ALİ ÇETİN-KURBAN ETLERİ BOZULUR MU?

293

AVRUPA KAPILARINDA KURBAN ETLERİ BOZULUR MU?

Mübarek kurban bayramını kutladığımız bu günlerde… diye başlayan ve dini duyguların zirve yaptığı aile yakınlarımızı görmenin sevincini yaşadığımız, kurbanlar kesip bir kısım günahlarımızın kefaretini kurbanlıklara yüklediğimiz, hatta yardımsever organizasyonlarımızın dünyanın dört bir tarafında yoksullara et dağıtığı ve 9 günlük tatilin tadını çıkardığımız bu güzel yaz günlerinde, avrupa kapılarında bekleyen vatandaşlarımızın anavatana gelemeyen yakınlarına tadımlık da olsa bozulmadan götürmeye çalıştığı etler Bulgar kapılarında bozulsun mu?

Hayda nereden çıktı bu da demeyin. Kırmızı et buzluktan çıktıktan sonra en fazla 72 saat dayanıyormuş. Dün yani bayramın 3’üncü günü birkaç arkadaş Bulgar veya Yunana (Trakyaca böyle deniyor) geçelim yemek yer biraz dolaşır gece döneriz dedik (kumar yok (-: hemen kötü düşünmeyin, gerçi yeni açılan bir tanesinin yemek ikramı da güzelmiş diyorlar). Ama hevesimiz yaşadığımız şehir Kırklareli’nin avrupaya açılan Dereköy gümrük kapısında son buldu. Bayramın 4.ncü gününü ve hafta sonunu hiç düşünemiyorum bile.

Araç kuyruğu kilometre ile ifadeye başlanmış. Araçtan inip bir tur attım. Bizdeki son kontrol noktasından bakıp ilk Bulgar kulubesi bir aracı kaç dakikada içeriye alıyor diye dakika tutunca 7.nci dakikadan sonra pes ettim. Araçların yarıdan fazlası Alman plakalı. Hemen hepsi, Almancı vatandaşlarımız, ilk bulgar kontrol noktasına kadar Türk usulü araç etrafında gezmeler. Çocuklar, kadınlar tanıdık tanımadık sohbette hatta karşılıklı ikram bile var.

Kapıkule de kuyruk Edirne’ye dayanmış, bu yüzden yol uzasa da gümrükte fazla beklemeden geçeriz umuduyla buraya direksiyon kırmışlar. Bizim son noktadaki memura ‘’kuyruk niye yavaş ilerliyor’’ dediğimde ‘’Bulgar işi yavaşlattı, sabah iyi çalıştılar ama… zaten saat 19.00 nöbet değişimleri de var en az bir saat mola verirler…’’ dediğini duyunca, vatan topraklarının son 50 metresinde araçlarının etrafında dolaşan bir kız çocuğu ‘’anne etler bozulur mu?’’ diyor, usulca.

Bunu duyunca arabaya dönüp yahu ‘’bizimkisi keyif gezisi, referandum yapalım, sonuç ne olursa kabul dedim’’. Yaklaşık 80 km geride bıraktığımız Mutlu İnsanlar Şehri Kırklareli’ye geriye dönüş 3-0, kazandı. Bulgar Burgazında denize girerim diye şortumu bile almıştım ama, ne diyeyim, olmadı.

Bugüne kadar her seçim öncesi 3-5 defa AB ye giriyoruz, hatta girdik bile, vizeler kalkıyor, ver elini Alamanya, bekle bizi avrupa, geliyoruz! Masallarından sonra, büyüklerimizin çabaları yetmedi bari biz bir araba eksilterek en azından birkaç Almancı soydaşımızın etlerinin bozulmadan yakınlarına ulaşmasını sağlayalım avuntusuyla, geriye dönüşe geçtik.

Tabii gümrük kapıları hep böyle değil, bayramdan yaklaşık 10 gün önce hafta arası Yunandan Bulgara geçelim şeklinde neredeyse gerçekleştirdiğimiz, fantazilerimiz de oldu. Neredeyse diyorum ya, Pazarkule kapısından Yunana kolayca geçtik, gümrüğe yakın yerleşim yerinde biraz takıldıktan sonra yaklaşık 15Km ilerideki Bulgar kapısına yöneldik. Hedefe 5-10 araba kalmıştı ki sistem bozuldu deyip bir yunan görevli, Türk plakalı araç ve bazı yabancı plakalı araçları, ağırlıkla Yunan Bulgar arabaların bulunduğu kuyruktan çıkartıp ikinci bir kuyruk oluşturdu. Ayrılan yabancı plakalı araçlar da meğersem bizim gurbetçilerinmiş, yani sadece AB üyesi olmayan bizi ayırmışlar. Neyse yaklaşık 30 dakika sonra AB üyesi ülke araçlarını almaya başladılar onlar bitince araçlara bindik ama o da ne sistem daha açılmadı, bekle el işaretiyle, güneşin tadını çıkartmaya devam…Yaklaşık bir saat sonra geçtik Bulgara.

