Bu Dünya Kimin?

Üzerinde yaşadığımız Dünya’ yı öylesine acımasız kullanıyoruz ki, inanmak mümkün değil. Sanki bu Dünya’ da yaşayan tek canlı varlık biz insanlar.

Dünya’ da ki bütün doğal kaynaklar sadece biz insanların tüketimi için. Halbu ki bu Dünya sadece biz insanlara ait değil. Bu acı gerçeği bugün unutmuş gibiyiz. Yaşadığımız Dünya’ yı bizimle paylaşan başka canlılar da var. En yakın dostlarımız hayvanlar. Bizim can dostlarımız. Bir çok hizmetimize yarayan, hayatımızın hep içinde olan sadece bizi dinleyip bize hizmet eden fakat konuşamayan dostlarımız. Zaman zaman kızıp dövdüğümüz, tekmeleyip öldürdüğümüz, işimize gelince arabalara koşup yük ve hizmetimizi gördürdüğümüz, evimizi bekçi gibi emanet ettiğimiz, ve hatta cinsel tacizde bulunduğumuz, can dostlarımız hayvanlar.

 

Doğayı bizimle birlikte ve hatta bizim için yaşayan bitki dünyası’ nı nasıl unutup, görmezden gelebiliriz ? Bizim mutluluğumuz için açan çiçekler, bizim sağlığımız için yaşayan şifalı bitkiler dünyası nasıl unutulur?

Dünya’ yı bizimle paylaşan bu dostlarımıza karşı elbette bütün insanlar acımasız değil. Zaman zaman hayvan dostu dernek temsilcilerinin hayvanlara karşı işlenen bu haksızlıklara isyanı oluyor elbette. Fakat bazı insan kılığında ki hayvanların bu suçları işlemelerini maalesef önleyemiyor.

Herkes bir şeyler söyleyip, fırsat buldukça bir şeyler yazıyor elbette. Fakat böylesine içten ve samimi duyguları ancak bir köy genci dile getirebilir. Bugün kimsenin ismini bilmediği, bırakın ismini yaşadığı köy’ ün bile ismini bilmediği bir halk Ozanı köy şair’in 1985 yılında yazdığı ve köy sınırları dışına henüz çıkmadığı bir şiiri ile bütün hayvan dostlarına hatta düşmanlarına seslenmek istiyorum. Belki insan oldukları hatırlarına gelir.

 

Kırklareli Çağlayık Köy’ ünden OZAN MEHMET KAYGUSUZ

ENGEREK YILANI VE İNSANIN HİKAYESİ

Güneşli bir bahar günüydü

Hayvan otlatıyordum, dalgın dalgın gezerek

Birden bir sesle irkildim

O da ne bir yılan hem de ENGEREK

Çekildim geriye tüylerim ürpererek

Bir sopa aldım, seni canavar diye söylenerek

Uzattım önüne, geriye yaylanarak ısırsın diye

Aaa.. galiba korktu kaçıyor geriye

Dur bakalım canavar nereye nereye

Haydi göster kendini ısır sopamı

Ondan sonar sopamla koparayım kafanı

Bir kere daha alayım ezelden gelen intikamımı

Çabalarım boşuna Engerek saldırmıyor

Başına hafiften vuruşlarıma aldırmıyor

Sanki bırak beni diye yalvarıyor

Çaresizlik içinde sağa sola kıvranıyor

Hayret zehirli canavar benden korkuyor

Kıyma canıma dercesine tıs tıs ediyor

Durdum kulak verdim tıstıslarına

Evet evet bir şeyler söylüyor bana

Diyor ki” Sen benden daha büyük canavarsın

Eğer ben güçlü olsam şimdi sen kaçarsın

Üzerime basmassan ben ısırmam seni

Haydi eline bir şey geçecekse öldür beni

Benim de yaşamaya hakkım var bilmiş ol bunu

Sürünerek te olsa hayat yaşamaya değer

Haydi Adem oğlu, yalvartma öldüreceksen eğer

Hakaret etme öldüreceksen düşmanca öldür beni

Dostça göm, yap bana karşı son görevini”

 

Şöyle bir düşündüm de kendimden utandım

Belki yüzlercesini öldürdüm sanki ne kazandım

Üstelik ben ondan daha canavarım

İstersem Dünya’ yı yıkar yakarım

Ona vereceğim cezayı ben çoktan haketmişim

Anladım ki bu güne kadar hata etmişim

Elim kalkmadı yürü git dedim deliğine

Dikkatli ol düşme bir daha insan eline

Acımazlar suçzus da olsan vururlar beline

Yaşamak hakkıdır, yılan da olsa öldürmek olmaz

Güçsüz’ e el kaldırmak insanlığa yakışmaz

Haydi git yılan hatamı vurma yüzüme

Canavarlığı öldü, düşmanlığım yok insan sözüme

O yılan hep geliyor gözlerimin önüne

Tövbeler tövbesi bir daha silah almam elime

13.11.1985 Gecesi

 

İşte böyle Ozan Mehmet Kaygusuz bir daha köy’ ün de yılan öldürmemiş.Ne garip ki yılanlarda Kaygusuz’ un hayvanlarına bir daha dokunmamışlar ve köy sınırlarına girmemişler.