Amerika’nın Öğretim ve Yalan Makineleri

Eğitim değişken bir eylemdir. Bu yüzden eğitimin konmuş bir tarifi yoktur. Belki dünyada tek tarif edilemeyen faaliyet eğitimdir.

Bu vesileyle 1960 yıllarında Türkiye’de yeni bir eğitim öğretim tartışmasını hatırladım. Bu tartışmanın nedeni şuydu:

Amerika 2. Dünya Savaşı sonrası  “KİTLE EĞİTİMİ”ne geçmişti. Savaş, Amerikan halkının daha fazla bilgi sahibi olmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle Amerikan halkını genel kültür ve bilgi ile donatmak, hayata, yeni olaylara hazırlamak gerekmiştir. Bu olay Amerika’da eğitimde bir ihtilal olarak görülmüş, öğretimi hızlandırmak, halka daha fazla bilgi aktarmak için icat edilen “ÖĞRETİM MAKİNELERİ” devreye sokulmuştur. Amerika insanın yetmediği, yetişemediği yerde uygarlığın, teknolojinin son buluşlarını devreye sokmada gecikmez. Mesela 2.Dünya Savaşı’nı Japonya’ya attığı bomba ile bitirmiştir. İnsanın yalan söylemesini  “YALAN MAKİNELERİ“ ile önlemeye, insanların doğruyu söylemelerini sağlamaya çalışmıştır. 2. Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı BİLGİ AÇIĞINI da  “ÖĞRETİM MAKİNELERİ” ile kapatma yoluna gitmiştir.

ÖĞRETİM MAKİNELERI NASIL ŞEYDİR?

Türkiye’nin ünlü Türkçülerinden Reha Oğuz 1960’lı yıllarda  Amerika’dan Cumhuriyet Gazetesi’ne  “AMERİKADAKİ EĞİTİM İHTİLALİ BİZE UYAR MI?” başlıklı bir yazı göndermiştir. Reha Oğuz, o yıllarda Amerika’da yaşıyordu ve Cumhuriyet Gazetesi’ne yazılarını “AMERİKA’ DAN MEKTUPLAR” adı altında gönderiyordu. Amerika’da ne oluyor, ne gidiyor diye Reha Oğuz’un yazılarını takip ediyordum. Öğretmen kökenli bir yazar olduğum için Reha Oğuz’un bu yazısını kesip arşivime koymuştum. Reha Oğuz  “ÖĞRETİM MAKİNELERİ”i hakkında şu bilgileri veriyordu: ”Amerika’ nın Öğretim Makineler’i, özellikle geri kalmış ülkeler için tavsiye edilecek eğitim araçlarıdır. Bu makineler matbaanın kullanılmaya başlamasından sonra yapılan ilk gerçek yeniliktir.” O sıra Amerikan Okul İdaresi de makineler hakkında şu açıklamayı yapmıştır; “Öğretim makineleri özellikle geri kalmış ülkelerin kalkınmaları için faydalıdır. Öğretim makinelerinin çeşitli faydalarının başında şu gelir; öğretmenler bu makineler sayesinde birkaç misli daha öğrenciye ders verebilirler. Bu makineler Türkiye için çok yararlı olabilir.”

O yıllar, yani 1961 yılı Türkiye’de orta öğretim yaşına gelmiş 5 milyon üzerinde çocuk vardır ve bunlar okul dışı kalmışlardır. 1961 yılları 27 Mayıs Devrimi’ nin yapıldığı, yaşandığı yıllardır. Bazı eğitimciler öğretim makineleri ile ilgilenmektedirler. Bunların başında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nün ünlü Müdürü Reşat Tardu, Eğitimci Muhittin Akdik vardır. O sıralar Türkiye’de okuyabilen 3 milyon öğrenci bulunmaktadır. Zamanın hükümeti gelecek 10 yıl içinde 20 bin ilk okul yaparak eğitim, öğretim şartlarını iyileştirmeyi planlamakta, 7 bin öğretmen yetiştirmeyi düşünmektedir. Yine o sıralar ilkokullarda bir öğretmene isabet eden öğrenci sayısı 100 dolayındadır. Görülüyor ki; Türkiye’nin ciddi bir eğitim sorunu vardır, soruna çözüm aranmaktadır.

İleri gitmiş bir ülkenin geri kalmış bir ülkeyi düşünmesi ilginçtir. Geri kalmış bir ülkenin kendisinin düşünmesi gerekeni Amerika düşünmektedir. Galiba Amerika’yı Amerika yapan da DÜŞÜNEN İNSANLAR olsa gerektir. Ne dersiniz? Ünlü bilim adamı Descartes “Düşünüyorum öyleyse varım” demiş, sonra da Fransız heykeltıraş Rodin “DÜŞÜNEN ADAM” heykelini yapmıştır. Bizde ise bir adam düşünceye daldığında “arpacık kumrusu gibi düşünme” derler, adamın düşünmesine müdahele ederler. Düşünen insanlar nerede?

Cogito erge sum (düşünüyorum öyleyse varım)-Descartes