Akçakoca (Düzce) Denizcilik Bayramı

28

Karadeniz gezimizin son durağı olan Akçakoca’ ya uğramamızın önemli nedenlerinden bir tanesi de Haydar Meriç’ in sahile çıktığı yer olmasıydı. Hazır gelmişken Akçakoca’yı biraz tanıyalım ve okurlarımıza tanıtalım istedik.

Akçakoca’ya ismini veren kişi Osman Gazi’ nin yakın arkadaşı Akçakoca’ yı unutmamak için Osman Gazi ile birlikte güzel bir heykeli yapılmış. Orta’ da Osman Gazi, sağında Akçakoca, solunda Konur Alp, girişte sizi selamlıyorlar. Kim bilir, Haydar Meriç belki Akçakoca’ya şikayet için orada denizden çıkmıştır.

Diapolis – Akçaşar – Akçaşehir – Akçakoca

Akçakoca tarihi ile ilgili bilgileri incelersek eğer biraz akrabalık bağımız olacak gibi. Bölgede yapılan kazılarda elde edilen bir takım eşyalardan yola çıkarak Akçakoca’ nın MÖ 1220 yıllarında Trakya’ dan gelen Trak akıncıları tarafından kurulduğunu öğreniyoruz. Yani bizim Trakyalı Traklar Anadolu sahillerini de ziyaret etmişler.

Akçakoca Roma ve Bizans döneminde DİAPOLİS adı ile biliniyormuş. Diapolis ise “PARLAYAN ŞEHİR “ anlamına gelmektedir. Tarihte,”Trak Boğazı” olarak bilinen İstanbul Boğazı’ nın doğu yakasına  “ANADOLU TRAKYASI” deniliyormuş. Akçakoca yeniden parlayan şehir olma özlemini çekiyor.

Akçakoca stratejik konumunun özelliğinden dolayı Kurtuluş Savaşı sırasında önemli olaylara şahit olmuştur. İstanbul işgal altında olduğu için Anadolu’ ya geçmek isteyen yurtseverler Akçakoca’ da sahile çıktıktan sonra kağnı arabaları ile yola devam etmişler. Akçakoca’nın gemilerin yanaşmasına uygun bir limanı olmadığı için limandaki balıkçı tekne ve kayıklarının mücadeleye katılmalarının büyük önemi olmuştur. Kayıkçıların o günlerdeki mücadelelerinin anısını yaşatmak için yapılan Denizcilik bayramında kayık yarışları da düzenlenmektedir.

Akçakoca Kurtuluş Savaşına takaları, kayıkları kağnı arabaları ile erkek, çocuk ve de kadınları ile öylesine büyük bir güç ve destek verdi ki bu ancak büyük bir şairin kaleminden destan olarak anlatılabilirdi. Bu görevi de Nazım Hikmet Kurtuluş Savaşı Destanı ile yerine getiriyordu.

AYIN ALTINDA KAĞNI KOLLARI
Ayın altında kağnılar gidiyordu Kağnılar gidiyordu
Akşehir üstünden Afyon’a doğru
Toprak öyle bitip tükenmez
Dağlar öyle uzakta
Sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle,
ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında,
ve ayakları altında akan
toprak toprak ve topraktı
Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yatakl
arında koyu mavi humbarlar çırılçıplaktı (humbar: el ile atılan yuvarlak bomba)
Ve kadınlar birbirlerinden gizleyerek bakıyorlardı
ayın altında geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine…
Nazım Hikmet

Bu öylesine inanmış ve kutsal bir mücadele idi ki bu mücadeleyi hiçbir heykeltıraşın şekillendiremeyeceğini belirtiyordu,  o günleri yazan Amerikalı yazar ANN BRİDGE.

