Beğendik Nükleer Santral Fikrini Beğenmedi

170

31 Ekim 2012 ileride Trakya’ nın kaderi ile ilgili verilecek kararlar için önemli bir gün olacak. İğneada Beğendik Köy’ ünde yapılması planlanan Termik mi olduğu Nükleer mi olduğu henüz tam olarak açıklanmayan elektrik santrali’ ni protesto etmek için Trakya’ nın demokratik kitle örgütleri Beğendik Köyünde toplandı.

Şirket yetkililerinin ve resmi makamların “ halkı bilgilendirme toplantısı “ adı altında yapmak istedikleri toplantıya çok büyük tepkiler vardı. Beğendik köyü ve çevre köy ve belediyeler bu protesto eyleminde birlik ve beraberlik örneği gösterip şirket yetkililerine tepki gösterdiler.

Hikayemiz aslında birkaç yıl öncesine dayanıyor. 1/250000 lik planların Kırklareli ve Tekirdağ İl Genel Meclislerinde onaylanmasından sonra Trakya’ da bir hareketlilik başlamıştı zaten. Yatırım yapmak isteyen finans çevreleri Kırklareli’ ni yağmalanacak bir yer olarak görüp hücuma başlamışlar, 160 üzerinde hayvan çiftliği kurulması için ruhsat müracaatı yapılınca, Kırklareli’ nin besicilik üssü olacağına inanmaya başlamıştık. Ayrıca Bulgaristan ile yapılan görüşmelerde, Bulgaristan sınır bölgemizde uygulanmaya başlanan ISTIRANCA DOĞAL YAŞAM PARKI projesine Kırklareli’ nin de dahil edilmesiyle buraların bir doğa cenneti olacağına inanmaya başlamıştık. Doğru ve yakışanı da budur aslında. Tertemiz doğası, bitki örtüsü, doğal kaynakları ile Kırklareli çevresi gerçekten hiçbir maddi çıkar için feda edilmemesi gereken doğal bir cennettir. Ancak son yıllarda ve artık son günlerde yaşananlar hepimizi hayal kırıklığına uğrattı. 4 yıl önce Demirköy yollarının genişletme çalışmaları ile başlayan ağaç katliamı her kesimden insanın dikkatini çekiyordu. Keşfedilmemiş bir turizm cenneti olarak ilan edilen İğneada’ ya ulaşmak için yetersiz olan yolların revize edilmesi, genişletilmesi elbette gerekli idi, fakat bu boyutta ağaç katliamı yaparak değil.

İğneada Beğendik Köy’ ünde yapılan çalışmalar büyük tepki çekince toplumun gazını almak ve sivil toplum örgütlerinin tepkisini azaltmak için “ BALIKÇI BARINAĞI “ yapılıyor iddiası ortaya atılmıştı. Bu yalana kimse inanmasa da,  Trakya insanının müşterek tavrı olan “ bekleyelim bakalım ne olacak “ düşüncesi ile tepkiler biraz zayıflamıştı.

Ancak yapılan çalışmalar ve kullanılan malzemeler göz önüne alındığında, balıkçı barınağı için çok fazla bir çalışma olduğu tespit edildi. Balıkçı barınağından faydalanması gereken balıkçılar bile bu yalana inanmamıştı. Karadeniz’ in azgın dalgalarından korunmaları için yapılması gereken balıkçı barınağını, Karadeniz’ in azgın dalgalarına tercih etmişti İğne ada’ nın cefakar balıkçıları.

Bugün artık gerçek ile yüz yüzeyiz. Takke düştü kel göründe misali gerçek niyetler ortaya çıktı. Bayram öncesi sayın Bakanımızın açıklaması ile oyun iyice belli oldu. Bir santral için gereken malzemeler 400-500 ton ağırlığında olduğu için bu malzemeleri karadan taşımak çok zor ve tehlikeli. Malzemeler denizden taşınacağı için de deniz kenarı bir yer olan İğneada tercih konusu olmuştu. Sayın bakan bu kadar tehlikeli bir ulaşıma ne gerek var. Zaten yöre halkı da istemiyor, vazgeçin gitsin.

Biz vazgeçin desek bile acaba birileri bundan vazgeçer mi ? Şimdilik zor görünüyor. Kararlar, kapalı kapılar ardında büyük babalar tarafından alınıyor artık Türkiye’ de. Ne demişti geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakan.” Otomobil üreticileri firmalar Türkiye’ de yatırım yapabilmek ve yapılan yatırımlarını açık tutabilmek için yaptıkları toplantı da”     “Türkiye’ nin babaları burada toplandı” Evet o gün babalar orada toplandı ve istedikleri bir çok ekonomik tavizin yanında nükleer enerji ve santral şartları da vardı. İşte o gün düğmeye basıldı aslında. Enerji Bakanı yaptığı açıklamada “ Türkiye 3 santral yapacak, bir tanesi İğneada olabilir”. Eh karar verildi ise, birilerinin düğmeye basması gerekli idi ve o birileri de aslında yıllardır halktan saklanan gerçeği dile getirdi.

