Başbakan’ın Ayranı ve Hardaliye

767

– Kırk yıllık kabzımalın söylediklerine bak…
– Ayran ; banal bir kıra içeceği= Engin Ardıç…
– Atatürk Kırklareli halkına “Hardaliyeyi milli içecek haline getirin” tavsiyesinde bulunurken aslında köylümüze üretimi, çalışmayı, bağcılığı yani köylünün, toprağına sahip çıkmasını, öğütlüyordu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan öyle bir ayran muhabbeti açtı ki, yarattığı etkileri ve gördüğü sonuçları kendisi de tahmin edemezdi. Kendi bilgi ve fikirleri ile gündem yaratamayan, bilgi dağarcıkları tükendiği için ülkede yazacak o kadar sorun ve çözüm bekleyen dertler varken, at gözlükleri izin vermediği için görüş açıları daralan her kesimden yazar ve çizerler ayran konusunda engin bilgilerini okurları ile paylamaya başladılar.

Başbakan doğal olarak kendi inançları ve yaşam biçimi gereği alkol kullanmadığı için, alkol içenleri zaman zaman eleştirmesi gayet doğaldır. İçecek olarak ayranı göstermesi ise politik malzeme yapılmayacak kadar önemli bir olaydır. Son kelime olarak ayranda kilitlenen üretimin son aşamasıdır ayran. Süt üreticilerinin o kadar çok sorunları varken, bir kelimeyi iç politika malzemesi yaparak ortamı germenin kime ne faydası oldu. Halbuki bu vesile ile süt üreticilerinin sorunları masaya yatırılıp, süt fiyatları, yem fiyatları gibi üretici için önemli konular tartışma konusu yapılabilirdi. Kimileri “ ayran içki değil, içecektir” dedi, bilgi dağarcığının ne kadar çok olduğunu gösterdi, kimileri, “milli içeceğimiz hardaliyedir. Atatürk 1930 yılında Kırklareli ziyaretinde “ hardaliyeyi çok beğendi, milli içecek haline getiriniz” diye emir buyurdu diyerek Atatürk, Hardaliye ve dolayısıyla Kırklareli’ ni tartışmanın içine çekti.

Sabah Gazetesi yazarı Engin Ardıç gibi yazarlar ise saygısız ve küstah bir üslup ile Atatürk’ü mü yoksa Hardaliye’yi mi küçültüp, hakarete varan dalga geçen yazıları ile kervana katıldılar. Ben Engin Ardıç’ ı Sabah Gazetesi köşe yazarı olarak biliyordum, meğer sayın Ardıç kırk yıllık kabzımalmış. Bu talihsiz yazısı olmasa haberimiz olmayacaktı. Bu arada ne demek istedi ise küfeden iyi anlıyormuş O küfeden anlıyor da biz ayran ve hardaliyenin küfe ile ilgisini anlayamadık. Her iki içecek sıvıdır ve genellikle şişede saklanıp taşınır. Küfe ise başka amaçlar için kullanılır. Genelde sezona göre karpuz ve hıyar taşımada kullanıldığı da olmaktadır.

Sayın Ardıç gibi yazarlar veya Sayın Bahçeli gibi politikacılar erken çıkış yapmayıp hazır sırası gelmiş iken süt üreticilerinin sorunlarını gündeme taşıyıp çözüm yolları önerselerdi Başbakan’ ı eleştirmek için iyi bir fırsat yakalamış olurdular. Sayın Engin Ardıç merak ediyor Hardaliye mayasıla da iyi gelirmi diye. Sayın Ardıç hardaliyenin bilimsel olarak kanıtlanmış birçok faydası vardır. Bilimsel tarafsızlığından emin olduğumuz Tübitak’ ın araştırmalarına göre kansızlığa ve mide-bağırsak hastalıklarına iyi geldiği kesindir. Hardaliye ağızdan içildiği için mayasıla iyi gelip gelmediğini bilemeyiz. Ancak bazı mayasıllı ağızlara da iyi geldiği söylenir halk arasında. Bilimsel bir tespit henüz yaptırılmadı. Sayın Ardıç’ ın bu yazısından sonra ağız mayasılına da iyi gelip gelmediğini araştırmak iyi olacak.

SÜT ÜRETİCİLERİ – SÜT – YOĞURT VE AYRAN

Bazı kaynaklar süt mayalandırma olaylarının MÖ yani İSA öncesi bilindiğini yazmaktadır. Orta Asya’ da yaşayan göçebe kavimler için en önemli beslenme kaynağı hayvancılık ve dolayısıyla süt üretimidir. Günlük taze olarak hayvanlardan sağılan süt’ ün tamamının tüketilmesi mümkün olmadığı için fazla kısmın saklanması ihtiyacı yoğurt yapmayı gerektirmiştir. Göktürkler  MS 552-745 yılları arası ekşiyen yoğurtlarının ekşiliğini azaltmak için üzerine su ilave edince tesadüfen sulu yoğurt tabir edilen AYRAN bulunmuştur. Besleyici ve iştah açıcı özelliklerinden dolayı susayanların tercih ettiği bir lezzet olunca, yoğurdun ekşimesini beklemeden su karıştırılarak AYRAN elde edilmeye başlamış. Orta Asya’ dan bu yana soframızda tercih ettiğimiz bir içeceğimizdir.

