AHLADİA (BLEÇAN ) KÖYÜ

16 Ağustos 2016 Salı gece-

AHLADİA (BLEÇAN ) KÖYÜ

 

 

 

 

Bugün yolumuz Drama’ nın, Nevrokopi beldesinin Ahladia köyü. Bu köye neden geldik derseniz eğer çok farklı bir göç hikayesi karşımıza çıkar. Ahladia Köyünün eski ismi BLEÇAN.

1922 mübadelesi ile nasıl Konya Barla’ dan gelenler Mavrafolos’ a geldi ise bizimkilerde Bleçan’ dan Kırklareli Bedre ( bugünkü ismi Kayalı ) köyüne iskan edilmişler. Bleçan’ dan giden Türklerin yerine ise Karadeniz Giresun ve Samsun Bafra taraflarından gelenler iskan edilmiş. Bu sebepten köy laz lehçesine yakın bir Türkçe konuşur. ( geleyruk-gideyruk,yapayruk,edeyruk gibi).

Gökhan Uyanık’ ın yazmış olduğu “Rodoplarda Son Soluk “ isimli kitapta geçen hikaye bu köyde geçmiş ve yaşanmış gerçek bir hikayedir.

 

 

Gökhan Uyanık’ ın dedesi olan Sadık bu köyde yaşamış, kasaplık yapmış ve civar köyler tarafından da bilinip sevilen bir insan imiş. Hikaye kahramanı Sadık’ ın yaşadığı köyü, evini ve çevresini görüp tekrar anıları tazelemek 100 yıl sonra torun Gökhan’ a kısmet oluyor. Gökhan’ ın dedesinin evinde bugün bizi misafir eden Zisis Koronidis’ in damadı oturuyor. Türklerden kalan anılar azalmış tabi. Aradan geçen 100 yıl insanları yaşlandırdığı gibi binalarda yaşlanmış ve bakılmayanlar yıkılmaya başlamış. Bleçan’ ın son Türk muhtarının evi zamana karşı direnmekten vazgeçmiş ve bölüm bölüm yıkılmaya başlamış. Belki de son defa Türkiye’ den birileri gelse de beni görse, ondan sonra yıkılsam diye son direnmeleri gösteriyor.

Eski cami yıkılmış ve yerine savaşlarda ölenlerin anısına bir anıt dikilmiş. Eski çeşme ise Rodoplar’ dan gelen soğuk sularını akıtmaya devam ediyor. Köy kahvesinin karşısında bulunan kafe’ nin duvarında horon oynayan ve kemençe çalan bir ekip’ i temsil eden resim hala canlılığını muhafaza ediyor.

Köy’ e gittiğimizde Zisis’ i bizi bekler bulduk. Köylülerle biraz Lazca sohbet ettikten sonra misafir kalacağımız eve gittik. Akşama kadar çok vaktimiz olduğu için Gökhan Uyanık’ ın babaannesinin köyü olan Debrenli ( debrencik ) köyünüde ziyaret edelim istedik. Debrenli köyü Ahlatia’ dan 5 km uzaklıkta yolu olmayan Bulgaristan sınırına yakın son köy. Türkler gittikten sonra köyde bir daha yaşam kalmamış. Bugün bir tek aile oturuyor, diğer evler yıkılmış harabe gibi.

Akşam Zisis ‘ in evinde kurulan hoş geldin sofrasının başka misafirleri de var. Bay Zisis’ in kızı ve damadı 25 yıl Almanya’da çalışmışlar. Bay Zisis’ de 35 yıl Stutgard’ da bir inşaat firmasında çalışmış. İnanılmaz göç ve yaşam öyküleri paylaşıyoruz. Lazca’ mızın yetmediği yerde almanca anlaşıyoruz. Bazen bizde (anlayruk, bileyruk ) diyerek Lazca konuşuyoruz. Gökhan Uyanık’ ın kitabında emeği geçenlerin şerefine teker teker kadeh kaldırınca masamızda içkimizin bittiğinin farkına bile varamıyoruz.

 

 

 

 

Bay Zisis köyün kuruluşundan itibaren bütün hikayesini yaşayan ve bilen insan. Dedelerinin ona anlattığı ve verdiği öğüt’ü hiç unutmuyor. Mübadele için gelenler Karadeniz’ den Bleçan’ a ulaşana kadar uzun ve zor koşullar altında yolculuk yapmışlar. Geldiklerinde kış yaklaşmış. Yağmurlar ve soğuk başlamış. Köy Rodopların zirvesinde bir orman köyü. Bugün dahi uygun yol yok, düşünün 1922 şartlarını. Türk köylüler ile toplantı yapıyorlar, nasıl geçiniriz, kışı nasıl atlatırız diyerek. Teklif Türk köylülerden geliyor. “ Siz buraya yeni geldiniz, biz ise gidiyoruz. Buraların kış şartları çok zor geçer. Tarlanız, tohumunuz yok, nasıl yaşarsınız. Biz bahara kadar birlikte yaşayalım, tarlaları beraber ekelim, tohumları saçalım ve hasat zamanı siz hasadınızı elde edip yaşama devam edersiniz. Zaten bu tohumlukları bu zor koşullarda Türkiye’ ye götüremeyiz, ziyan olmasınlar ve sizin işinize yarasın. “ Bu samimi teklif sonucu bahara kadar Türklerin ambarlarında ne varsa beraber yer, beraber içerler, tarlaları beraber sürerler. Hiçbir kitapta yazılı olmayan, hiçbir yerde anlatılmayan dostluk hikayeleri yaşanır. Veda vakti geldiğinde her iki tarafta gözyaşları ile tekrar görüşebilmek umudu ile kucaklaşırlar. Bir daha görüşmek mümkün olmaz ama, 2016 yılında bir Gökhan Uyanık çıkıp Bleçan’ a gecikmiş de olsa bir ziyaret yapar. İşte bu yüzden bu ziyaret çok önemli ve köylülerde gerekli ilgi ve saygıyı fazlası ile gösteriyorlar. Rumlar’ da vefalı davranıyorlar ve Osmanlı zamanında rum ismi olan Bleçan’ ı, Türk ismi ile değiştiriyorlar. “AHLADİA”

 

 

 

 

Köy civarında Türklerden kalma çok ahlat ağacı olduğu için, ahlat ağacı bol yer anlamında “AHLADİA “ diyorlar, tıpkı Almanların çok olduğu yer “alamania” gibi.

Türkler köyden gittikten sonra sanki doğa da küsüyor ve ahlat ağaçları teker teker kuruyup ölüyorlar. Şimdi köy civarında çok az sayıda ahlat ağacı kalmış, onlarda doğa koşullarına direnip kurumamaya çalışıyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

Bay Zisis, Bleçan ( Ahladia) dan giden Türklerin öyküsü ile büyüdüğü için Türkiye ziyaretini öncelikler Kayalı köyüne yapmak istiyor. Daha sonra dedelerinin geldiği uyKaradeniz Giresun ve Samsun’ u gezmek istiyor. Şimdiye kadar kısmet olmamış ama herhalde artık gelir ve bizde onları misafir etmekten mutlu oluruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUSTAFA KARACA

17,08,2016 Ahladia ( Bleçan )