AV VE AVCI OLARAK İNSAN -4-

TİCARET HAYATIMIZ; SEMT PAZARCILARI NASIL DOĞDU

 

 

İnsanoğlu mağara hayatından kurtulup diğer insanlar ile müşterek hayata başladığından beri bilerek veya bilmeyerek ticaretin içinde olmuştur. Mağaradaki insanın en temel ihtiyacı olan beslenmeyi ailenin güçlü bireyi erkek en yakınlarında ve mümkünse evinden fazla uzaklaşmadan avlanarak temin etmiştir. Avlanmak için ihtiyacı olan av silahları bir ağaç parçası veya bir sivri taş olmuştur.

Avlanma ihtiyacı olan silahları biraz geliştirerek,taşları yontmasını ve cilalayıp kesici ve kalıcı olmasını öğrenen yontma taş ustaları bilmeden ticaret hayatının tarihini yazıyor ve yeni bir devrin başladığını müjdeliyorlardı.

İnsanlar birbirleri ile beraber yaşamanın bazı sorunlarını çözdüğünü görmelerine rağmen bazı önemli güvenlik sorunları ile karşı karşıya kaldılar. Beslenme sorunlarına birde güvenlik sorunu eklendi. Doğa daki güçlü hayvanlara ve zor doğa koşullarına karşılık, güçlü olanlar ailenin veya kabilenin güvenliğini sağlamaya başladılar.2000 li yıllarda keşfedilen güvenlik şirketleri ve güvenlik elemanı mesleğinin ilk temsilcileri bu hizmetlerinin karşılığında nasıl bir bedel aldılar acaba. İnsanoğlunun bir biri ile ilk alışverişi veya ticareti vahşi doğa koşulları ile işte o zamanlar kuralları güçlülerin belirlediği bir oyun olarak başladı. Sadece güçlülerin ve üretenlerin,(yani avlanıp yiyecek bir şey bulanların,) söz ve hak sahibi olduğu, yani yaşama şansı bulduğu acımasız bir yaşam.

Beslenmek ve güvenlik sorunu ile yaşamaya mahkum olan insanoğlu doğa’da hem avcı, hem de av idi. Kendinden zayıf olan hayvanları avlayıp beslenmeye çalışan insanoğlu, kendinden güçlüler tarafından da avlanıp av olmaya başladı. Güçlülerin saltanatından bıkan güçsüzler, yaşamak için güçlerinin yanında zekalarını da kullanmaya başlayınca işte o gün insanoğlunun dayanılmaz yükselişi başladı. Şartlar ve oyunun kuralları değişmeye başladı. Güçlülerin ve üretenlerin yanına zeki olanlarında katıldığı üçüncü bir güç oluştu ve işte o gün aralarındaki ilişkiler yumağı başladı .O gün başlayan olaylar, veya alışveriş ihtiyaçları ticaret hayatının ilk kuralları ile temellerinin atıldığı gün oldu.

Gücünün yanına zekasını’da katan insanoğlu doğanın gerçek efendisi olmaya başladı. Hele tekerleği icat edip ata binmesini öğrenen insanoğlunu artık daracık bir alanda tutmak mümkün değildi. Hareket halinde ve at üstünde olan insanın ufku açılmış ve gidebildiği kadar uzaklara gitme arzusu harekete geçmiştir. At üstündeki insan evinden çok uzak mesafelere gitmeye ve oralarda konaklamaya başlamıştır. Bu yaşam tarzı insanın yeni ihtiyaçlara ve yaşam malzemelerine ulaşma zorunluluğunu getirmiştir. Bu zorunluluk ise yeniden şekillenen ticaret hayatı ve yeni kuralları getirmiştir. Yani ilkel alışveriş devri veya Pazar devri başlamıştır. İnsanlar ürettikleri malın fazlasını pazara çıkarmış ve ihtiyacı olan başka mallar ile değiştirmeye başlamıştır. Takas veya mal değişimine dayanan bu alışveriş şeklinde kurallar yine güçlüler tarafından konulmuştur. Bir mala ihtiyacı olan güçlüler o malın bedelini ödeyecek başka bir malı yoksa, bedelini silahlı güçle ödemiştir.

Tarih ne yazık ki binlerce yıl ayni şekilde tekerrür etmiştir. Bugün bile A.B.D Irak’ın petrol üretimlerine ödeyecek fazla parası olmayınca, aldığı petrolün bedelini Irak’ı işgal ederek silah ile ödemedi mi?

