Atatürk ve Zeki Çocuk Çoban

115

Mustafa Kemal Atatürk çocukların koruyucusu ve kollayıcısı ve Türklerin Başöğretmeni olarak bilinen Türk Büyüğüdür.

Atatürk Sağlam ve Gürbüz Çocukları Türkiye’nin Mayası, Cumhuriyetin Ahlaklı Muhafızları Olarak Gördü;

Atatürk; çocukları milletin ilerlemesinin temel taşı olarak gördü. Çocukların sağlam ve gürbüz olmalarını, iyi eğitim almalarını önemsedi. Sağlam ve gürbüz nesilleri Türkiye’nin mayası, cumhuriyetin ahlaklı muhafızları olarak gördü.(1)

Sağlam ve Gürbüz Nesiller Yetiştirmek için Millet Çiftlikleri Kurdu;

Çocukların sağlam ve gürbüz olmaları için sağlık ve beslenmesini milli politika olarak belirledi. Kendi şahsi parası ile satın aldığı çifliklerini Millet Çiftlikleri adı altında modern ve yüksek ölçekli işletmeler haline getirerek halkına ve hazineye devretti. Başta Yalovadakiler olmak üzere Millet Çiftliklerini Türk Tarımının gıda üretme okulu haline getirdi.

Sağlam ve Gürbüz Nesiller İçin 1922 Yılında Sivas Kimyahanesinde Üç Milyon Yerli Çiçek Aşısı Üretti;

Türkiyenin sağlam ve gürbüz nesilleri için 1922 yılının yolsulluk, savaş, ve türlü zorlukları içerisinde bir avuç fedakar kadro ile Sivas Kimyahanesinde üç milyon doz yerli çiçek aşısı üretilmesini sağladı. (2)

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı günü olan Egemenlik Bayramını Çocuk Bayramı ilan etmesi çocuk sevgisi ve çocuklara verdiği önemin evrensel işaretlerinden biri sayıldı..

Yetim Çocuklara Konut ve Eğitim Desteği İçin Emlak ve Eytam Bankası Kurdu;

Yetim çocuklar için Emlak ve Eytam Bankasını kurdu. (Eytam Yetimler) Bankanın kuruluşunu 1928 yılında TBMM de yaptığı konuşmada şöyle duyurdu.

“Cumhuriyet bu gün Emlak ve Yetimler (Eytam) Bankasına Altı milyon ikiyüz yirmibin kusur lira teslim etmiştir. Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesi olduğunu yeniden ispat eden bu neticeyi memnuniyetle takdirlerinize arz ederim. (Alkışlar)”(3)

Özellikle şavaş yetimleri çocukların korunup eğitilmelerini takip etti. Kırklareli’li Doktor Fuat Beyin yetim çocuklara gösterdiği, sağlık, yardım, barınma ve eğitim desteklerini takip eden Atatürk, soyadı kanunu çıkınca Fuat Bey’e Türk Mitolojisinde Çocukları ve lohusa anneleri koruduğuna inanılan Türk Tanrıçası “Umay” soyadını verdi.

Her Yerde Öğretmenlik Yaptı, Çocuklardaki Cevherleri Açığa Çıkardı;

Yaşamı boyunca tüm sevdiklerine hangi yaşta olursa olsun “çocuk” diye hitap etti. Atatürk’ün çocuk sevgisi hayatının her döneminde kendini gösterdi. İster yurt içi gezilerinde ister aile sohbetlerinde olsun Atatürk’ün yanında mutlaka çocuklar oldu.Onlardaki cevherlerin açığa çıkarılmasını sağladı.

Sağlam, Gürbüz ve Zeki Çocuklar ile Övündü;

ATATÜRK, Mart 1930 yılında Antalya’ya gidiyordu. O sırada İtalyan diktatörü Benito Amilcare Andrea Mussolini nutuklarında, Türkiye’yi hedef alan konuşmalar yapıyordu. Yolda mola verildiği bir sırada, uzaktan bir Türkü sesi ATATÜRK’ün ilgisini çeker. Etraf aranır ve Türküyü söyleyen çoban çocuk mola yerine çağırılır.

Çocuk yaşını henüz geçmiş çoban’a . Atatürk sorar;
– Türküyü sen mi söylüyorsun?
Çoban:- Evet, deyince:
Atatürk; Sesin de çok güzel, okuman da. O Türküyü burada da söyle dinleyelim. Der.
Genç çoban nazlanmadan, yadırgamadan Muğla yöresinin türküsünü söyler.

“Demirciler demir döver tunç olur
Sevip sevip ayrılması güç olur
Haydindik Çatalçam’da özger var
Benim yârimde halka gibi gözler var
İnme de durnam inme böyle susuz çöllere
Ben gidersem sen kalıyorsun ellere
Haydindik al işlikte mor düğme
Gavırın kızı gine geldin göynüme
Oduncular kısa keser odunu
Canfes şalvar sıka da koymuş budunu.”

Türkü bitmişti. Atatürk, alkışladı ve yüksek sesle:
Biis… biis, diye bağırdı. (Sahnede ki sanatçıya seyircilerin, birdaha, birdaha tekrar söyle talebi)

Genç çoban bundan hiçbir şey anlamamıştı. Atatürk izah etti:
Biis demek, beğendik, bir daha söyle, tekrar et demektir.
Çoban Türküyü tekrarlar. Atatürk, cebinden bir elli lira çıkarıp çobana verir.Çoban paraya bakar ve memnun bir tavırla:
Biis… biis diye bağırır.

Atatürk, bu zeki cevap karşısında o kadar memnun olur ki, bir elli lira daha çıkarıp verir. ve yanındakilere:

İmkân olsaydı da, Musolini şu sahneyi görseydi ve cevabı işitseydi, Hangi millete nutuk söylediğini anlardı.(4) Der.

Faşizmin kurucusu olarak kabul edilen Mussolini, 1945 yılında, miğfer takıp bir Nazi konvoyu ile İsviçre’ye kaçmaya çalışırken, komünist İtalyan partizanlar tarafından yakalanıp sevgilisi ile kurşuna dizilerek öldürüldü.

Ama Bizim sağlam ve gürbüz çocuklarımız “Demirciler Demir Döğer Tunç Olur” Türküsünü dünya durdukça söylemeye devem edecekler.

KAYNAK:
(1) M. Kemal Atatürk TBMM Açık ve Gizli Oturumlarındaki Konuşmaları ll (1937) Sf. 1117
(2) M. Kemal Atatürk TBMM Açık ve Gizli Oturumlarındaki Konuşmaları ll (1937) Sf. 731
(3) M. Kemal Atatürk TBMM Açık ve Gizli Oturumlarındaki Konuşmaları ll. Sf. 1062-1063
(4) Kültür Bakanlığı Atatürk ve Çocuk Çoban (www.ktb.gov.tr/TR-96531/ataturk-ve-cocuk-coban)