ANI TUR İLE BALKAN ANILARI -4- Belgrad-Saray Bosna

37

ANI TUR İLE BALKAN ANILARI -4- Belgrad- Saray Bosna

Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra, Sarayova’ ya gitmek üzere hareket ediyoruz.  Sarayova, bizim tabirimizle SARAY BOSNA. Aslında Belgrad- Saray Bosna yolu 198 km lik bir yol. Ancak 10 gün önce Bosna da yaşanan sel felaketi sonucu tarlalar ve yollar sel suları altında kalıp, köprüler çöktüğünden yolumuzu biraz uzatarak, 100 km kadar, Lupanja-Tuzla üzerinden Saray Bosna’ ya ulaşmaya çalışıyoruz. Yollarda yığılı kum torbaları yaşanan sel felaketinin boyutlarını sergiliyor. Bazı bölümlerde tarlalar ve yolun bir kısmı hala sular altında. Sular tamamen çekilince felaketin boyutları da fark edilecek. En büyük korku ile patlamayan mayınların ve içi savaşta kullanılan mermilerin suların etkisi ile yer değiştirmesi ve açığa çıkıp patlaması. Şimdiden birkaç patlama ile ölen ve yaralananlar olmuş.

Saray Bosna’da kalan izlerimiz hayli önemli. Kanuni Sultan Süleyman’ nın damadı ve veziri Rüstem Paşa . Hırvat asıllı  hristiyan bir ailenin OPUKOVİÇ isimli oğlu olarak 1500 yılında Sarayevska Köyünde   dünya’ ya gelen ve Rüstem Paşa olarak ünlenen bu Osmanlı veziri tarihin bir cilvesi olarak istemeden de olsa yaşadığı hızlı hayatını İstanbul’ da sonlandırmıştır. Hayatın insanın kaderini nerede ve ne zaman nasıl etkileyeceği bilinmiyor. Hristiyan bir köylü çocuğu olarak Dünya’ ya gelen insan, Müslüman Rüstem Paşa ve Padişah damadı ve veziri olarak dünya’ ya elveda diyor. Anlaşılan o ki servetinin önemli bir kısmını doğduğu şehir Sarayova’ ya yatırmak suretiyle borcunu ödemek vefasını gösteriyor. Ancak  kalıcı eserleri Saray Bosna’ da değil Edirne’ de Rüstem Paşa Kervansaray’ ı ve İstanbul Tahtakale’ de Rüstem Paşa Camiidir.

Saray Bosna’da ikinci önemli tarihi eserimiz ise Fatih Camii ve Fatih’ in şehre girdiği yer olarak belirtilen yere yapılan Fatih Kapısıdır. Fatih Camii bir çok olaydan sonra yeniden restore edilerek ibadete açılmıştır. Saray Bosna’ da Rüstem Paşa ve Fatih Sultan Mehmet’ e verilen önem birazda hemşehrilik duygularının ağır basmasından galiba. Hırvat asıllı bir hristiyan olan Rüstem Paşa ve annesi sırp prensinin kızı olan Fatih biraz da Saray Bosnalı sayılıyor

Hünkar Camii – Bosna Hersek

1457’de Isa bey tarafından Fatih Sultan Mehmet Han’a armağan olarak yapılmıştır. Yanında, Saraybosna’ya isim veren Saray , bir köprü,bir Kervansaray bir han bir hamam bir değirmen bir tekke ve çeşitli dükkanlarla birlikte büyük bir kompleks halinde inşa edilmiştir. Bugünkü halini ise 1566’da Kanuni Sultan Süleyman zamanında -çeşitli eklemeler suretiyle – almıştır.

Sultan Abdülmecid Zamanında kompleks yeniden inşa edilmiş, bir kütüphane ilave edilmiş ve tekke genişletilmiştir. Komplekse 1912’de birde Ulema meclisi eklenmiştir.

Saray Bosna’ da görülmesi gereken olmazsa olmazı, LATİN KÖPRÜSÜ. Avusturya Veliaht Prensi Ferdinant’ ın bir Sırp milliyetçisi tarafından hançerlenerek öldürüldüğü köprü, 1. Dünya Savaşı’ nın başladığı köprü olarak tarihte yerini almıştır. 100 yıl önce yaşanan bir olay köprünün ve şehrin kaderini değiştirmiş, her yıl binlerce turist bu köprü sebebiyle Saray Bosna’ yı ziyarete gelmektedir.

Tarihten biraz çıkıp günümüze gelecek olursak Saray Bosna 1990-1995 yılları arasında tarihin en kirli savaşını yaşadı. Yugoslavya’ nın parçalanmasına sebep olan Sırplar Saray Bosna’ ya girmeye cesaret edemez. Ancak Saray Bosna’ ya hakim tepelerden keskin nişancılar vasıtasıyla onlarca kişinin ölümüne sebep olurlar. Avrupa yıllarca bu kirli savaşa seyirci kalır. Eninde sonunda Arnavutların ve Boşnakların pes edeceklerini tahmin ederek olayları sadece uzaktan izlerler. Fakat nasıl inatçı insanlar ile karşılaştıklarını bilemezler.  İnatçı bir Arnavut evinin altını mevzi yapıp Sırplara karşı direnir. Direniş uzun sürer. Bugün o ev Saray Bosna direnişinin sembolü ve inad’ ın başarısı olarak  inad evi “ İNAT KUÇE” olarak müze görevi yapmaktadır.

Saray Bosna’ nın bir önemli yeri de KURTULUŞ TÜNELİ olarak adlandırılan ve savaşın sembolü olan tüneldir. Sırp kuşatması altındaki Müslüman Bosna ’lılar yıllarca bu tünel ile hayata bağlanırlar.

