Atatürk’e “Hayır” diyebilen arkadaşları vardı

644

T.C’ nin 1923 KURULUŞ DEVRİ: KARANLIKTAN AYDINLIĞA

Türkiye Cumhuriyeti’ nin Kurucu Kadrolarını oluşturan ve Cumhuriyet Devletinin temellerini atan, İLK İKİ ANAYASASI’ nı yazıp uygulayan, devletimizin kurum ve kuruluşlarını, teşkilatlanmasını yapan, tarihimizin sayfalarında değerli yerlerini almış, unutulmaması gereken devlet adamlarımız, her türlü övgüyü hak etmişlerdir.

Atatürk ve Silah Arkadaşları, asker kökenli oldukları için, Kurtuluş Savaşı Dönemi sonrasında, Devlet Adamı niteliği taşıyan ve gerekli eğitim ve öğretimlerini hem yurt içinde, hem yurt dışında yapmış olan Cumhuriyet yanlısı aydınlarımızı belirleyip TBMM Çatısı altında toplamışlar ve kadrolarını kurmuşlardır. Hiçbir zaman “ Bu ülkeyi ben kurtardım, bu devleti ben kurdum, öyleyse Tek Adam Benim “ dememişler, denmesine de izin vermemişlerdir. Tüm Dünya tarihlerinde Milli İradenin üzerinde bir yere sahip tutulan KURUCU İRADE olmalarına rağmen kurdukları Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve kendilerini korumak için özel yasalar çıkarmamışlar, özel ordusu ve özel kuvvet oluşturmamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti Devletini koruma ve kollama görevini, Ulusun bağrından çıkan TÜRK ORDUSUNA; yüceltme ve çağdaşlaştırma görevini de TÜRK GENÇLİĞİNE vermişlerdir. Şevket Süreyya Aydemir’ in Atatürk’ ün yaşam öyküsünü anlattığı “TEK ADAM “ eseri, Atatürk’ ün ülkemizi yönetmekteki tek adamlığını değil, Çankaya Köşkü’nde yalnızlaştığını ve özlemini duyduğu arkadaş-dost-yaren ortamından uzak kalıp içine kapandığını anlatan bir eserdir. Ayni yazarın “ İKİNCİ ADAM “ eseri de; Özellikle İkinci Dünya Savaşında İnönü’ nün düşünce yalnızlığında nasıl ülkemizi savaştan uzak tuttuğunu anlatır.

Bu günlerde ( 2017 Yılının mart ayında) gündemde olan Anayasa’ nın değiştirilmek istenilen 18 maddesiyle, TBMM yetkilerini Cumhurbaşkanına devreden Referandum nedeniyle; RTE :” Atatürk’de Tek Adamdı ; İnönü de tek adamlık yaptı” diyerek, kendi isteklerini haklı çıkarmaya çalışmaktadır.

Oysa 1920’ li yıllardan 1950’li yıllara kadar Avrupa’ da Fransa dışındaki ülkelerde Cumhuriyet yönetimi, hürriyet ve eşitlik yoktu. Monarşi, Oligarşi, Faşizim, Sosyalizm gibi yönetimler vardı. Arkadaşları, Mustafa Kemal’ e TEK ADAM olmasını önermelerine rağmen, istememiştir. Kurtuluş Savaşı döneminde Meclis Başkanı olarak; Kuruluş Döneminde Cumhurbaşkanı olarak, Başbakan ve Bakanları atama, görevden alma yetkisi kendisinde olmasına rağmen, bundan vazgeçmiş, Başbakanı seçerek hükümeti kurmakla görevlendirmiştir. Her fırsatta ( iki kez ) çok partili yaşama adım atılmasını sağlamış, halkımızın demokrasi kültürü yeterli olmadığı için vazgeçilerek, ileri bir tarihe ertelenmiştir.  Avrupa’nın çoğu ülkesinde kadın hakları ve kadınlara seçme ve seçilme hakları verilmezken, 1930 yılında yurdumuzda kadınlarımıza seçme ve seçilme hakları verilmiştir.

İsmet İnönü’ de İkinci Dünya Savaşı dışında tuttuğu ve emperyalizmin saldırısından koruyup saygınlığını arttırdığı ülkemiz insanlarını 1946 yılından itibaren çok partili parlamenter Demokrasi sistemine geçirmiştir.

Tarih sayfalarında altın harflerle yerini alan bu gerçekler diyor ki; ATATÜRK, İNÖNÜ ve Silah arkadaşlarıyla; Türkiye Cumhuriyeti’ ni kuran Devrim arkadaşları, yurdumuzu karanlıktan aydınlığia çıkarmak için gerektiğinde TEK ADAM olmuşlardır.

16 NİSAN 2017’ deki Referandumun Amacı;

AYDINLIKTAN KARANLIĞA

Ülkemizde uygulanmak istenen Başkanlık veya Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemiyle, ülkemizin yönetim şekli ( Parlamenter Rejim) değiştirilmek ; tüm dünyada Demokrasini güvencesi olan “denetim” kaldırılmakta, güler ayrılığı (yasama- yürütme ve yargı organlarının eş değerlerde eş değerde ve birbirinden bağımsız görev yapması) kaldırılmakta; Kurulduğu gün alnına” Hakimiyet Kayıtsız Koşulsuz Ulusundur” yazan TBMM’ nin ulusumuz adına kullandığı hak ve yetkiler Başkana veya Partili Cumhurbaşkanı’na verilmektedir.

Bu gidiş aydınlıktan karanlığa gidiştir. Bu yazıyı okuduğumuzda sonucun büyük olasılıkla HAYIR olacağı, bu durumda karanlığa gidişe dur diyeceği anketleri yayınlanıyor; Cumhuriyet aydınları güçlerinin son damlasına kadar yurttaşlarımızı aydınlatıp, karanlığa gidişe HAYIR denmesi için bu zamana kadar görülmemiş bir çaba gösteriyorlardı.

Yapıtımız’ın içinde açıkladığımız ulusumuzu oluşturan 4 gurup insanımız ile ilk meclisimizi oluşturan Kalpaklılar, Sarıklılar ve Fesliler adıyla tanımlanan ve 4 grubu Meclise taşıyıp 2017 yılına kadar getiren düşünce, Kalpaklıları ( Kuva-i Milliyecileri) azınlıkta bırakmış; Sarıklı (dinciler) ve Feslileri (Osmanlıcılar )  iktidar yapmıştır.

Referandum Atatürk Cumhuriyetinin oylanmasıdır.

MACİT SABIR – EĞİTİMCİ-YAZAR