Aradığın adam ben değilim

180

Alay ederek ne yapıyorsun diye soranlara,
‘Dürüst bir ADAM ARIYORUM’ der, Diyojen.
Eski Yunan’da.
Atina sokaklarında.
Hem de güpegündüz, elinde ışığı yanan bir fenerle dolaşırken.
Herkesin şaşkın bakışlarına aldırmadan
MÖ 412-323 yıllarında yaşamış.
Bizim Sinop’ta doğmuş.
O dönemde daha çocuk iken Roma parasını tahrip edip kalpazanlık yaptığından ailesi ile birlikte cezalandırılarak atina’ya sürülmüş.
Bu yüzden ailesi de onu terk etmiş o da ‘MANES’ adında bir kölesiyle yaşamaya başlamış.
Dinde, davranışta, giyimde, barınmada, yiyecek ve terbiyede bütün geleneği reddettiğinden,
kendi yaşamı tam bir felaket haline gelmiş.
Atina sokaklarında kölesiyle beraber dilenerek ve bulduğu bir şarap fıçısında günlerini geçirmiş.
Nerede akşam orada sabah çileli bir yaşam sürmüş.
Sefil denebilecek bir hayat sürdüğünden ve dilenerek geçindiğinden, onu ve onun yaşam felsefesini anlamayan, Atina’lıların çoğu o yüce bilgeye Yunanca ‘kyon’ yani KÖPEK derler.
Ancak o aldırmaz, özgürlüğünden ödün vermez.
Bu yüzden bir çok garip olaylar da başına gelir.
Ancak her olay ve karşılığında verdiği tepki adeta bir ders gibidir.
Öyle ki, bir gün zengin ama görgüsüz ve cahil birisi ile dar bir köprü de karşılaşırlar.
Görgüsüz adam bütün hoyratlığı ile ‘ben senin gibi köpeklere yol vermem’ der, ve Diyojen’in üstüne yürür.
Diyojen durur.
Adama gülümseyerek adeta alay ederek bakar.
Kenara çekilir, yol verir.
‘Ben’ der,’ ben’ veririm.
En bilindik hikayesi de Büyük İskender’le karşılaşmasıdır.
İskender onun bilgeliğini ve büyüklüğünün farkında olarak hayranlıkla sorar.
‘Benden bir isteğin var mı’?
Onca sefalete ve yoksulluğa karşın o ünlü sözünü adeta büyük bir cüretle söyler ‘
‘GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM’.
İskender bu cevap karşısında o kadar şaşırır, o kadar şaşırır ki ne diyeceğini bilemez.
Eğer ‘İSKENDER OLMASAYDIM DİYOJEN OLMAK İSTERDİM’ deyiverir.
Kural tanımaz felsefesiyle toplumun tüm kurallarına ve egemenlerine meydan okur.
Ona göre her olayın çözümü Doğa’dadır.
İnsanların koydukları tüm sosyal kurallar DOĞA’YA aykırıdır.
Öyle ki bir gün bir çeşme başında avucu ile su içen bir çocuğu görür.
Bir anda şaşırır.
“Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti” diyerek elindeki çanağı atar.
Sonra yaşam felsefesi olan ‘doğaya aykırı olan her şey yaşama da aykırıdır’ deyiverir,
ve günümüzden 2300 yıl sonra adeta MUTLULUĞUN REÇETESİNİ sunar.
Diyojon’i yaşarken farkında olmadan kendi dünyama dönüverdim.
Orada ne var dersiniz.
Doğada olmayan her şey…
Çek var, senet var, sözleşme var, para var, borç var, alacak var, banka var, noter var, avukat var, sıkıntı var, gözyaşı var, kin var, nefret var, yalan var, var da var…
Ne yok dersiniz?
Neler neler yok ki…
Aşk yok, sevgi yok, düşen birinin elinden tutmak yok, dürüstlük yok, erdem yok,
Kısaca olması gereken gerçek yaşamın değerleri yok…
Tabii ki MUTLULUK’ ta yok.
Diyojen GÖLGE ETME!
Güpegündüz fenerle aradığın adam BEN DEĞİLİM!