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl ocak ayında TÜSİAD’ın Genel Kurulu’nda yaptığı ‘Babalar burada, Türk malı otomobil üretelim’ çağrısı sonrasında gündeme gelen yerli otomobil yatırımı için teşvikleri bekleyen firmalardan henüz ciddi bir adım gelmedi. Haziranda açıklanan yeni teşvik sisteminin yetersiz olduğunu iddia eden firmaların, yerli otomobil konusunda devletten 20 milyar dolar düzeyinde yatırım maliyeti olan nükleer santrallerde olduğu gibi alım garantisi gibi bir dizi ek teşvik istediği belirtildi. Haziranda açıklanan yeni teşvik sisteminde, yerli otomobil üretimi stratejik ürün statüsüne alındı. Yerli otomobil üreticilerine verilecek teşvikler, en yüksek desteğin sağlandığı 6. Bölge’nin teşvikleri ile aynı statüde bulunuyor. Üreticilere, bedelsiz arsa, prim ve vergi desteğinin yanı sıra kredi desteği de veriliyor.”

İşte o günlerde gündeme gelmeye başlayan nükleer santral söylentileri artık halktan gizlenmeden her türlü tepkiler göze alınarak açıklanıyor.

Trakya’ nın cennet gibi ormanlarını ve doğasın yok edecek bu santral nasıl bir şeydir? Kimler ne kadar kazanç elde edecek ki, böylesine bir doğa ve ağaç katliamına seyirci kalınabiliyor? Google’ dan aldığımız bilgi;

Nükleer santral, bir veya daha fazla sayıda nükleer reaktörün yakıt olarak radyoaktif maddeleri kullanarak elektrik enerjisinin üretildiği tesistir. Radyoaktif maddeler kullanılmasından dolayı diğer santrallerden farklı ve daha sıkı güvenlik önlemlerini, teknolojileri içerisinde barındırır.

Reaktörün kalbinde, elde edilen ısıl enerji suya aktarılır, su almış olduğu bu enerji sebebiyle faz değiştirir ve kızgın buhar haline dönüşür. Elde edilen bu buhar daha sonra elektrik jeneratörüne bağlı olan buhar türbinine verilir. Su buharı, türbin mili üzerinde bulunan türbin kanatları üzerinden geçerken daha önceden almış olduğu ısıl enerjiyi kullanarak, türbin milini döndürür. Bu mekanik dönme hareketi sonucunda alternatörlerde elektrik elde edilir. Jeneratörde oluşan elektrik ise iletim hatları denilen iletken teller ile kullanılacağı yere gönderilir. Türbinden çıkan, ısıl enerjisi yani sahip olduğu basınç ve sıcaklığı düşmüş olan buhar, tekrar kullanılmak üzere yoğuşturucuda (kondenser) yoğuşturulup su haline dönüştürüldükten sonra, tekrar reaktörün kalbine gönderilir. Yoğuşturucu da su buharının faz değişimini yapabilmek için çevrede bulunan deniz, göl gibi su kaynaklarını soğutucu olarak kullanır

1. Uranyumun çıkartılması ve daha sonra zenginleştirilmesi sürecindeki rafine etme çalışmaları çok büyük miktarlarda radyoaktif kirlenmeye sebep olmaktadır.
2. Düzgün çalışmayan nükleer santraller büyük sorunlara neden olabilir. Buna örnek olarak Çernobil felaketi verilebilir ve bu felakette tonlarca radyoaktif atık atmosfere bırakılmıştır
Bir nükleer santral kurmak için zenginleştirilmiş uranyuma ihtiyaç vardır. Bu uranyum türleri U-235 başta olmak üzere, U-233, U-238 ve Plütonyum; P-239 ve P-241′dir. Uranyumun fizyon tepkimesine girerek bölünmesi sonucunda açığa çok yüksek miktarda enerji çıkar”

Bu kadar kısa bir bilgi dahi tehlikenin boyutlarını ortaya koyuyor değilmi ?
Ayrıca bu santrallerin ömrünün en fazla 20-30 yıl ile sınırlı olduğu, Rusya Çernobil, Japonya Fukuşima gibi santrallerde meydana gelen arızaların yıllarca silinmeyecek doğa felaketlerine sebep olduğu bilinirken, bu konuda ısrar edilmesi neden acaba. Santral 30-40 yıl sonra ekonomik ömrünü tamamlayıp kapandığında, çevreye verdiği tahribatın giderilmesi için kaç yüz yıl geçecek.