Ha birde söylemiş olayım, Yunan kapısından Bulgara girerseniz araç dezenfektasyonu adı altında Bulgarların araç farlarına zar zor ulaşan su fışkırtmaları ama 5 Euro ödemeden geçemediğiniz, haraç girişi (sürekli gidip gelenler öyle diyor) yok ve Bulgar topraklarına ayakbastı parası olan Vinetka adlı (sanırım sigorta) sigorta parasının da kontrolu yapılmıyor burada. Kapıkule ve özellikle Dereköy kapısında bol miktarda Vinetka cezası ödeyen var. Aslında zaten Yeşil Sigorta belgemiz (yıllık 1.200TL) var ama Vinetka ayrıymış, Yunan istemiyor, ama Bulgar söke söke alıyor, en kısa süre haftalık 5 Euro kadar. Bulgar bunu yapar da Yunan durur mu? Yunan kapısının da, ülkemizin Yeşil Pasaport sahiplerinden pasaport bitim süresine 3 aydan daha az kalanları almaması var. Yunan polisi, hem de Türkçe, Bulgara gidin onlar kabul ediyor diye de yol gösteriyor. İki AB ülkesi, iki farklı uygulama, bizim Gümrük kapılarının bu uygulamalara cevabı var mı? Ben görmedim.

Değerli yetkililer, güzel ülkemin; Sarp-Gürcistan, Gürbulak-İran, Habur-K.Irak, Reyhanlı-Suriye, Pazarkule-Yunan, Kapıkule, Dereköy -Bulgar gümrük kapılarını bizzat gördüm birçoğunda kapının öbür tarafına da geçtim, döndüm, arada ismini saymadığım bazı kapıların da sıfır nokta tabir ettiğimiz vatan toprağımızın son santimine kadar gittim. Ne mi gördüm? Hemen her kapıda Türkün bekletildiğini, işlerin bizim tarafta karşı tarafa göre azıcık hızlı yürütüldüğünü gördüm. Hani bazılarının kendini kaptırıp Edirne’den Ardahan’a diye hamaset nutukları attığı gümrük kapılarında Türk insanı, bekletiliyor, konuşturulmuyor, derdi dinlenmiyor, hakkı korunmuyor.

Doğru mu acaba? Ne kadar doğru veya eksik yazdığımı isteyen resmi kimliğini de ibraz ederek gümrüklerin iki tarafındaki ilk Türk özel araç sürücülerine sorsun. Hatta yok canım, o kadar da değil, diyeniniz varsa, ihracatımızı ve ithalatımızı dorsede mi sırtında mı taşıdığı yüzünden belli TIR sürücülerine de sorabilir. Kapılara giriş ve çıkışta ayrı geçiş noktaları olmasına rağmen TIR larımızın 2-3 gün bekletildiğini, küçük tüpte yemek yaptıklarını, alttan ısıtmalı konservelerini yiyip kendilerini ısıtan güneşe, bazende sığındıkları araçlarının gölgelerine şükrettiklerini gördüm, görüyorum.

Normal zamanda hadi neyse, (devletin büyüklerinin dedikleri bir şekilde olmadı) giremedik şu tek dişi kalmış canavarların birliğine-yani AB’ye- ama, en azından dini bayramlarımızda, yedi düvel tarafından şu başımıza bela edilen eski tebalarımız Bulgar-Yunan, gümrük ve polis teşkilatlarını, yetkili birimlerini; yöre valilerimiz, gümrük müdürlerimiz, ticaret oda başkanlarımız veya daha büyüklerimiz, ziyaret edip zaten vize parası ödeyerek, (gümrük birliğinden uğradığımız zararları saymıyorum bile), geçilen bu kapılardan geçişleri hızlandıramazlar mı? Yetmedi mi artık?

Hatta bence; vize ücretine ilave 1-2 euro daha verelim veya onların memurlarının ücretlerini de ödeyelim ama bizi en azından bayramlarda bekletmesinler! Neşemizi bozmasınlar. Ne cevap verelim şu gurbetçi yurttaşımızın minik kızına ‘’Etler Bozulur mu?’’. İyi bayramlar.

Ali ÇETİN