Aynur Haşhaş Kırklareli’de

206

Cem Tv’ nin sevilen programcısı, Türk Halk müziği sanatçısı Aynur Haşhaş Kırklareli’ nin tarihi ve kültürel zenginliklerini içeren bir program yapmak üzere 4-5 Temmuz 2015 tarihleri arasında İlimiz’ i ziyaret etti.

Sevilen sanatçı ilimizin tarihi zenginlikleri yanında kültürel zenginliklerini içeren programı çekimleri için ilginç ziyaretlerde bulundu. Bugün’e kadar yapılan TV programlarından farklı olarak Kırklareli’ nin farklı ve az bilinen kültür yapısını ve tarihi geçmişini ön plana çıkaran çalışması ile sevilen sanatçı farkını ortaya koydu.

Kırklareli’ nin Balkan köylerinde hakim olan alevi-bektaşi kültürü ve özellikle Şeyh Bedreddin’ in yolu olan Bedreddiniliğin Kırklareli’ nde bilinen ve bilinmeyen yönleri ve Bedreddin hareketinin Kırklareli’ nin tarihi geçmişindeki yerini, ilgili kişileri köylerinde ziyaret ederek gerçekleştirdiği programda, Bedreddin hareketi bilinmeyen yönleri ile yeniden aydınlatılarak gündeme geldi.

Aynur Haşhaş’ a bu çalışmalarında Kırklareli’ nin mahalli sanatçıları Hasan Öztürk, Mehmet Budak, Ali Balım ve Fuat Ertuğral eşlik ettiler.

İlk gün 4 Temmuz Cumartesi:

Kırklareli Topçu Baba Kültür derneğinin yapılmakta olan TOPÇU BABA KÜLTÜR Merkezinde tanıtım çekimleri yapıldı. Topçu Baba Kültür Derneği Semah Ekibi’ nin Semah gösterisine Sanatçı Hasan Öztürk sazı ile eşlik etti.

Semah gösterisinin ardından çekim ekibi ve sançtılar ile beraber Topçu Baba’ nın dergahı ve mezarının olduğu Topçular Köyü’ ne gidildi. Şair Mustafa Ermiş “ TOPÇU BABA” şiirini seslendirdi.

Şiir ve çekimlerin ardından iyi bir Bedreddin sevdalısı olan Selahattin Dağ’ ın evine ziyarete gidildi. Selahattin Dağ, babası Bedreddin dedesi olduğu için, babasının vefatından sonra dede olmak hakkına sahip bir kişidir. Almış olduğu eğitim ile bu işi hak etmiş olmasına rağmen, eşinin rızası olmadığı için dedeliği kabul etmemiştir. Çünkü bu kültürde aileyi ilgilendiren her iş, aile üyelerinin tamamının rızası alınarak yapılır. Bu kültürde kadının kararlarda eşit hakkı vardır.

Selahattin Dağ ve eşi söyledikleri Bedreddin’i anlatan nefesleri ile izleyenlere duygulu anlar yaşattı. Umarım Cem TV izleyicileri de bu çekimleri ilgi ile izler.

2.gün 5 Temmuz Pazar

İkinci gün yine bir Bedreddin dedesi olan Deveçatağı köyünde Habib Özkaynak ziyaret edildi. Habib Özkaynak ve eşi bizlere güzel Bedreddin ezgileri söylediler. Bu ezgileri hiçbir program veya kaynakta dinlemeniz mümkün değildir. Cem TV de bu programı izleyecek olanlar şanslı kişiler.

Deveçatağı köyünden sonra Turgutbey Köyünde Trakya’ nın tek Bedreddin Babası olan Levent Aktaş’ ı ziyaret ediyoruz. Levent Aktaş” Bedreddin olayı ve Bedreddiniler bugüne kadar toplumumuzda yanlış ve eksik anlaşıldığı için, konunun daha detaylı bir programda ele alınması bazı yanlış anlaşılmaları önleyebilir” diye ricada bulundu ve sadece gelecek programın tanıtımı için bizi misafir etti.

Çekimlerin son durağı Ahmetçe köyünde Dönmez Çiftliği oldu. Dönmezler ailece bağcılık işine başladıkları için, işlerine duydukları saygı, bağcılığa duydukları sevgi kısa sürede tamamen taşlık olan çevrenin yeşil bir cennete dönmesine sebep olmuş. Bağlarından elde ettiği şaraplar “ ARDA SARANDA ve VİNO DESSERA markaları ile Avrupa’ da ödülleri toplamaya başlamış. İlk yıl ürünü Fransa’ da gümüş madalya ile ödüllendirilmiş.  Dönmezlerin katkıları ve özverili çalışmaları ile Kırklareli eski bağcılık ve şarap kültürü günlerine dönecektir.

