Atatürk’ün Gözünde Öğretmenin Önemi

70

Atatürk Kırklareli’ye (NEDEN) Geldi.

20 Aralık 1930’dan 20 Aralık 2016’ya

İşte Atatürk, bu özlemlerle Kırklareli’ye hemşehrilerinin yanına gelmek istiyordu. Cumhurbaşkanı oluncaya kadar cephelerde asker ve komutanların arasında,  Mecliste milletvekillerin arasında, cadde ve sokaklarda halkın arasında bulunuyor, konuşuyor, tartışıyor, yapıyor, yaptırıyor özetle ulusuyla, halkıyla birlikte olmak istiyor.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra devlet protokolu gereği etrafına bir duvar örülüyor ve yalnızlıklara gömülüyor. Çankaya Köşkündeki askerleriyle bile konuşması hoş karşılanmıyordu. Hele bu nedenler yüzünden ayrıldığı çok sevdiği ve saygı duyduğu eşi Latife Hanım ;

Çankaya’ da arkadaş ve memleket meselelerinin görüşüldüğü Atatürk sofrası programlarına istenmeyen gürültüler çıkararak ve hatta sofranın olduğu salona gelip hoşnutsuzluğunu belirterek kendisin arkadaşlarından ve toplumdan soyutlamaya çalışıyordu.

Atatürk bu yalnızlıktan kurtulmanın yolunu  “ Beyaz Tren ve Beyaz Vagon “ projesini uygulamakta buldu. Önünde Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanlığı amblemiyle Türk Bayrağı motifi işlenmiş bir beyaz lokomotif ( BEYAZ TREN ) arkasına taktığı Atatürk’ ün geceli gündüzlü tüm gereksinmelerini karşılayacak donanımdaki Beyaz Vagon’ u yurdunun istediği köşesine, İl’ ine, ilçesine, beldesine ve köyüne götürecekti. Atatürk böylece halkıyla bütünleşecek, Cumhuriyet Halk Fırkası adını verdiği partisinin halkın partisi olmasını sağlayacaktı.

Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllardaki hayalinde Yurt’unu, Ulus’ unu eşiyle birlikte dolaşmak, çağdaş giysi, davranış ve kültürle okumanın, bilgi edinmenin ve bu bilgileri kullanarak yaşamanın erdemini halkına göstermek, halkına çağdaş yaşam tarzını benimsetmek istiyordu. Bu nedenle eşi Latife Hanımla ilk gezisini ( İzmir’i saymıyordu Çünkü İzmir Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra ikisinin de ikametgahı olmuştu.) bu nedenle Latife Hanım’ ın soyunun olduğu UŞAK iline yapmışlardı.  Latife Hanım’ ın dedeleri ve nineleri Uşak’ daki Türkmenlerden Uşakızadelerdendi. Ünlü yazar Halit Ziya Uşaklıgil de ayni soydan geliyordu. Atatürk ve Latife Hanım evlendikten sonra İzmir’ de kutlamaya gelen Uşak eşrafı damatları olan Atatürk’ ü çifte kavrulmuş bir sevgi ve saygıyla selamlayıp Uşak’ a davet etmişlerdi. Atatürk bu davranışlarından ve davetten çok memnun olmuş ve en kısa zamanda Uşak gezisi yapmaya söz vermişti. İlk fırsatta da Uşak gezisi plan ve programını yapıp Uşak Valiliğine göndermişti.

Gerekli yazışma ve görüşmelerden sonra bu istekler kabul edilmiş ve programa dahil edilmişti.

