Araplar sorunlarını çözemezler, çünkü sorunları Arap’ın saçı gibi

Ortadoğu, Dünya’ nın duyarlı bölgelerinden biridir. Bölgenin önemi önceleri stratejik konumundan geliyordu. Şimdi ise Arap-ların çözümsüz sorunlar yaratmış olmalarından geliyor. Baksanıza bütün Arap alemi kendi içinden kavgalı.

Görünürde demokrasi için, demokratikleşme için mücadele ettikleri yansıyorsa da aslında mücadele Arapların sömüren düzenden, oligarşiden kurtulmak içindir. Yüzyıllardan beri kralların, şahların, emirlerin, şeyhlerin tahakkümü altında ezilen Araplar sokaklara, meydanlara dökülmekle kurtulacaklarını sanıyorlar. Bağırıp çağırma ile bu işlerin düzeleceğini sanıyorlar. Boşuna bir gayret, çünkü hiçbir sorunun çözümüne hazır görünmüyorlar. Kitlesel katliamlarla birbirlerinden intikam alıyorlar. Bu tür sahneler Irak, Mısır, Libya ve Tunus’ ta vardır. Bunlar Ortadoğu’da baştan beri görülen olaylardır. Allah boşuna mı buralara peygamber gönderdi? Bilmem bili-yor musunuz; Peygamberler yeryüzünün ilk öğretmenleridir. İnsanlara doğru yolu göstermek için gönderilmişlerdir. İslam’ ın peygamberi Hz. Muhammet Ortadoğu’ ya  “AHLAKI TAMAMLAMAK” için gelmiştir. Rivayet ederler ki Hz. Muhammet sonunda  “BEN ARAPIM AMA ARAP BENDEN DEĞİL” demek suretiyle önemli bir mesaj göndermiştir.
 
Biliyorsunuz Ortadoğu’ nun Romanlar’ı yani Çingeneleri Kıptiler’dir. Uzun yıllardan beri Romanlar üze-rinde sürdürdüğüm araştırmalar sırasında  NEVRİYE adında güngörmüş, aklı başında, yaşlıca bir Kıpti kadınla karşılaştım. Onunla konuşurken “Sizinkiler niye böyle sorunlu insanlardır?” diye sormuştum. Dedi ki, “ Atalarım anlatırlardı. Sizin Kral ile bizim Kral bir doğru yolda giderlerken bir yerde, yolun kenarında bizimkilerin kavga yaptıklarını, vurdulu kırdılı dövüştüklerini görmüşler. Bizim Kral yolunda giderken, yolunu bırakmış onların kavgalarına karışmış ve onların kavgacılığı bize bulaşmış. Sizin Kral ise doğru yoluna gitmiş.”
 
Böyle bir masal Roman folklor ve mitelojisinde vardır diye düşündüm. Tarihte Ortadoğu’ da “Tanrı Krallar Dönemi” Firevunlar zamanıdır. Musa Peygamber, Mısır’daki İsrail oğullarını Firevunlar zamanında Kızıldeniz’den beri tarafa geçirmiştir. Diyeceğim o ki; hikaye o zamanlardan başlar, günümüze kadar gelir. Dünya’ nın bazı coğrafya bölgelerinde insanların ahlak çemberine girmeleri geciktiği için ALLAH Peygamberleri Ahlakı tamamlamak için bu bölgelere göndermiştir. Allah’ ın onlara söyledikleri “KURAN’ da”, Peygamberlerin söyledikleri ise Hadisler’dedir. Avrupa Müslümanlığından kendilerini daha fazla Müslüman gören Araplar 1450 yıldan beri bunu kırat ettikleri halde Ortadoğu’yu huzura, barış’ a kavuşturamamış-lardır. Tarih Osmanlının Ortadoğu’da bulundukları 500 yılı Arapların “Huzurlu dönemi” diye yazarlar. Ancak bazı tarihçiler, bu coğrafya bölgesine “GÖZÜ YAŞLI BÖLGE” derler. İtişmeler, çekişmeler, savaşlar bu insanları ağlamaklı yapmıştır. Özellikle Arap analar ve çocukları hep ağlarlar. Bu insanları sömürenler, yönetenler, yani Arapların Birliği’ni kendileri için toplandıklarını sanırlar, fakat adetleri toplanıp dağılmaktır. Ortadoğu ve Araplar böyledir. Arap oligarşisi kendi ikbal ve iktidarının devamı için politika yapar. Çöl insanlarını kurtarmak için değil.