Savaş sırasında en kirli ve kanlı katliam Srebrenitza’ da yaşanır. Birleşmiş Milletler barış gücünü oluşturan Hollandalı askerler barış görüşmeleri sebebiyle Srebrenitzalıların silahlarını toplarlar. Kasabanın güvenliğinin Birleşmiş Milletler Askerleri tarafından sağlanacağına inandırırlar Bosnalıları.  Ancak silahlarını bırakan Bosnalılar büyük bir hata yaptıklarını anladıklarında artık çok geçtir.  Tamamen silahsız insanlar Sırp askerlerine teslim edilir. Günahsız ve silahsız 8500 insan Hollandalı şerefsizler tarafından ölüme yollanır. Sırplar büyük bir katliam yapar ve 8500 Srebrenitzalıyı katleder. Hollandalı askerler sonradan savaş suçu işledikleri gerekçesiyle ceza alsa da ölenler ölmüştür artık.

Saray Bosna’ da yaşanan 2.büyük katliam ise PAZAR YERİ KATLİAMI’ dır. Rehberimiz Ali,  bir arkadaşının o gün katliamda öldüğünü anlatıyor. O gün sabah erken saatlerde BBC-CNN- gibi dünyaca ünlü yayın kuruluşları ve birçok gazeteci Pazar yerinde hareketlenmeye başlar.  Hazırlıklar sanki senaryosu yazılmış bir filmin çekileceği gibidir. Çekim ekibi yerin almış ve rejisörün motor demesini beklemektedirler. Çok geçmeden beklenen olur ve 100’ ün üzerinde sivil hayatını kaybeder. Batılı TV ler olayı anında Dünya’ ya servis etmeye başlar. Rezil bir oyun ve bu oyuna kurban giden yüzlerce insan. Bütün bu ölümler Bosnalıları yıldırmaz. Sonuna kadar direnirler ve kazanırlar. Batı işlediği ve işlettiği cinayetlerin hesabını soracak bir güç olmadığı için yine utanmadan hakemlik rolüne soyunmaya çalışmaktadır.

Hollanda işlediği bu Srebrenitza cinayetini unutturmak ve Bosnalılara kendini affettirmek için artan işsizliğe çare olarak 26 bin Bosnalıyı Hollanda’da işe alır. Bosnalılar bu olayı asla unutmaz ama, işsizlik bellerini bükmektedir. Aslında bu olayda batının emperyalizminin kirli bir oyunudur. Artan Müslüman nüfusu dengelemek ve Bosna’da Müslümanların çoğunluğu ele geçirmesini önlemek üzere oynanan kirli bir oyun.

Saray Bosna’ da önemli bir tarihi eser Gazi Hüsrev Bey Camiidir.

Gazi Hüsrev Bey Camii, Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’nın kalbi sayılan Başçarşı’da yer almaktadır. Bey Camii olarak da bilinir. Osmanlı mimarisinin en göze çarpan eserlerinden biri olup, Bosna Sancak Beyi Gazi Hüsrev Bey tarafından 1531 yılında Mimar Sinan’a inşa ettirilmiştir.

Bosna Savaşı sırasında Saraybosna’da yer alan tüm kültürel ve dinî eserleri ortadan kaldırmayı amaçlamış bulunan Sırp ordusunun başlıca hedeflerinden haline gelmiştir. 1996 yılında dış yardımlarla tamir edilmiş olmakla beraber, Suudi Arabistan tarafından sağlanan malî desteğin etkisiyle aslına sadık bir şekilde Osmanlı mimarisine uygun biçimde restore edilmiştir

Saray Bosna’ da gezilmesi gereken en önemli yer BAŞ  ÇARŞI’ dır. Çarşı eski binaları, birbirine bitişik küçük dükkanları  ile eski bir Osmanlı kabasını anımsatır. Sanki 500 yıl geriye gitmişiz ve bir film platosundayız. Meydandaki çeşmenin dili olsa da konuşsa. Çeşmelerinden yüzlerce yıl kim bilir kimler su içmiştir.

Saray Bosna Osmanlının ve Balkanların önemli bir ticaret merkezi olduğu için ticaretin olmazsa olmazı baş aktörleri olan Yahudilerin de izlerini taşımaktadır.  Yahudiler ait olan bir Sinagog hala zamana direnmektedir. Her ne kadar Saray Bosna da etkili olabilecek bir Yahudi nüfus yoksa da izleri hala vardır.

Saray Bosna Avrfupa2 nın kültürel ve dini merkezi. Çeşitli kültürler kucak açmış, müslümanın camisi, yahudinin sinagog’u, Katolik ve ortadoksların kliseleri , muhteşem doğal güzellikleri ve inatçı kişilikleri ile güzel insanların yaşadığı muhteşem şehir. Tekrar görüşmek kısmet olur mu acaba…

Bosna’da dualar ‘dünya barışı’ için

Saraybosna’da, dinler ve kültürler arası diyalog konferansı kapsamında, 300 metrekarelik alandaki cami, kilise ve sinagogda aynı anda barış için dua edildi. Saraybosna’da bir araya gelen dünya üzerindeki tüm dinlerin temsilcileri, dünyaya barış ve birliktelik mesajı gönderirken duaların ardından bir de yürüyüş düzenledi.

Saraybosna, 15. yüzyılın ortalarında Osmanlı İmparatorluğuna katılmış ve Osmanlı’nın Bosna’daki ilk idari ve askeri merkezi olmuş. Rivayete göre, vadiye dik bakan bir yamaca inşa edilen Saray’ın önündeki ova manzarasından yola çıkılarak, kente önce “Saray Ovası” ismi verilmiş. Bugün bütün dillerde kullanılan “Sarajevo” isminin de buradan geldiği söyleniyor. Bosna halkı da kendi şehirleri için bu adı kullanıyor.