Daha da vahim olanı doğu komşumuz Ermenistan’ da bulunan Rus yapımı nükleer santralin ekonomik ömrünü doldurduğu gerekçesi ile ve sınırlarımızda tehlike yarattığı savunması ile kapatılması gerektiğini istediğimiz günlerde, bizim böyle bir çalışmaya başlamamız nasıl açıklanabilir? Bu konuda ilk tepki hemen batı komşumuz Bulgaristan’ dan geldi. İğneada Beğendik toplantısına katılan Sofya Kanal 7 ve Bulgar Yeşiller Örgütü temsilcileri “ Rezve Deresi sınırında kurulan Doğal Yaşam Parklarının Avrupa Birliği desteği ile kurulduğu. Türkiye’ nin bu projenin önemli bir ayağı olduğu ve ayni miktarlarda yardımların Türkiye’ ye yapıldığını” söyleyerek, böyle bir doğa cinayetine seyirci kalamayacaklarını ve olayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıyacaklarını söylediler. Artık ümidimiz Bulgar komşuda.

İlk protesto gösterisi Demirköy Emniyet Amiri ve Jandarma Komutanının anlayış ve hoşgörülü tavrı, halkında askere karşı tepki vermemesi dolayısıyla büyümeden ve tatsız olaylar yaşanmadan tamamlandı. Ancak inşaatı yapacak olan şirket temsilcilerinin kaba ve düşmanca tavırları unutulacak gibi değildi. Kırklareli halkı sessizdir ama bu olayı da bir kenara yazdı. O firmaların artık Kırklareli sınırlarında ticari yaşamları sona erdi diyebiliriz. Yaşayacakları ekonomik kayıplar ve doğaya verecekleri büyük zarar için böylesine bir riske girmeye değer mi?

Afrika’yı çöl yapan, ormanlarını ve doğasını katleden Avrupalı emperyalist firmalar, sömürge yönetimi gücü ile ve yağmacılık zihniyeti ile oralarda faaliyet gösterip, sömürü bitince başka ülkelere gitmişti. Onları, yerli halka karşı koruyan askerler sömürge askerleri, firmalar sömürgeci emperyalist firmalardı. Burasını Türkiye olduğu unutuluyor galiba. Ne firmalarımız sömürge firması, ne de askerlerimiz sömürge askeridir. Hepimiz bu özgür ve bağımsız ülkenin, bağımsız düşünen bireyleriyiz. Böylesine önemli bir konuda tabii ki demokratik hakkımız olan tepkilerimizi ortay koyacağız. Bu olay bir tepkiden daha çok bir vatan görevidir. Kimse Trakya’ nın böyle bir felaket ile karşılamasına seyirci kalamaz.

Ticaret yasalarımızda elbette serbest. Gerekli sermaye taahhüdünde bulunan kişiler yasal prosedürleri yerine getirmek kaydıyla şirket kurabilirler. Ancak bildiğimiz kadarı ile en basit bir temizlik veya güvenlik işi için ihaleye girecek şirketlerden  daha önce hangi işleri yaptın, bitirebildin mi gibi kıstasları arayan iş bitirme belgesi istenir. Bu santral işini yapacağı söylenen şirketin nasıl bir özelliği ve iş bitirme belgesi olmuş ki, böylesine teknik ve üst düzey bilgi ve ekip çalışması isteyen hassas bir işi alabilmiş. İnternetten Ergene platformu sitesinden şirketin kimliğini öğreniyoruz.

“Enba Elektrik Üretim AŞ : Yönetim kurulunu Dünya göz hastanesi kurucusu Eray Kapıcıoğlu, Vahit Kapıcıoğlu, Anap eski milletvekili ve Aytaç’ın kurucusu Mete Bülgün, Haşim Kılıç’ın damadının ortağı Bülent Sungur ve Adnan Demir ‘in oluşturduğu şirket Aralık 2011 yılında İstanbul’da kuruldu. Enba Elektrik’in aynı zamanda EMBA Trabzon Çimento ve Sanayi Tic. A.Ş ve EMBA Liman ve Antrepo İşletmeciliği ve Tic. A.Ş diye 2 kardeşi daha mevcut.

İşlenmesi planlanan böylesine korkunç bir doğa cinayetini görmemek için insanın gerçekten kör olması gerekiyor. Dünya Göz Hastanesi herhalde böyle bir görevi üstlenecek.
Bizim gözümüzün açılmasına katkı sağlayacak.

SARANTA HABER