Atina’da Lidya Kralı’ndan daha mutlu insan vardır

77

Dünya’ da parayı Lidyalılar bulmuştur. Bu nedenle Lidya, özellikle Kralı Dünyanın en zengin insanıdır, zenginliği dillere destandır. Çağdaşı eski Yunan devlet adamlarından SOLON Anadolu’ da Lidya Devletini tanımak, Kralın zenginliğini görmek için bir ziyarette bulunmuştur. Lidya kralı buna çok sevinmiştir. Zira Solon’ a zenginliğini gösterecek, dünyanın en mutlu insanı olduğunu söyleyecektir. Solon Balkanların, Lidya kralı ise Anadolu’nun ünlü devlet adamlarıdır. Solon devlet yönetiminde reform yapmakla ünlenmiştir. “ İnsan öğrene öğrene ihtiyarlar” sözsü ile bilge kişi olduğunu kanıtlamıştır. Lidya kralı ise paranın iktidarına sahip olmakla şöhret olmuştur. Ona göre, cihanın padişahı paradır.

İklim koşulları elverişli olduğu bir zamanda Atinalı Solon Lidya’ ya ziyaretini gerçekleştirmiştir. Ziyaret büyük ilgi görmüş, tantana uyandırmıştır. Solon’ un memnun kalacağı bir hüsnü kabul göstermişlerdir. Vaki ziyaretten her ikisi de memnundur. Baş başa görüştükten sonra Lidya kralı Solon’ a “ sana sarayımı gezdireyim, altınlarımı, gümüşlerimi, elmaslarımı gör. Benden daha mutlu insan olur mu ? “ demiştir. Solon’ un yanıtı hazırdır, Atinalı fakirin Lidya kralından daha mutlu olduğunu söyleyecektir. Fakat nedense Solon bir şey söylemez. Saray’ ı dolaşırlar. Lidya kralı hep ayni soruyu sorar “ Söyle Solon, Dünyada benden daha zengin, daha mutlu insan var mı ?” Solon yine ayni şeyi söyler. Atina’daki fakirin daha mutlu olduğunu belirtir.

Lidya kralı oturduğu sarayın bütün ihtişamın, odalardaki çil çil altınları, elmasları, gümüşleri gösterdikten sonra oturdukları odaya dönerler ve Kral son kez” söyle bakalım Solon, Dünyada benden daha zengin, benden daha mutlu insan var mı ? Solon yine ayni cevabı verir. Atina varoşlarında, gettolarında yaşayanların daha mutlu olduklarını vurgular.

Lidya kralı, Solon’ un ayni yanıtı tekrar etmekteki maksadını bir türlü anlayamaz, şaka olabileceğini düşünür ve Solon’ un misafirliği sona erince onu Atina’ ya yolcu eder. Fakat kafası karışıktır. Zaman geçer Lidya kralı bir savaşta düşmanlarına esir düşer. Solon’ un söyledikleri aklına gelir, biraz anlar gibi olur ama tutsaklığının sonucu pek net değildir. Zenginliğine, altınlarına güvenir. Bir süre sonra düşmanları Lidya kralını yargılamaya karar verirler. Lidya kralına savaş suçlusu olduğunu söylerler. Ondan savunmasını isterler. Zaman gelir düşman ülkenin yargıçları Lidya kralının yüzüne kararı okurlar. Yargıçlar kralın yakılarak idamına karar vermişlerdir. Bu sıra Lidya kralı Solon’ u hatırlar. Kendi içinden Solon’ un adını mırıldanır. Fakat Solon’ un söylediği Atinalı fakirin daha mutlu olduğu sözü aklında değildir, taki cellatlar onu yanmakta olan ateşin önüne götürünceye kadar. Cellatlar Kral’ a son sözünü söylemesini isterler. “ SON SÖZ” için birçok şey aklına gelir ve Solon’ un adını ısrarla tekrar etmeye başlar. Cellatlar Solon isminin söylenmesinden bir şey anlamazlar. “Söyle bakalım Lidyalı Solon dediğin nedir ?” Kral Solon’ u anlatır, dediklerini söyler ve şimdi “ Atina’daki fakir olmayı istediğini” haykırır. Ateşe atılacağı zaman son sözü “Solon haklı imiş” der, ve bu söz üzerine hayatı bağışlanır.

Atinalı bilge devlet adamının altınları, elmasları, gümüşleri yoktur ama aklı vardır. Mustafa Kemal Atatürk bize bunu söylemiştir. Demiştir ki ( mealen) “ Ben manevi miras olarak size hiç bir şey bırakamıyorum. Benim manevi mirasım AKIL ve BİLİM’ dir.”