Atatürk Uşak’ a geldiğinde ilk karşılayan heyet arasında Latife Hanım’ ın akrabalarından ilkokula giden bir kız ve erkek çocuk da görev almıştı. Yeni harflerin ve Cumhuriyet eğitim, öğretim sisteminin sembolü olarak seçilen kız ve erkek öğrencilerin biri konuşma yapacak, diğeri şiir okuyacak, ellerindeki çiçek demetlerini Latife Hanım ve Atatürk’ e sunacaklardı. Anne, baba ve öğretmenleri çocukları çalıştırmış ve görevlerini kusursuz yapmaları için provalar yaparak hazırlamışlardı. Hatta Atatürk kendilerine soru sorarsa ne yanıt vereceklerini, büyüyünce ne olmak istediklerini, sorarsa ne diyeceklerini, ayaklarına gelen, ellerine geçen bu fırsatı en iyi değerlendirip güzel bir meslek seçmelerini ve Atatürk’ ten istemelerini söylemişlerdi.

Önce kız çocuğu ( HANDE UŞAKLIGİL ) şirin mi şirin, güzel mi güzel yüz hatları, bukle bukle saçları, çağdaş kıyafeti ile “ Hoş geldiniz “ konuşması yapmış ve öğretilen şekilde eteğinin ucunu tutarak hafifçe belini kırıp selam verdikten sonra çiçek demetini Atatürk’ e sunmak istemişti.  Atatürk konuşmasını alkışlarken kendisine çiçek sunmak üzere gelen kızın saçını okşayıp, çiçekleri Latife Hanım’ a sunmasını istemiş, elini bırakmamış, sunumun ardından yanına çekmiş okulunu, sınıfını öğrendikten sonra , büyüyünce ne olacağını sormuş. Kız “ Ben okuyup doktor olmak istiyorum paşam” deyince Atatürk yaverine not almasını ve okul giderlerinin tarafından karşılanacağını belirtmiş. Erkek çocuk Hulusi Mıdıkzade, Kurtuluş Savaşı ile ilgili  Vatan Şairi Orhan Şaik Gökyay’ ın “Bu Vatan Kimin” şiirini okumuş, ardından askerce selam verip, öğretildiği gibi çiçekleri Latife Hanım’ a sunmuş. Eniştenin de elini öp, sonra soruları yanıtla diyerek Hulusi Mıdıkzade’ yi yönlendirmiş. Atatürk, Hulusi Mıdıkzade’ yi kutlayıp okulunu, sınıfını ve öğretmenini sorduktan sonra, büyüyünce okuyup ne olmak istediğini sormuş. Hulusi Mıdıkzade, babasının kendisine sıkı sıkı tenbihlediği gibi “ Beni öğretmen yap Paşam” deyince Atatürk, çocuğa bakıp gülümsemiş, etrafını saran kalabalığı gözleriyle tarayıp, bir lider bakışı ile topluluğun kendisini dikkatle dinlemesini sağlamış ve herkesin işiteceği bir ses tonuyla “ Bak çocuğum, doktor olmak iste, seni doktor yapayım. İyi bir doktor olmazsan bir veya iki insanın ölümüne neden olursun, bir daha da sana hasta getiren olmaz. Mühendis olmak iste, seni mühendis yapayım. İyi bir mühendis olmazsan yaptığın evlerin, köprülerin biri veya ikisi yıkılığında bir daha sana iş veren olmaz. Ama ben seni hak etmediğin halde öğretmen yaparsam okuttuğun bütün çocukları cahil bırakır, yanlış eğitir veya zihinlerini zehirlersin yıllarca kimsenin haberi olmaz. Yetiştirdiğin öğrenciler hem kendilerinin hem ailelerinin, hem de ülkenin felaketi olurlar. Bu nedenle öğretmen yapılmaz, öğretmen olunur. Eğer sen okuyarak, bilgi edinerek ve bilgilerini iyi, doğru, güzel kullanarak öğretmenliğe hak ederek ulaşmak istiyorsan sana her türlü yardımı yaparım. “ diyerek engin bilgi ve doğru düşüncesiyle toplumu aydınlatmıştır.

