Akıl defterindeki özdeyişler ve düşünceler

615

Türkiye’de yerli kozmotik sanayini kuran Bandırma’nın Haydar Köyü’nden Adnan Hunca sonraki gün yapacağı işleri yazar, kağıdı akşamdan evden çıkış kapısının eşiğine koyarmış.

Bu notlara AKIL DEFTERİ dermiş. Bunu hergün yaparmış. Bu ir anlamda sonraki günü akşamdan programlamaktır. Tabii aklın not edilenlerin üzerine yönlendirilmesidir.

Ben işlerimi değil de okuduğum kitaplardaki özdeyişleri bir deftere yazar, onlar üzerinde düşünürüm. Herkesin bir pilav yeyişi vardır derler ya böyle bir şey.

Kırklareli’nin ünlü işadamlarından Emil Kanati iş arkadaşlarına, parasal sıkıntı çekenlere dermiş ki; “Neye üzülüyorsun kuzum? Dünyada kazanılmış paradan daha çok kazanılmayan para vardır. Onu düşünün.

Yıllar önce okumuştum. Hatay’da bulunan bir mermer levhada şöyle yazarmış;

Deniz kendisinden alınan toprağı bir gün gelir geri alır. İzmit Depremi’nde Gölcük’de deniz yüzyıllar önce insanların kendisinden aldıkları toprakları geri almıştır. Gölcük’de deniz kendisinden alınan yerlerle buluşmuştur. Onun için derler ki; “Toprak ile deniz birbirlerine düşmandır.”

Bir süre önce bir Fransız gazetecinin yazdığı “Amerika Meydan Okur” kitabını okumuştum. Sosyal, siyasal ve ekonomik ilişkilerin FAYDACI ilişkiler esasına oturtmuş olan Amerikan Anayasasının bir hükmüne göre “BİLGİ TOPLUMA AÇIKTIR” Bu ne demektir?

İnsanlar öğrenme, öğrendiğini kullanma ve ifade hakkına sahiptir. Despotik idarelerin zaman zaman Bilgi Yolları’nı tıkamaları, öğrenme hakkını baskı altına almaları toplumun gerilemesi anlamına gelir ki sosyal mücadeleler tarihi bu tür olay ve yasaklarla doludur.

Yunanlılar ile Anadolu topraklarının arasında unutulmaz olaylar vardır. Mesela eski Yunanlılar’dan Akalar, Çanakkale üzerinden ve denizden Ege kıyılarına gelmişler, burada Troyolularla savaşmışlar, topraklarını almışlardır. Yüzyıllar sonra Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale’de bu savaşın hesabını sormuştur. Her ne kadar Çanakkale Yunanlılar ile yapılmamıştır ama Çanakkale’ye Türkler ile savaşmaya gelenler, Anadolu üzerinden Yunanlılara umut vermiştir. Nitekim 1920 tarihinde Yunanlılar Anadolu’yu işgal amacı ile İzmir’den karaya çıkmışlardır. Sonunda Mustafa Kemal onları Anadolu’da yenilgiye uğratmış, denize dökmüş, Lozan Barış Anlaşması gereğince 400 bin Rum’u Anadolu ve Trakya’dan Yunanistan’a göndermiştir. Bu olayı Yunanlılar tarihlerine:

Evlerimizi dağlardan gelenler aldı” diye yazmışlardır. Anlaşılıyor ki; Yunanlılar tarih bilmiyorlar. Onlar Anadolu ve Trakya’yı almak isterken evlerinden olmuşlardır. Bunu dağlardan inenler değil, Asya’dan gelenler yapmışlardır.

TRAKYA’NIN ESKİ TOPRAKLARI EFSANEDİR

Bunu kim demiş ise, Trakya’yı ifade etmiştir. Eski zamanlarda Trakya’nın Tanrıları, Tanrılara adanan Trakya toprakları efsane idi. O çok tanrılı dönem böyle idi ve Trakya topraklarından bereket fışkırıyor, bağlar büyük salkımlı üzümler veriyor, yerden şarap fışkırıyordu. Bilenler böyle anlatıyorlardı Trakya topraklarını. Diyorlardı ki; “TRAKYA’NIN ESKİ TOPRAKLARI EFSANEDİR.”

Afgan ulusunun da bir atasözü vardır. Bu söz dere vadilerine, akarsu kıyılarına ev yapanlar, hayvanlarına ahır, koyunlarına kışlar yapanlar için çok önemlidir. Afganlılar der ki;

“BİR YERDEN DERE GEÇMİŞ İSE O DERE GÜN GELİR YİNE O YERDEN GEÇER.”

Söz sözü aştı söz buraya ulaştı.