Atatürk hakkında çıkan kitap sayısı 5 bin’e yaklaştı

108

İstanbul Devlet Beyazıt Kütüphanesi Müdürü Muzaffer Gökmen 1963 yılında yaptığı bir açıklamada Atatürk hakkında yazılan kitap sayısının beş bin’e yaklaştığını söylemiştir.

Muzaffer Gökmen’i 1958 yılında İstanbul kütüphanelerinde kurs görürken tanımıştım. O yıl Milli Eğitim Bakanlığı beni sınıf öğretmenliğinden Kütüphaneci Öğretmenliğe atamıştı. Vazifeye başlamadan önce İstanbul kütüphanelerinde inceleme yapmamı gerekli görmüştü. Demek istediğim Muzaffer Gökmen’ den kütüphanecilik hakkında bilgi almış, kütüphaneci olmuştum.

Muzaffer Gökmen kültürlü bir insandı. Kitapları vardı. Dünya kütüphanelerini arayıp tarayıp Atatürk ile ilgili kitapları tespit etmiştir. Bu araştırmayı 1973 yılında yapmıştır. Ankara’ da bir Atatürk kütüphanesi olmadığı için Atatürk hakkındaki kitapları satın almak mümkün olmamıştır. Oysa Dünya’ da birkaç devlet adamı için ülkelerin yaptırdıkları ve onların adını verdikleri kütüphaneler vardır. Bu kütüphaneler yalnız kitaplar için değil adını verdikleri büyük adamla ilgili tarihi belgelere de yer vardır. Mesela Amerikan Senato Kütüphanesinde Dünya’ da her yıl çıkan kitapları bulmak mümkündür. Kaldı ki dünyanın ileri ülkelerinde kitabı düşük sayıda basmıyorlar, en az on binin üzerinde basıyorlar. Çok okunan yazarın kitapları bir defada 100 bin basabiliyor. Sanıyorum Mustafa KEMAL ATATÜRK hakkında en fazla kitap yazılanların başında gelmektedir.

Dünya yazarları, düşünen yaşlı insanları Mustafa Kemal Atatürk’ de ne buluyorlar acaba?. Bana göre insanlık Mustafa Kemal’de yüceliği, DEHA’yı bulmaktadır. Çünkü Mustafa Kemal savaşlarda insanlığın vahşetini gördükten sonra “Savaşmanın haklı bir nedeni yoksa savaşın cinayet olduğunu” söylemiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu mealdeki ifadesi ilk defa duyduğu bir barış mesajı değildir ama, onu Mustafa Kemal gibi bir Deha’nın söylemiş olması önemlidir. Ne demiştir Mustafa Kemal “YURTTA BARIŞ, DÜNYA’ DA BARIŞ”

Şuraya gelmek istiyorum; Mustafa Kemal gibi bir deha, bir barış taraftarı kumandan çağrı yapmışsa, onda insanlığın en yüce meziyeti var demektir. Dünya yazarları bunları kitaplarında yazıp anlatmışlardır. Ancak bizim Mustafa Kemal Atatürk’ ün dehası üzerinde fazla bir düşüncemiz olmamıştır. Mustafa Kemal’i anlamış olsaydık bu İRTİCA olur muydu? Sorunlarımızı çözemiyoruz. Çözdüğümüzü zannettiğimiz sorun bir süre sonra önümüze başka sorunlarla beraber geliyor. Sanki havanda su döver bir halimiz var. Karanlığımıza kalkıp bir mum yakmıyoruz. Yani Mustafa Kemal’ in düşüncelerinde önerdiği çarelere başvurmu-yoruz. Oysa Türkiye Cumhuriyeti bir takım temel düşünceler üzerine oturtulmuştur. Her şeyden evvel  kültür, sanat, bilim Cumhuriyet-’in kan damarlarıdır. Bu nedenle Cumhuriyet’e Ortaçağ kılıfı giydirmeye kalkışmak felaket olur.