ÖNEMLİ NOT: ATATÜRK’ÜN KIRKLARELİ’ NE NEDEN GELDİĞİNİN DOĞRU YANITLARINI BULMAK İÇİN EDİNİLMESİ VEYA ANIMSANMASI GEREKEN TEMEL BİLGİLER;

1- Bu yapıtın yazarı 1962-1964 yılları arasında ilk öğretmenlik görevini Uşak’ ta yaptı. Yukarıdaki olayın kahramanı Hulusi Mıdıkzade, okumuş hak ederek önce öğretmen, sonra da ilköğretim müfettişi olmuştu. Yukarıda yazdığı yaşanmış olayı önce çevresinden, sonra da beni teftiş etmeye geldiğinde öğrencilerimle birlikte kendisinden dinlemiştim. Bu anekdotu ” yaşanmış olayı “ ilk defa  “ SON TAHLİLDE ALİ ÇAVUŞ” öyküsünde yazmıştım.

2- Yıl 1930 soyadı yasası çıkmamış ve Mustafa Kemal, “ATATÜRK” soyadına daha TBMM’ si tarafından Kavuşturulmamıştı. Ama biz Kırklarelimiz’e Mustafa Kemal olarak gelen büyük kurtarıcımızı Atatürk diye bağrımıza basmışız. ( soyadı kanunu 1934 yılında kabul edildi)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ NİN KURTULUŞ VE KURULUŞ DEVRİ

Türkiye Cumhuriyeti’ nin Kurtuluş ve Kuruluş olmak üzere iki önemli devri vardır.

Kurtuluş Devri, Kurtuluş Savaşının yapıldığı 19 Mayıs 1919 ile 9 Eylül 1922 yılları arasındadır. Kurtuluş Savaşında Atatürk’ ün yanında olanlar, yurdumuza saldıran 7 düvel düşmanlarla savaşmasına katılanlar, destekleyenler, Padişah ve yönetimini haksız ve suçlu bulanlar, Padişah ve işgalci yandaş ve yalakalar’ ın dışında kalan, Türk Ulusu’ nun büyük çoğunluğu, hatta Padişah zamanında devlet kadrolarında görev alanlardı.

Kuruluş devrinde işler birden değişti. Atatürk’ ün yanında yer alan Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Halide Edip Adıvar, Adnan Adıvar gibi Kurtuluş Savaşı kahramanları “ Cumhuriyet neymiş? Savaşı kazandık. Emaneti götürüp Padişahımıza teslim etmemiz gerekir. Biz Padişah’ ın ve Saltanatın kaldırılmasına karşıyız” diyerek Kuruluş’ a karşı çıkmışlardır.

Kurtuluş Savaşı arkadaşlarından Şevket Dingiloğlu nasıl olmuş da kendisine karşı duran Serbest Cumhuriyet Fırkasından aday olup Belediye başkanlığını kazanmıştı. Oysa Atatürk Hıdırellezde yapacağı Kırklareli gezisinde Şevket Dingiloğlu’ na yer ayırmıştı. Neler düşünmemişti ki, Hıdırellezde Kırklareli’ ne gidecek, güneş rakı burcuna girince Atatürk’ ün Kırklareli sofrası kurulacak Selanik’ten mahalle arkadaşı Bilal Pehlivan, Şevket Dingiloğlu, Şevket Ödül, İzmir’ den çağıracağı Kazım Dirik, Trakya Jandarma komutanı Rüştü Akın sofranın etrafında yer alacaklar, eski günleri yad ederek gezinin tadını çıkaracaklardı.

Kendisine en yakın bildiği birbirleri için canlarını verdiğine tanık olduğu hemşehrileri neden kendisine yüz çevirmişlerdi. En yakınları böyle ise yurdun diğer yerlerinde kim bilir neler oluyordu.

Atatürk bu nedenle İzmir Valisi Kazım Dirik, Kırklareli milletvekili Şevket Ödül ve Trakya Jandarma komutanı Rüştü Akın’ ı Çankaya’ da düzenlediği toplantıya çağırdı. Onlardan Kırklareli ve Trakya halkıyla köylere kadar varan incelemeler yapmalarını istedi. İşte şimdi bu raporlar önündeydi. Bu arkadaşlarına güveni sonsuzdu. Nasıl Olmasın dı ki ?

MACİT SABIR – EĞİTİMCİ-YAZAR