Balkan Göçleri

Tarihimizde savaşlardan başka halkımızı bitiren başka şeyler de vardır. Mesela “Anadolu’nun Salgını, İstanbul’un yangını, Rumeli’ nin bozgunu” meşhurdur.

Ancak Osmanlı’yı, Rumeli halkını bitiren bir şey daha vardır ki; o da muhacirliktir. En son olarak 1830’lu yıllarda başlayan Balkan muhacirliği yüz yıl sürmüştür. En son muhacirlik 1989’da Bulgaristan’dan olmuş, 350 bin kişi Türkiye’ye göç etmiştir. Göçmenlik tarihimizde Rumeli Muhacirleri olarak kayda geçmiştir.

Tarihimizde muhacirlik Rumeli’den dönüşle başlamıştır. Osmanlılar zamanında Balkanlara çeşitli nedenlerle Anadolu’dan iskan edilen Türk Müslümanlar oralarda Rumeli  Halkını oluşturmuşlardır. Türkler, yani Rumeli’de kendini Türk ve Müslüman olarak bulanlar burada 500 yıla yakın kalmışlardır.  Türklerin Balkanlarda baştan beri rahat yaşadıklarını söylemek mümkün değildir. Özellikle Osmanlı devletinin son 100-150 yılı oralara gidip yerleşenlerin geri dönmeleriyle, yani muhacirlikle, göç ve göçmenlikle geçmiştir. Balkanlardan Anadolu ve Trakya’ya dönenler yüzyıllar boyu buralarda Bulgarlar, Arnavutlar, Sırplar Hıristiyan inançlı insanlarla beraber yaşamışlardır, kolay değildi tabii.

Zaman içinde Türklerle beraber yaşayamayacaklarını düşünmeye başlayan Yunanlılar, Bulgarlar, Arnavutlar, Sırplar zaman zaman karşı karşıya gelmeye başlamışlar, bazen de çatışmışlardır. İlk fırsatta Türklerin idaresinden çıkmayı, kendi devletlerini kurmayı düşünmüşlerdir. Osmanlı Devleti’ne ilk baş kaldıran Arnavutlar olmuştur. Nitekim küçük devletçikler Rusya’nın desteği, daha sonra İngiliz ve Fransızların yardım ve kışkırtmaları ile asırlardır beraber yaşadıkları Türk ve Müslüman halkı rahatsız etmeye başlamışlardır. Çıkardıkları savaşlarla, Rusların, İngiliz ve Fransızların desteği ile Türkleri göçe zorlamışlardır. İnsanlar dalgalar halinde Trakya ve Anadolu’ya geri dönmeye başlamışlardır. Rumeli Muhacirleri böylece 100 yıl sürecek bir göç hareketine başlamışlardır. Bu göçe zorlanan insanlar daha önce buralara yerleşmiş Vize Yürükleri, Naldöken, Ofçabolu, Tanrıdağ yürükleri idiler. Bir araştırmaya göre Avrupa’da yaşayan Türklerin %25’i yürüktü. (Yürük, yürüyen Türk, yani hayatı göçebelikle geçen, Türk anlamında kullanılmıştır.)

Ancak Rumeli Muhacirliği Avrupa’dan dönenler için kolay olmamıştır. Alıştıkları yerlerden, mallarından, mülklerinden öküz arabaları ile günlerce yollarda yağmur, çamur ve soğukta yürüyüşler binlerce kişinin yollarda ölmesine neden olmuştur. Muhacirler için tek teselli nedeni Türkiye’ye geldiklerinde yerli halkın onlara sahip çıkması olmuştur. Gerçekten muhacirler iskan edildikleri yerlerde iyi karşılanmışlar, mümkün olduğunca ayardım görmüşler, yaralarını çabuk sarmalarına yardımcı olmaya çalışmışlardır. Bugün ülkemizin her köyünde, kasaba ve kentinde Rumeli muhaciri az veya çok vardır. Yollarda ölenler olduğu gibi doğanlar da olmuştur. Yıllarca önce Anadolu’dan Trakya’ya evlenmek için gelen kadınlarla ilgili bir araştırma nedeniyle Kofçaz’ın Terzidere köyüne gitmiştim. Halkla konuşurken biri “Poyralılı Fatma” diye söz etti. Bildiğim kadarıyla benim köyüm olan Poyralı’dan buralara evlenmek için gelen yoktur. “Kim bu Poyralı’lı Fatma” dedim. Hikayeyi anlattılar. Balkan Savaşı sırasında göç eden ailelerden birinin Poyralı köyünde bir kız çocuğu dünyaya gelir. Doğan kız çocuğunun adını “Poyralılı Fatma” diye koymuşlar. Böyle hikayeler göç sırasında çok yaşanmıştır. Muhacirlikte acılı, tatlı olaylar çoktur. Ancak Türk halkı bu sayfayı kapatmıştır. Ancak göç ve göçmenlik hikayeleri bitmemiştir.