Türkler Anadolu’ ya yerleşip yurt edinmeye başladıktan sonra da ayran sofralarımızın baş tacıdır. Cumhuriyet döneminde İstanbul- Florya- Beş Yol eski E-5  üzerinde bulunan YANDIM ÇAVUŞ AYRANI İstanbul sosyetesinin hafta sonları mutlaka uğradığı bir mekan olmuştur.

İstanbul-İzmir yol güzergahı üzerinde bulunan SUSURLUK İlçemiz ise ayran’ ın içinde tereyağını çalkalayarak elde ettiği KÖPÜKLÜ SUSURLUK AYRANI ile meşhur olmuştur. Susurluk daha sonra meşhur kamyon kazası ile anılamaya başlasa da bugünlerde AYRAN yine ön plana geçmeye başlamıştır.

Sayın Engin Ardıç’ ın “ Şimdi Başbakan çıkıyor, ayran gibi banal bir kıro içeceğini öneriyor aziz millete “ dediği gibi banal bir içecek değildir, sofra kültürümüzde yeri vardır. Atasözlerimizde “AYRAN İÇTİK AYRI DÜŞTÜK- KABARTMA TÜRK’ÜN AYRANINI- AYRANI YOK İÇMEYE- ATLA GİDER ÇEŞMEYE” gibi ayran ile ilgili sözlerde hayli çoktur.

Ayran ile ilgili bir şeyler yazılacaksa öncelikle süt üreticilerinin, süt üretimi yapan köylünün sorunları tartışılsa daha faydalı olur diye düşünüyorum. “ Banal bir kır içeceği” derken ayranı mı, yoksa halkın bir kesimini mi aşağılıyorsun anlayamadım.

HARDALİYE

Atatürk 1930 yılında Kırklareli’ ni ziyareti ile gündeme geldiği düşünülen hardaliye ise yine bu yöreye mahsus üzüm suyuna hardal tohumu katılarak elde edilen bir içecektir. Hardal üzümün  fermantasyonunu önlediği için, alkolsüz bir içecek olarak bilinir bu yörelerde. Türklerin Trakya’ ya gelişi kadar eskidir hardaliye üretimi. Üç aylar boyunca Osmanlı Sarayı’ nın içecek ihtiyacını Kırklareli Bağlarından elde edilen üzümlerden yapılan hardaliye karşılamıştır. Antioksidan özelliği de vardır elbette. Ancak ağızdan içilen bir içecek olduğu için, farklı bir bölge hastalığı olan mayasıl’ a iyi geldiği hakkında kesin bir bilgimiz yok.

Son zamanlarda hardaliye üretiminin artması ve basının bu konuya ilgi göstermesi Kırklareli ve çevresinde bağcılığı tekrar canlandırmaya başlamıştır. Bir zamanlar etrafı binlerce dönüm bağ ile çevrili olan Kırklareli yeniden o eski günlerine dönmektedir. Bağ ekimi demek şehrimizde had safhaya ulaşan işsizliğe çözüm demektir. Binlerce gencimiz bağlarda çalışıp üretime katkıda bulunacak. Bazıları fabrikalarda çalışıp üretime başka bir açıdan katılacak. Kısaca sayın Engin Ardıç, Hardaliye bizim için bağ demek, üzüm demek, üretim demek, iş demek, aş demek. Bizi kısır politik çekişmelerin içine çekmeyin. Hardaliyemizi alay konusu yapmayın. Hardaliyeyi 60 küsür yıllık ömrünüz boyunca hiç duymadığını ve bilmediğinizi söylüyorsunuz. Doğrudur, Hardaliye Kırklareli yöresine mahsus yerel bir içecek olarak kalmıştır ve öyle kalmasını istiyoruz. Sağlıklı yaşamak isteyen, hastalıklardan, stresten uzak yaşamak isteyen aklı başında insanlar yüz yıllardır hardaliyenin ne olduğunu ve nerede üretildiğini biliyor.

Atatürk, Kırklareli halkına “ Hardaliye’ yi milli içecek haline getiriniz” tavsiyesinde bulunurken, aslında köylümüze üretimi, çalışmayı, bağcılığı yani köylünün toprağına sahip çıkmasını öğütlüyordu.

Eğer yolunuz bir gün Kırklareli’ ne düşerse veya düşmesini beklemeyin atlayın arabaya gelin Kırklareli’ ne. Size yeni yeşermeye başlayan bağlarımızı gezdirelim, hardaliye üretimine başlayan tesissimizi gezdirelim, görün hardaliyeyi birde bizden dinleyin ve öyle karar verin hardaliye üzerine yazı yazmaya

Özetlersek sayın ENGİN ARDIÇ üreticiler ile dalga geçen onları hor gören insanlar aynaya bakarsa kendilerini görürlermiş. Kırklareli’ nde hardaliye konusunda en yetkili kişi benim. Misafirim olursanız sevinirim. Belki sizin mayasıl sorununa çare bulamayız ama, antioksidan etkisi kesindir. Falan filan değil hani, ürünümüz tecrübe edildiği için bu şöhrete kavuşmuştur.

Mustafa Karaca – SARANTALI KÖYLÜM