Acaba dümeni turizme mi çevirsek?

231

Salgın ile birlikte evlere kapanan, izole olarak 1 yıla yakın zaman geçiren insanlar, salgının bitmesi ile birlikte (umuyoruz bir an önce) kendilerini dışarıya atacak, bu bir yılda yapamadıklarını yapacak, kalabalıklara karışacaktır. Bu da festivallere, panayırlara, etkinliklere olan ilgiyi arttıracaktır. Bunu bir fırsat olarak görüp, köklü kültür etkinliklerine sahip çıkıp, ciddi organizasyonlar ile daha bilinir ve çekici yapmalıyız. Hatta yeni etkinlikler, festivaller yapmalıyız.

Kırklareli, il merkezi, ilçeleri, beldeleri ve hatta köyleri ile çok büyük bir kültür potansiyeline sahip. Avrupa ile yarışır seviyedeki tarihi geçmişi ile arkeolojik yerleri, çok kültürlülükten gelen müthiş bir yeme-içme-gıda kültürü, eşsiz doğal güzellikleri ve çok az şehre nasip olan mavi-yeşil renklerin karışımı ile bir kültür mozaiği.

Ama biz bir türlü bu kültür potansiyelinin farkına varmıyoruz/varamıyoruz.

– Avrupa ve tüm dünyanın ilgisini çeken ve yakından takip edilen Aşağıpınar-Kanlıgeçit arkeoloji alanının kıymetini ne yazık ki bilemiyoruz ve bu potansiyeli değerlendiremiyoruz. Oysa ki en az Göbekli Tepe kadar öneme sahip bu arkeoloji alanımızın şehrimize kazandıracağı büyük bir turizm potansiyeli var.

– Kırklareli mutfak kültürü ile de çok ciddi bir potansiyele sahip. Daha önce 2015 yılında Kırklareli Üniversitesi ile Boğaziçi Üniversitesi ortak düzenlenen, Boğaziçi Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Burçin Hatipoğlu ve Kırklareli Üniversitemizden Öğr. Gör. Ali Çakır Hocalarımın koordinatörlüğünde Kırklareli’de gerçekleştirilen “Trakya Gastronomi Festivali” Kırklareli’de ve Trakya’da çok ses getirmiş ama devamı gelmemişti. Etkinliğe katılan üreticiler, sponsorlar, akademisyenler ve ziyaretçiler tarafından festival çok beğenilmiş, tam puan almıştı.

– Trakya’nın iç kesimlerinden gelerek Üsküp Beldemizde birleşen, “Tarihi Diyonissos Şarap Yolu”, bağ ve üzüm şehri olan Kırklareli için antik tarihten kalan bir miras. Peki biz bu mirastan ne kadar yararlanabiliyoruz?

– Yine Kırklareli’nin en köklü ve renkli etkinliklerinden Kakava için Edirne ile yarışmak zorundayız, Bağ Bozumu Şenliklerini ise kent panayırı havasından kurtaramadık. En son düzenlenen etkinlikler biraz biraz ulusal tv kanallarında kendine yer bulmaya başlamıştı. Ama geçerli nedenlerle bir çok defa ertelenmek zorunda kaldı.

– Dupnisa Mağarası, zaten ünü dünyaya yayılmış bir doğa harikası ama yine bu harikanın yerelde bir kaç istisna haricinde turizm getirisi yok denecek kadar az. Dupnisa’dan yeteri kadar yararlanamıyoruz sanırım.

– Kırklareli doğal ormanları, yürüyüş ve bisiklet parkurları için biçilmiş kaftan. Yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve turizm rehberlerinin katılımıyla oluşturulacak parkurlar ve etkinlikler, yoğun şehir hayatından kaçıp, doğayla iç içe olmak isteyenler için çok değerli bir alternatif olacak, yerel halk için ise bir turizm sektörü olacaktır.

– Daha sayamadığımız ve potansiyeli yüksek olan, yamaç paraşütü, bisiklet yolu, mağaralar, antik harabeler, kiliseler, plajlar, gastronomi, bağ ve şarap kültürü hep bizim değerlendiremediğimiz ama katma değer potansiyelleri yüksek kültür ve doğa turizmi alternatifleridir ve değerlendirilmesi gerekir.

Hikmet Metin – 18 Ocak 2020 – Kırklareli