ALİ BEKTAŞ DEDE’ NİN KALEMİNDEN -2-

ANAERKİL – ATAERKİL DÜZEN ( Geçmişte Kadın- Erkek Egemenliği )

Kadınların Egemen olduğu Anaerkil Toplumsal Düzen

Erken Neolitik Dönem olarak bilinen M.Ö 4000 Yıllarında antropologların tespitlerine göre bu dönemde kadınların toplumda egemen olduğu ya da en azından erkeklerle eşit role sahip olduklarını ve ana soyluluğun var olduğunu düşünmektedirler. Latince ve günümüz batı dünyasının dillerinde ‘’ Matriarka’’ olarak telaffuz edilen ve Türkçemize ‘’ Anaerkil’’ olarak Fransızca’dan geçmiş olan kabaca anlamı ‘’ Kadının etkin olduğu bir örgütlenme- toplumsallaşma düzenidir. Egemenliğin kadınlarda olduğu, soyun kadınlar tarafından belirlendiği için kadının ‘’Tanrıça’’ olarak kabul edildiği bir dönemdir.

Araştırmalara göre bu dönem insanı yaşamlarını sürdürebilmek için avcılıkla ve toplayıcılıkla uğraşıyordu. Gereksinim duydukları besin maddelerinin % 20 si avcılık, % 80 toplayıcılıktan oluşmaktaydı. Avcılığı erkekler yaparken % 80 toplayıcılığı kadınlar yapıyordu. Kadının hayatın idamesinde sahip olduğu rolü göz önünde bulundurulduğunda kadının avcılık yapan erkekten daha üstün bir konumda olduğunu var saymamız gerekir. Anaerkil toplumun kültür anlayışına baktığımızda cinselliğin baskısız ve doğal bir olgu olduğunu ve kuralların doğal olanla ilintilendirildiğini görüyoruz.

Ataerkil toplum düzeni denilen erkek egemen toplum düzenine geçilmeden önce, özellikle üretim araçlarının her iki cins tarafından kullanıldığını, ekonomik bir Pazar oluşmadığı için bir çıkar düşünülmediğinden kadın- erkek dayanışması ve ya en azından eşitliği söz konusuydu. Yaşamları adeta doğayla uyum içinde şekillenmişti. Bütün kaideler ve inançları doğayla bütünleşiyordu. Anaerkil toplum düzeninde en güzel olan toplumsal barıştı. Konya’nın Çumra ilçesinin 10 km doğusunda bulunan ‘’ Çatalhöyük ‘’ kazılarında ve Batman’ın Kozluk ilçesi yakınlarında elde edilen arkeolojik kazılarda hiçbir savaş aleti, savunma aletine rastlanılmadığı, savaşı tasvir eden resim veya figüre de rastlanılmadığı gibi M.Ö 6500 yıllarına ait olduğu saplanan bulgularda ev ve tarım aletlerinin yanı sıra çok sayıda kadın tanrıça figürüne rastlanmıştır. Buda demektir ki, Anaerkil dönem savaşın değil, barışın ve huzurun hâkim olduğu, Kadın – Erkek ayrımının yapılmadığı eşitlikçi özgür bir dönemdir.

Erkeklerin Egemen Olduğu Ataerkil Toplum düzeni

Erkeğin her konuda imtiyazlı olduğunu kabul eden Erkek egemen toplumsal bir düzen olarak karşımıza sosyal bir olgu olarak çıkmaktadır. Zamanla Ataerkil toplum düzeni içinde gelişen cinselliği oluşturan faktörlerin; üretim araçlarının genişlemesi, el değiştirmesi, ekonomik çıkar ve din anlayışının erkeği üstün tarif etmesi, Tanrıça kabul edilen kadının yerine Erkeklerinde ‘’ Tanrı’’ olarak daha üstün görülmesi ( Örneğin; Mısır Firavunları ) gibi. Törelerin oluşması yeni bir aile düzeninin şekillenmesine sebep olmuştur. Erkek egemen aile düzeni, soyu ‘’ Baba soylu’’ kabul etmiştir. Zamanla gelişen tarım ve sanayi ile birlikte Özel mülkiyetlerin oluşması, yeni yönetim biçimlerinin oluşması, ilkel kominal toplumdan, Feodal Burjuva toplumuna oradan Kapitalist sömürü düzenine geçişin sonucu sınıfların oluşması, yöneten ve yönetilen toplum düzeninde her zaman erkek egemen bir sosyal yapının oluştuğunu görürüz. Anaerkil toplum düzeninde savaştan bahsetmediğimiz huzur ve barış ortamı ön planda iken, Gelişen sosyal -ekonomik ve değişen kültür yapısıyla din hâkimiyetli savaşların meydana gelmesi çıkar ve sömürü düzeninin erkek egemen yapı içinde sürdürülmüş olması daima erkeği ön plana çıkarmıştır. Artık öyle bir döneme gelinmiş ki. Tüm dünyada Kadın Hak ve Özgürlükleri kadınlar adına bir demokrasi mücadelesine dönüşmüştür. Bu haklı mücadele hızla devam etmektedir.

ALİ BEKTAŞ