Ah Hilmi Paşam Ah

194

Kasap’ tan alınan et’e soğan doğranmayacağını biliyorsunuz da

Soğan’ın üzerine limon sıkılacağını niye unuttunuz ?

Basını ve mahkemeleri uzun süredir meşgul eden, 330 subayın tutuklu olarak yargılandığı “BALYOZ DAVASI “ nihayet sona erdi. Dava sona erdi fakat tartışmaları uzun süre devam edecek gibi. Turizm Bakını Sayın Ertuğrul Günay’ ın dediği gibi “ Bereket versin ki nihai karar değil” Yüreklerimiz biraz rahatladı. Yargıtay aşaması var, yani “ ANKARA’DA YARGIÇLAR VAR”.

İstanbul’ da yargılayan ve Ankara’ da bu kararı bir daha kontrol edecek yargıçlar, ayni hukuk eğitiminden geçmedi mi, doğruyu yanlışı beraber öğrenmedi mi? Eğer öyle ise fazla bir değişiklik beklemek biraz hayal gibi geliyor. Dışarıda olanları da, içeride yatanları da hayal edecek uzun günler bekliyor

Mahkemenin verdiği karara itirazlar, genelde birçok belgenin düzmece olduğu ve zamanlama hataları. Bu kadarı bile çok vahim. Memleketi korumak için eğitip yetiştirdiğimiz subaylarımız, nasıl bir eğitim aldılar ki kendilerini düzmece belge karşısında savunamadılar. Bu eğitim düzeyi ile ülkemizi nasıl savunacaklardı acaba?. Daha üzücü olanı ise her türlü kararına saygı duyduğumuz mahkemelerimizin belge düzenlemekle suçlanması. İnşallah bu okuduklarımız ve duyduklarımız bir rüyadır ve hiçbiri gerçek değildir. Hani temel fıkrasında anlatıldığı gibi “ MESELA DEDÜK “

Hilmi Paşamızın ete soğan doğraması ile tartışmalar başka bir yöne doğru kaymaya başladı. Paşamız Türk Ordusunda en üst düzeye çıkabilme şansına ermiş değerli bir askerdir. Komutanlık yaptığı dönemde, maazallah bir savaş çıksa idi “ mesela dedik” binlerce asker emir komuta zinciri gereği onun vereceği karar ve emir ile gözünü kırpmadan ölüme gidecekti. Çünkü Paşa’ nın oturduğu koltuk “ BEN SİZE ÖLMEYİ EMREDİYORUM” diyen bir komutanın koltuğudur. O, ölüm emrini vermek her askerin ve komutanın harcı değildir. Çünkü o komutan ölüm emrini verdiği zaman, askerlerini geriden takip eden değil, onlarla birlikte beraber ölüme giden komutandı. O komutanlar Vatan’ ı düşman işgalinden kurtarmak, ülkenin ve milletin bağımsızlığı için askerleri ile omuz omuza ölüme giden komutanlardı. Hiçbir tanesinin ete soğan doğradığını ve üstüne de limon sıktığını duymadık. Yazık oldu bunca yıla paşam. Mutfak işi bizim beceri konumuzun dışında.

ÜLKE güvenliğini sağlamak için yetiştirilen Ordu, toplum güvenliğini ve düzenini sağlamak için yetiştirilen, topluma adalet sağlamakla görevli yargıçlar ve bütün bu işleri bir düzen içinde organize etmek için var olan siyasal düzenin temsilcileri ve diğer onurlu görevleri yapan her kesimin ortak düşüncesidir VATAN’ ın güvenliği ve toplumsal birliğimiz. Vatan’ ı korumakla görevli bu kişilerin hepsi kutsal bir görev uğruna bir şeyler yapma düşüncesi ile hareket ederler. İçlerinde kendini görevine fazla kaptıranlar veya diğerlerinin yanlış yaptığını düşünenler de olabilir, fakat hepsinin bu toplumun içinden çıktığını unutmayalım. Kişiler elbette fanidir ve bu görevleri geçicidir. Kalıcı olan ise Ülke bütünlüğü ve kurumlardır. Ordu’ nun hata yapan fertlerini, yargının hata yapan yanlış kararlar veren, birilerini hapse atmak için belge düzenlediği iddia edilen yargıçların hatalarını irdelerken kurumları yıpratmamaya özen gösterelim. Çünkü Ordu- Yargı- Yasama gibi organlar bir ülkenin var olması için gereken organlardır. Biz neler gördük, neler yaşadık. Tarihe geçen, fıkralara konu olan Karakuşi Hakimleri de bizim toplumuzdan çıktı.

Bunların hepsi geçicidir ve geçecektir. Bazıları hak etmedikleri bir bedel ödeseler de geçecektir. Çünkü tarih kimi ne zaman kahraman, ne zaman hain yazacağına geç karar verir ama doğru karar verir. Bu yanlış kararlar bazen Ankara’ dan döner, bazen tarihin derin sayfalarından. Mustafa Kemal ve arkadaşları Kurtuluş Savaşı’ na başladıkları zaman boyunlarında Padişah’ ın ölüm fermanı vardı. Fakat Savaş sonunda onlar kahraman olarak boyunlarına Kurtuluş Savaşı Madalyası takarken, onlar hakkında ölüm fermanı verenler hain olarak Düşman Gemisi ile yurdu terk ediyordu.

Biz bu ülkenin birlik ve beraberliği için mücadele eden herkesi saygıyla anıyoruz. Bazen yanlış karalar da verseler, hepsi bu toplumun içinden çıkmış bizim insanlarımızdır.

MUSTAFA KARACA