AGROEXPO 2018 – 13. Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı

170

AGROEXPO 2018 – 13. Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı

01-04 ŞUBAT 2018 İzmir

Bu yıl 13.sü düzenlenen Tarım ve Hayvancılık fuarının Ana Teması “TARIM-04” olarak işlendi.

Tarım ve Hayvancılığımızın bunca sorunu varken, 133 ülkeden 120 çeşit tarımsal ürün ithal ederek insanımızın beslenme ihtiyacını ancak karşılayabilirken, tartışılması gereken onca sorun bizi beklerken “TARIM 04”  ne anlama geliyordu.

Çok uzaklara gitmemize gerek kalmadan tarımda makineleşme olmadan ve hatta KARASABAN ile üretim yaptığımız yıllarda bile tarım ürünleri ihracatımızın önemli bir gelir kaynağı idi. Son 50 yılda ne oldu bize de tarımsal ürünlerde dibe vurduk, fasulyeden mercimeğe, etten süte kadar her türlü tarım ürünün ithal eder hale geldik.

Sosyal yaşamımızın her alanına giren teknolojik gelişmeleri artık kullanmak zorundayız. Telefonsuz veya bilgisayarsız veya televizyonsuz bir hayatı düşünmek bile istemiyor insanlar. Bu tür sektörlerde yaşanan baş döndürücü teknik gelişmeler hayatımızın önemli bir bölümünü elimizden aldı gitti. Artık ilkokul çocuklarının elinde akıllı telefonlar ve evlerinde bilgisayarlar.

Bu teknolojik gelişmeler her sektörü, otomobil sanayi, turizm sanayi, tekstil gibi tarımı da elbette etkileyecekti. Ahırlarımızda hanımlar artık el ile süt sağmıyor, akıllı makineler onların yerine her işi hallediyor. Elle çapa yapma devri geçti. Artık harman nedir, döğen nedir bilen kalmadı. Makine giriyor tarlaya bir iki saat içinde ekinler depo da veya ofiste.

Kısaca özetlersek bütün bu teknolojik gelişmelerin tarım sektöründe uygulanmaya başlaması olarak kabul edebiliriz “TARIM 04” ü.

Tarıma teknolojinin girmesi ne demek ? “Daha kaliteli, daha ucuz, daha çok üretim “ demek. Bu tür üretilen tarımsal ürünlerinde tüketiciye ulaşması için yapılan depolama, lojistik ve pazarlama faaliyetleri ve bu faaliyetlerin yürütülmesi için gerekli makineler ve teknolojik gelişmeler Tarım 04 kapsamı içindeki gelişmeler olarak sayılabilir.

Her türlü teknolojik gelişmeye ve gelişen teknolojilerin hayatın her alanında olduğu gibi tarımsal faaliyetlerde kullanılması elbette olumlu ve olması gereken gelişmeler.  Peki, bu teknolojik gelişmeleri yaşarken ve uygulamaya çalışırken nasıl oluyor da tarımsal ürünler elde etme potansiyelimiz varken, yeteri kadar üretmiyor ve ithal ediyoruz. İşte sorulması gereken soru bu olmalı.

Türkiye tarım sektöründeki sorunlarını bir kenar atmış şehirlerdeki sorunları “ konut-yol-trafik-nüfus yoğunluğu- işsizlik ve hatta son günlerde artan TERÖR” çözmeye çalışıyor. Her bir sorun için milyarlarca lira kaynak israf ediliyor. Halbuki “elbette her biri ayrı bir öneme haiz olmasına rağmen” sorunun başının köylerden kente göç olduğu veya TARIM SEKTÖRÜNÜN sorunun olduğu konusunda bir görüş birliğine varsak belki çözüme giden doğru yolu bulabiliriz. Çünkü KIRSALIN SORUNU ÇÖZÜLMEDEN KENTLERİN SORUNU kolay kolay çözüme kavuşmaz.

1970 li yıllarda Dünya tarımına örnek olacak bir kooperatifleşme yaşadık. Birçok başarılı kooperatifimiz inanılmaz başarı hikayeleri ile tarımsal üretimi arttırarak üretici ve tüketici arasında bir bağ ve denge kurdu. Ancak biz kooperatifleşmeye teşvik edip bilimsel ve yönetimsel destek sağlayacağımız yerde kooperatifleri siyasi amaçlarla çalışamaz hale getirdik. Dünya şimdi 2018 yılında tarımda kalkınma modeli olarak bizim bıraktığımız yerden kooperatifçiliği teşvik ediyor.

Kısaca şunu diyebiliriz belki de, makineye ve teknolojik gelişmeye evet ama insan faktörünü unutmadan. Çünkü üretende, yönetende, tüketen de neticede İNSAN. Biz makineler için üretim yapmıyoruz ki, bütün bu çalışmaların, gelişmelerin amacı, İnsan’ a daha iyi ve sağlıklı hizmet etmek değil mi ?

Bu görüş felsefesi içinde yürütülmeye çalışılan kooperatifleri destekleyen yerel yönetimlerin desteklediği üreticiler ve tüketicilerin ortak çıkarlarını düşünerek faaliyet gösteren ve adına “İZMİR MODELİ” veya İzmir uygulaması da diyebileceğimiz tarımsal ve yönetimsel model Türk Tarımı için bir çıkış noktası olabilir. Emeği geçenleri saygı ile selamlıyoruz. İzmir Modeli tüm Dünyada uygulanmaya başladığında TÜRK KOOPERATFÇİLİK MODELİ olarak anılacaktır.

Mustafa Karaca – 05.Şubat.2018-İZMİR