Kırklareli’yi tarihi ve farklı kültürel zenginlikleri ile tanıtacağına ve güzel bir program olacağına inandığımız çekimler için şehrimize gelen Aynur Haşhaş ve Cem TV ekibini tekrar görüşmek dileği ile şehrimizden yolcu ediyoruz. Biz kendi kendimize kaldığımızda ise şunu sorgulamaya başlıyoruz. Kimdir Şeyh Bedreddin ve Kırklareli ile ilgisi nedir?

Bu konuda yapmış olduğumuz çalışmaların bir özetini okurlarımız ile paylaşıp, Bedreddin olayını ve Kırklareli ile ilgisini izleyelim.

Şeyh Bedreddin kimdir?

Bedreddin, Türk Devrim tarihinin değil, bütün insanlık için SOSYAL DEVRİM Tarihinin en büyük kahramanıdır.

Çağdaşları arasında Doğu dünyasında İbni Haldun (1332-1406), Batı dünyasında ilk din reformcusu Çek papaz Jean Huss’ ten daha önemli bir devrimcidir.

İbni Haldun : Yaşadığı olaylardan bulduğu prensiplerini içinde yaşadığı tarihsel ve sosyal şartlar yüzünden pratiğe dökememiştir.

Şeyh Bedreddin, teori ile pratiği en canlı, en insancıl yükseklikte sosyal sentezine ulaştırmıştır.

Jean Huss; (1369-1415) yalnız hrıistiyanlar için İsa dininde reform öngörmekle yetinmiştir.

Şeyh Bedreddin (1359-1420)  ; Müslüman, Hrıstiyan, Yahudi ayırımı yapmadı, bütün din ve ulusların sınırlarının izafi sınırlar olduğunu göstererek her türlü insan ayrımcılığına karşı çıktı. Tümüyle insanlığı yücelten bir insani görüş yarattı ve uyguladı..

Ne ilginçtir ki, 600 yıl sonra halen ABD’ de ikamet eden Fetullah Gülen Roma’ da Papa’ yı ziyaret ederek “DİNLERARASI DİYALOG” adı altında çalışmalar başlattı.

Türk siyasi tarihinde önemli bir yeri olan Şeyh Bedreddin bütün unutturulma gayretlerine rağmen unutulmadı.

Bir kişi inancı için savaşır ve ölürse, inancı doğru olduğu için o kişi ölmüş sayılmaz. Halk arasında bazen efsane, bazen destan olarak yaşar.

Tarih insanlık uğruna gelecek için kavga veren insanları hiç unutmaz.

Efsanesi Deliorman içlerinde ve Yıldız Dağlarının tepelerinde yaşamaktadır.

Her türlü unutma ve karalama çabalarına rağmen günün birinde Nazım Hikmet adında bir şair çıktı ve yazdığı ŞEYH BEDREDDİN DESTANI ile yeniden güncel hayatımıza katıldı. Hakkında onlarca kitap yazıldı ve hala yazılmaya devam ediyor.

Türk insanı Şeyh Bedreddin’ i destanı ile, tabii ki tanıyacak, ama yaptığı ve yapmak istediği sosyal ve din reformunu da iyi bilmelidir. Bedreddin’ i yeniden ve doğru olarak bilip tanımak toplum için önemlidir.

Bedreddin, ezilen ve sömürülen emekçi sınıfların kuşaktan kuşağa aktarılan bir umut türküsüdür. Bu türkü Deliormalar’ da ve Istırancalar’ da halk tarafından yüzlerce yıldır söylendiği için Bedededdin bir efsane olarak yaşamaya devam edecektir. Çünkü Dünya’ da hala insanı insana kul eden bir sömürü düzeni yaşamaktadır.

1-Bedreddin devrimine giden yolda döşenen taşlar, onun yaşamını ve felsefesini oluşturur. Yıldırım Beyazıt ve Timur arasında 1402 yılında yapılan Ankara savaşında savaşı Timur’ un çadırından izler ve gördüğü yanlışlıkları açıkça söyler. “ Gücünü BİLİM ve Hukuk’ tan almayan hiçbir devletin yaşayamayacağına “ inanır., “ Devlet’ in başında bulunan hükümdar’ ın KİN ve Nefreti, intikam duyguları ile yaşamak zorunda kalan komutanlar tarafından kurulmuş devletler, kurucu ve önderinin Kin ve İntikam duyguları ile yaşar ve onun ölümünden sonra parçalanıp yıkılır” diyerek savaşın galibi Timur’ un da bir gün mağlup olacağını açıkça söyler.

2- Bedreddin Edirne’ de Musa Çelebi’ nin Seraskeri olduktan sonra yıllarca bilim ve hukuk kurallarına uygun olarak tasarladığı devlet düzenini Edirne ve çevresinde uygulamaya başlar.:

Emeğin en yüce değer kabul edildiği,

kulun kula kulluğuna son verildiği,

insan olma onurunun geçerli olduğu Hak ve adalet düzeni

Edirne ve Kırklareli yöresindeki köylülerin ilgisini çeker. Köylüler akın akın Bedreddin’ in söylemlerini dinlemeye giderler.

Batı Anadolu ve Balkanlarda yaşam, hak ve adalet düşünceleri için yeniden düzenlenir.