PAZAR EKONOMİSİ

İhtiyaçları çeşitlenen ve bu ihtiyaçlar karşısında üretim çeşitleri de artan insanoğlu ,fazla üretimini ve eksik ihtiyacını karşılamak için ayın belirli bir günü, belirli bir yerde buluşmaya ve ihtiyaçlarını değiştirme ihtiyacı duymaya başladı. Bu ihtiyaç karşısında ise bugün bile varlığını sürdüren semt veya kasaba pazarları oluşmaya başladı. Bu pazarlar da önceleri yazılı olmayan bir anayasa ile düzenlenmeğe başladı. Birbirini tanımayan ve birbirinden doğal olarak korkan insanlar, kendilerini karşılıklı güvenceye almak için,yazılı olmayan kurallar koydu. Bugün bile semt pazarlarında uygulanan ve birinin uymaması halinde cezalandırılacağı önceden belirlenen Pazar kuralları vardır. Adına racon denilen bu yazılı olmayan Pazar kuralları ileride şekillenecek olan ticarete hayatının da kuralları idi.

Kuzey kutbunda avladığı hayvanların kürklerini giyim eşyasına dönüştüren Eskimolar fazla olan kürklerini daha güneye inerek, ihtiyacı olan başka eşyalar ile değiştirirken değiş tokuş ekonomisinin ilk örneklerini verdiği gibi, tekstil sanayinin de ilk emekçileri olmanın gururunu yıllar sonra öğrendiler.

Tarihte ilklerin ve yeniliklerin yaşandığı kutsal topraklar  ANADOLU’DA yaşayan ve toplumda ticarete kadar sanatında önemini kavrayan Lidya’lılar ilk parayı bulduklarında kendi sonlarını ve tarihin akışını değiştirecek bir alışveriş veya değiş tokuş aracının önemini biliyormuy du?.Parayı ilk bulan, düşünen veya tasarlayan kişi, atom bombası gibi etkili bir silahı bulduğunu bilse idi, acaba bu buluşunda ısrar eder mi idi..

Kurulan semt ve kasaba pazarlarında değiş tokuş aracı olarak paranın kullanılmaya başlaması yeniden şekillenen ticaret hayatına yeni kurallar ve yeni meslekler katmaya başladı. Daha uzak yerlerden haberdar olan insanoğlu biraz meraktan birazda kazanç hırsı ile ticareti değişik boyutlara taşımaya başladı. Uzak diyarlardan kervanlar ile mal getirip satmaya başlayan tüccarlar ve bu yol güzergahlarında konaklama ihtiyaçlarının karşılanması için kervansaraylar ve hanlar oluşmaya başladı.

Yeni yapılanmaya başlayan ticaret hayatına tüccarlar, bugünün nakliyecisi olan kervancılar, bu kervanların ihtiyacını karşılayan hanlar, hamamlar, kervansaraylar ve bu kervanların ve pazarların güvenliğini sağlayan eli silah tutan gücüne güvenen kervan önderleri yeni yapılanan ticaret hayatının aktörleri oldular.

Yeni yazılmaya başlayan insanlık tarihi aslında ticaret hayatının tarihi oldu. Kendi küçük dünyasından çıkan insanoğlu, hem ailesi ile birlikte hem de diğer insanlarla birlikte yaşamak zorunda kaldı. Aile içinde veya yaşadığı mağara evinde kendi koyduğu kuralların dışında başkalarının koyduğu kurallarla hakimiyetini paylaşmak zorunda kaldı.

İnsanlar bu pazarlarda hem mal ihtiyaçları için alışveriş yaptılar, hem de birbirleri ile sosyal ve kültürel alışveriş yaptılar. Birbirlerinin dillerini, dinlerini gördüler, tanıdılar. Üretim şekilleri ve yaşam tarzları hakkında bilgi sahibi oldular. Bu sosyal ve kültürel alışverişler sonucu sanat doğdu.

Bu sanat, önceleri ihtiyaçları karşılayan sanat ustaları tarafından hayata geçirildi. Ama öncelikler hep beslenme ve güven üzerine oluştu. Demir’i ve diğer metalleri işlemesini öğrenen insanoğlu güvenlik ve saldırı amaçlı silahlar üretti. Kesmek ve saldırmak için kılıç, savunmak için kalkan, uzak mesafeye atış yapmak için ok yapmayı öğrenen ustaların elinde bu ölümcül silahlar bir sanat eseri hüviyetine kavuştu. Bugün bile kazılarda bulunan amazon savaşçılarına ait bir ok veya balta veya kılıç değer biçilemeyen bir sanat eseridir.

 

Mustafa Karaca