiren adam
Lafla peynir gemisi yürümez diye
Lafını yapıştırdı
Lafını kesen adama
O da lafını geri aldı özür dileyerek
Diğeri ise lafı mı olur dedi…
Neyse laf salatasına çevirmeden
Lafımı burada bitiriyorum.
Hikayenin gerisi zaten lafügüzaf,
Yani hepsi, paLAFra…
01.ocak .2011-SONİA EREM

SARANTA HABER

MUSTAFA KARACA