İnsanlar hiç kimseden, hiçbir şey beklemeden hakça bir düzen için kendilerini işlerine verirler.

Topraklar beraber ileniyor ve üretilenler hakça ve eşitçe beraber paylaşılıyordu.

(Bu düzen özlemi 1977 yılında CHP’ nin söylemlerinde yeniden gündeme geldi. CHP “ Ne ezilen ne ezen-İnsanca hakça bir düzen” sloganı ile seçmenlerin oyunu topladı ve CHP lideri Bülent Ecevit “Karaoğlan” olarak geniş halk kitlelerinin sevgisini kazandı.”

Bedreddin’ in uyguladığı bu düzen sömürüden beslenen beylerin, toprak ağalarının ve yerel yöneticilerin sömürü çarklarını durdurduğu ve gelirlerini kestiği için hoşlarına gitmedi.

Bu karşı görüş Kamil Sofu’ nun sözlerinde şöyle özetlendi:

”Bu yeni kurulmak istenen düzen bir dinsizlik düzenidir. Mani olunmazsa din elden gidecektir. Baştakiler, ayaktakiler ile birlikte beraber çalışıyor, hatta onlardan daha fazla. Bunca insan bir arı gibi çalışmakta ve koca ova oğul gibidir. Her biri bir iş görmekte, petekler gibi binalar dizilmektedir. Tarlalar sınır çizgisi olmadan işlenmektedir. Bir an önce bu düzenin bozulması gereklidir. Yeryüzünde zenginler olmalı ki yoksullara sadaka versin, sevap işlesin. Herkes eşit olduktan sonra kim kime sadaka verecek. Bu düzende bizim gibi softalara yer olmadığı gibi sizin gibi zenginlere de yer yok. Herkes eşit, olur mu böyle bir düzen. Çabuk olalım din elden gidiyor.”

Bildiğimiz, Karaburun’ da Börklüce ve taraftarlarının, Torlak Kemal ve taraftarlarının Manisa’ da katledilmesi ve Bedreddin’ in Serez’ de idam edilmesi ile sonuçlanan olaylar tarihi kayıtlarda vardır. Kendisine yapılan suçlama ve itibarsızlaştırmalara karşı Bedreddin son sözünü söyler;

”Bugüne kadar insanlara, eşit, kardeşçe ve barış içinde, kimseye kul olmaksızın yaşamayı öğrettik. İnsanları sömürenlere, soyanlara ve çıkarları için yoksulların sırtına binenlere karşı vuruşmayı öğrettik.”  Der, ve idamı gerçekleşir.

Bu olaylarda Bedreddin, Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal yönleri bütün detayları ile kitaplarda işlenmiş ve Osmanlı Devletinin kayıtlarında, salnamelerinde vardır. Ancak Kırklareli’ ni ilgilendiren en önemli bölümü yani Kadı Botog yönü hala gizemini korumaktadır ve efsane olarak devam etmektedir.

Bayezit Paşa’ nın başlattığı sömürü ve zulüm düzenine karşı mücadele etmek için yola çıkan Bedreddin dervişlerine şu öğüdü vermiştir.” Anadolu’ da olanlar Börklüce Mustafa’ nın uyruğunda, Urumeli’ de olanlar ise Kırkkilise Kadısı Botog’ un buyruğunda örgütlenerek eylemlerine başlayacaktır.”

Kadı Botog hakkında bu bilgiden fazla bir bilgi ve belge elimizde yok. Ancak Kadı Botog taraftarlarının Bulgaristan’ a geçmek üzere kullandıkları yol üzerinde iki adet KANARA DERESİ ve iki adet KANARA KÖYÜ vardır. Kanara’ nın kelime anlamı ise “MEZBAHA, hayvan kesilen yer” olarak açıklanır. Ancak yörede bu denli büyük boyutlarda hayvan kesildiğine dair bir iz yok ama, hayli fazla kayıtsız, sahipsiz ve efsanesiz insan mezarlığı var.

Kaynak-1 Şeyh Bedreddin- Varidat
2- Erol Toy           – Azap Ortakları
3- Munis Armağan- Şeyh Bedreddin
4- Ayhan Tunca      -Şeyh Bedreddin
5- Menakıpname
6- Ütopya dergisi
7-Nazım Hikmet- Şeyh Bedreddin destanı

Bu konu da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk‟ün; “Dünya medeniyetleri arasında söz sahibi olabilmemiz kültürel değerlerimize sahip çıkmamıza bağlıdır”, “Bir millet savaş alanlarında ne kadar zafer elde ederse etsin, o zaferin sürekli sonuçlar vermesi ancak Kültür Ordusu ile mümkündür” sözleri bizlere, kültür sanat alanında ki araştırma, inceleme ve uygulamaların Türk milletinin uluslar arası alandaki başarısı için ne denli önemli olduğunu hatırlatır umudu ile, sözümüzü bitirelim.

Mustafa Karaca-SARANTALI KÖYLÜM