Aklın serbest düşünmeye, bilginin ilerlemeye ihtiyacı vardır

181

Türkiye Anayasalı yönetim biçimine 1876 yılında geçmiştir. Anayasayı devrin ünlü devlet adamı Mithat Paşa yazmıştır. Mithat Paşa o yıllarda cumhuriyeti düşünüyordu ama 1.Meşrutiyet ile yetinildi.

Ancak meşrutiyetli dönem bir yıl kadar sürdü. Padişah 1.Abdülhamit Osmanlı-Rus Savaşını bahane ederek Anayasayı rafa kaldırdı. Mithat Paşa da sürgüne gönderdi, sonrada Taif Zindanlarında Edirneli birilerine boğdurdu. Oysa YENİ OSMANLILAR adı altında Padişah’ a muhalefet yapan, meşruti yönetim isteyen Osmanlı aydınları hayal kırıklığına uğradılar. Yeni Osmanlılar ya da Jön Türkler Namık Kemal’ den, Ziya Paşa’ dan, PRENS Sabahattin’ den, Ali Suavi’ den ve daha başkalarından oluşuyordu.

Yeni Osmanlılar 1789 Fransız İhtilali’ nden etkilenmişlerdi. Yönetimde yenilikler, düzenlemeler istiyorlardı. Namık Kemal ilk defa “VATAN” sözcüğünü kullanmıştı. Vatan’ın ne olduğunu ise bilmiyorlardı, Osmanlının egemenliği altındaki uluslar. Ulus Devlet olma bilincine sahiptiler. Balkan ülkelerinde daha etkili ve daha radikal hareketlere neden olan bu siyasal gelişme karşısında Osmanlı Sultanları ve aydınları fazla bir şey istemiyorlardı. Avrupa’daki değişimin Devlet’i temellerinden sarstığını görmüyorlardı.

Balkanlarda taşlar yerinden oynamaya başlamıştı. 1908 2.Meşrutiyet Devrimini gerçekleştirdiklerinde Balkan Ülkeleri Osmanlı Devleti karşısında savaşacak güce ulaşmışlar, bir cephe oluşturmuşlardı. Padişah 2.Abdülhamit’ in yeni okullar açarak kullarını uyandırması, bilgilenip bi-linçlendirmesi mümkün değildi. Zira geç kalmıştı, tavşan bayırı aşmıştı. Ufukta 1912 Balkan Savaşı görüyordu. Balkan Savaşından iki yıl sonrasını düşünenler Bir Dünya Savaşı görüyorlardı. Nitekim iki yıl sonra Osmanlı Devleti kendini savaşın içinde gördü. Bir savaş ki, Osmanlılar 8-9 cephede savaşmak zorunda kalmışlardı. Ancak bu savaşların üstesinden gelecek ne beyin vardı, ne de siyasi oyun yapacak güç vardı. Osmanlı eğitimsizdi. Dünya ve Avrupa bilgileri yetersizdi. İleri ülkeler bilginin, bilinçli olmanın neler yapabileceğini biliyorlardı. Rönesans ve reform hareketi ile bir ayrıcalık yaratmışlardı. Yukarıda dediğimiz gibi Osmanlı Devleti son yıllarına kadar eğitimsizdi. İnsan hakları, hukuk üstünlüğü çağdaş bilgiye ulaşmamıştır. Osmanlı Devletinde eğitim 1830 lu yıllardan sonra başlamıştır. Bu yüz<den Avrupa ülkeleri ile aramızda eğitim bağlamında 300 yıl’ a yakın bir bilgi ve kültür açığı meydana gelmiştir. Cumhuriyet bu kültür açığını kapatamamıştır. Bilgiyi tabana, kırsal kesime indirememiştir. Bunun çeşitli sosyal, siyasal ve ekonomik nedenleri vardır. Harf Devrimi bir anlamda Kültür Devrimidir. Mustafa Kemal Atatürk en çok bu devrimde zorlanmıştır. Bugün dahi Avrupa ülkeleri ile eğitim açığını kapatmış değiliz. Eğitimli öğretmen, derslik ve kaliteli kuşaklar yetiştirme gibi sorunlarımız vardır. Tartışan, araştıran, okuyan yanımız maalesef zayıftır. Çağdaşlaşmamızı engelleyen, geciktiren nedenleri gözden geçirmemiz gerekir. Bu sorunlar yanında “BİLGİYİ KULLANMA “  sorunumuz olduğunu da unutmamalıyız.