Bu dönemi tarih nasıl yazacak?

Ailemde Enver Paşacılar vardı. Enver Paşa’ya olan ilgilerini dile getirdikleri zaman Mustafa Kemal’in şanı, şöhreti, kahramanlığı henüz köylere kadar inmiş değildi.

Enver Paşa’ya ilgi, Enver Paşa’nın bir ağaç gövdesine tabanca ile “HÜRRİYET” yazdığı zamana rastlar. Ve bu dönemde onlar Hareket Ordusu’nu trenle Selanik’ten getiren vagonlarda Hürriyeti, Adalaeti, Eşitliği, Kardeşliği alkışlıyorlardı. Bu kavramları ne zannediyorlardı bilmiyorum. Fakat İttihat ve Terakki Partisi’nin İtilaf Partisi ile çekişmelerini, çatışmalarını biliyor ve anlatıyorlardı. İttihatçıların siyasi havayı, toplumu gerdiğini söylüyorlardı. Rahmetli babam tarihi iyi bilen biriydi. Amcalarım siyasi gelişmeleri yorulayacak bilgiye sahiptiler. İkinci Meşrutiyet hareketlerine katılmış, Bekirağa’da yatıp çıkmış insanımız vardı. Çocukluğum bu “şifa-i bilgileri” dinleyerek geçmişti. Sonraki zamanlarda bu olayları anlatan kitapları okudum. İttihat Terakki Partisi içinde dönen dolapları öğreniyordum. Ve ilerleyen zamanında onların yani İttihatçıların Mustafa Kemal düşmanlıklarını kavrayabiliyordum. Özür dileyerek bunları şunun için yazdım;

Buna gerek var mı? Niye SEN – BEN KAVGASI? Ne paylaşılamıyor?Günümüzü ve geleceği anlamak için geçmiş hakkında az çok bilgi sahibi olmak gerektiğini söylemek istiyorum. 1940’lı yıllardan beri de gazeteci- yazar olarak siyasi tartışmaları, 1945 yılında çok partili hayata geçişi izlemiş, çarıklıları, kasketlileri, sarıklıları Demokrat Parti’ye güç verdiklerini görmüşümdür. Sonuç itibariyle; Rumeli’ni, Balkan Savaşı’nda, İttihat ve Terakki Partisi ile İtilaf Partisi’nin çekişmeleri yüzünden kaybettiğimiz cümle alemin ve de tarihin malumudur. Tabii başka nedenler de vardır. O dönemde politize olmayan hiçbir devlet ve Osmanlı kurumu yoktur. Bunun yanında Alaylı – Mektepli çekişmesi de çöküntüde söz konusuydu. Bütün bunların ışığında günümüzdeki siyasi tartışmaları, çekişmeleri, Sen – Ben Kavgası’nı gördükten sonra Manzara-i Umumiye’yi, Balkan Savaşı zamanındaki duruma benzetiyorum. Benzemese bile öyle bir hava estiğini teneffüs ediyorum.

Buna gerek var mı? Niye SEN – BEN KAVGASI? Ne paylaşılamıyor?

Türk halı akılcı ve gerçekçidir. Suskunluğu ile çok şeyleri anlatır.Oysa millet ekonomik sorunları, yoksulluğu, işsizliği, ihracatın azaldığını, ithalatın arttığını, gelir payının azaldığını gösteriyor.

Bu durumda diyeceğimiz odur ki; siyaseti, polemiklere boğdurmayın. Tartışmaları şahsileştirmeyin. Halkın, memleketin dertlerine eğilin. Bu halk başka şey istemiyor, havanın gerginleşmesini istemiyor. Türk halkı akılcı ve gerçekçidir. Suskunluğu ile çok şeyleri anlatır. Birileri konuşurken başını sallaması söylenenleri tasvip ettiği anlamında değildir. Kafasında söylenenler üzerine kuşkusu vardır. Onun en samimi olduğu alkışladığı andır. Bunun dışındaki zamanı düşünmekle geçer. Yüzeysel de düşünse memleketin nereye doğru gittiğin tespitte yanılmaz. Çünkü engin bir sağduyusu vardır.

Şüphesiz tarih DEVRİ DEMOKRASİ DÖNEMİ’ni yazacaktır. Ama eleştirisi çok sert olacaktır. Ümmeti millet yapamayanlar, “İsraf Ekonomisi” ile bir yere varılamacağı Sağır Sultan’ın da malumudur.