“Henüz hiç bir heykeltıraşın taş üzerinde şekillendiremediği, ağır yük taşıyan kadınlar ile analarının yanında otlayan buzağılar gibi onların ardında yürüyen çocuklara ait heykelleşmiş görüntüler, karlar altında ve dondurucu soğukta yorgun argın yol alacaklardı.” Amerikalı yazar Ann Bridge

İşte böyle muhteşem bir geçmişi var Akçakoca’ nın. Biz de Akçakoca’nın anısına Akçaşehir olarak bilinen bu kasabamızı 07 Eylül 1934 tarihinde Akçakoca olarak anmaya başlamışız.

Peki kimdir bu Akçakoca?

Osman Gazi’nin silah arkadaşı Orhan Gazi’nin Lala’sı olan Akıncı Komutanı AKÇAKOCA, 1323 yılında Bizans’ın bir uç kalesi olan bölgeyi alarak Osmanlı Beyliği topraklarına katmıştır. O tarihten itibaren de Akçakoca Türk toprağıdır. Akçakoca Osman Bey’i anladık ama, Konuralp’in onların yanında ne işi var derseniz. Konuralp’in de Akçakoca’nın bağlı olduğu Bolu Beyliğinin beyi olduğunu öğreniyoruz. Hani Köroğlu “Benden selam olsun Bolu Beyi’ne“ diyor ya işte orası, fakat bu bey o bey değil bilesiniz.

İPSİZ RECEP – YÜZBAŞI RECEP

Akçakoca için önemli bir kahraman, adına TV dizisi yapılan İPSİZ RECEP isimli Kurtuluş Savaşı kahramanıdır. Kurtuluş Savaşı sırasında gösterdiği kahramanlıklar ile Atatürk’ün ilgisini çekmiş ve Ankara’ya davet edilmiştir. Ancak İpsiz Recep; “Tilkinin pazarda işi yoktur“ diyerek bu teklifi kabul etmemiş ve Ankara’ya gitmemiştir. Yani demek istemiştir ki; “biz savaşı ülkemiz ve ailemiz için yaptık…” anlayana. Fakat yeni kurulan Cumhuriyet onun bu kahramanlığını unutmamış ve 43.Alay Yüzbaşı rütbesi ile onurlandırmıştır.

Akçakocalıların Kurtuluş Savaşındaki yararlılıkları Cumhuriyet Hükümetinin hediye ettiği bir savaş topu ile ödüllendirilmiş.

Akçakoca’nın tarihi ile ilgili bu kısa bilgilerden sonra gelelim günümüze.

Liman’ da görüştüğümüz sırada dostumuz “ şanslı günde geldiniz. Bugün Denizcilik Bayramı kutlamaları var.” Aslında etkinliğin tam ismi Denizcilik ve Kabotaj Bayramı”. Kalıp izleyin.“ diye söyleyince bir de bayram şenlikleri izleyelim dedik.

Liman saat 9.30 doğru hareketlenmeye başladı. Yüzme yarışları, kürek yarışları, halat çekme yarışları ve en ilginci yağlı direk üzerinden bayrak kapma yarışı vardı.

Şenlikler saat 10.00 da başlayacağı için tüm yarışçılar ve izleyiciler hazır, startın verilmesini bekliyorlar. Saat 10.30 oldu start hala verilmeyince güneş altında bekleyen yarışmacılar şikayet etmeye başladı. Yapılan anonslardan öğrendik ki Düzce Valisi Sayın Ali Serin startı verecekmiş. Nihayet Sayın Vali saat 10.42 de teşrif ettiler ve yarışlar başladı. İnsanlarımız ve de büyüklerimiz zaman ve dakika kavramına hala alışamadıkları için böyle ufak gecikmeler oluyor olsa da bazen hoş olmuyor. Karadeniz insanı bu sıcakta beklemeye fazla dayanamaz.

Yüzme ve kürek yarışlarından sonra en ilginç yarış halat çekme yarışı idi. Aslında güç ve kuvvet isteyen bir yarış olmasına rağmen bazen anlık dikkat ve konsantrasyon gücün önüne geçebiliyor. Görünüşte kazanması gereken değil, o an güçlü olan kazanıyor.