969 yıl sonra Ömer Hayyam Kırklareli’de

87

969 yıl sonra Ömer Hayyam Kırklareli’ de

Şarap ve Aşkın Felsefesi, Hayyam Şiirleri

Olcay Kulakoğlu, “ ŞARAP VE AŞKIN FELSEFESİ, HAYYAM ŞİİRLERİ” dinletisi ile sevenleri ile buluşuyor. Özgür ve sağlıklı düşünmeye, aklımızı kullanmaya en çok ihtiyacımız olduğu bu günlerde politikanın uzağında şarap, aşk ve şiir konularını içeren böyle bir birlikteliğe gerçekten ihtiyacımız vardı.

Seçilen konu, bin yıl öncesinden gelmesine rağmen hala güncelliğini korumaktadır. Çünkü insanoğlu Dünya’ ya geldiği günden beri özgürlüğe ve aklını özgürce kullanmaya ihtiyacı olan bir süreç yaşamıştır. Bugünde aynı süreçten geçiyoruz. Bin yıl sonra insanoğlu özgürlüklerinin kısıtlanmasını ve başkasına devredilmesini oylamaya sunuyorsa eğer, söylenecek söz kalmamıştır. Ancak Ömer Hayyam 969 yıl önce söze şöyle başlamıştır;

Niceleri Geldi
Niceleri geldi neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen; hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler
Bu dünya kimseye kalmaz bilesin
Ergeç kuyusunu kazar herkesin
Tut ki, Nuh kadar yaşadın zorbela
Sonunda yok olacak sen değil misin?
Ömer Hayyam

Bin yıllık süreç içinde nice krallar ve soytarıları geldi geçti, ne kaldı onlardan derseniz eğer, bakın Ömer Hayyam ne kaldığını nasıl anlatmış ;

Hacı Hoca Olmak Yetmez

Ömer Hayyam şarap üretimi yapan firmalara da şöyle sitem ediyor;

100 Nolu Rubai – Ömer Hayyam

Yıldız ve ay her zaman gökte olacak.

Saf şaraptan iyiyi sanma bulacak.

Şarap satan insana ben çok şaşarım,

Satıp, ondan güzel bir mal mı alacak?

Ömer Hayyam’ı internet bilgilerinden biraz tanımaya çalışalım:

Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim el-Hayyam veya Ömer Hayyam.

Doğumu : 18 Mayıs 1048 – Ölümü : 4 Aralık 1131

İranlı şâir, filozof,matematikçi ve astronom.

Allah, devlet ve toplumsal örgütlenme biçimleri gibi hayata ve insana ilişkin konularda özgürce ve sınır tanımaz bir şekilde akıl yürüttüğü görülmektedir. Akıl yürütürken ne içinde yaşadığı toplumun ne de daha öncesi zamanlarda yaşamış toplumların kabul ettiği hiçbir kurala bağlı kalmamış, kendinden önce yaşayanların insan aklına koymuş olduğu sınırları kabullenmemiş, bir anlamda dünyayı, insanı, var oluşu kendi aklıyla baştan tanımlamış; bu nedenle de çağını aşarak “evrenselliğe” ulaşmıştır. Ancak unutmamak gerekir ki Hayyam’ın yaşadığı dönem, kendisi gibi çağları aşan ve tarihin gördüğü en büyük düşünürlerden birini yaratacak sosyo-kültürel altyapıya sahipti. Kendi tarihinin belki de en aydınlık dönemlerini yaşayan İslam dünyasında felsefenin hak ettiği ilgiyi gördüğü, Selçuklu saraylarında ise sentez bir Orta Doğu kültürü (Türk-Hint-Arap-Çin-Bizans) oluşmaya başladığı bir dönemde yaşayan düşünür, böylece nispeten yansız ve bilimsel bir öğrenim görmüş, Felsefeyi günah saymayan bir toplum içinde özgürce felsefe ile ilgilenebilmiştir. (Kaynak: Wikipedia)

1 Nolu Rubai
Dünyayı süslediler, bir şey kalmadan.
Bu süslere inanma, akıl olmadan.
Giden de çok dünyadan, gelen de ama;
Sen payını al ondan, seni almadan!
299 nolu rubai
İsyan edip, karşında duracağım; nerdesin?
Karanlığı, ışığa yoracağım; nerdesin?
İbadete karşılık, cenneti alacaksam;
Bağış mı, ticaret mi; soracağım; nerdesin?