CHP yaptığı devrimlere sahip çıkmıyor(mu)?

54

MACİT SABIR

Kasım ayı ile birlikte Türkiye gündemine üç önemli konu girdi. Andımız, Türkçe Ezan ve de Diyanet İşleri Başkanının Atatürk ve Devrimleri düşmanı bir kişiyi 9 Kasım’da ziyaret edip, 10 Kasım’da ziyaretini duyurması.

Bu üç konu da Demokratik, Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurtuluş ve Kuruluşlu ile ilgili değerlerine, yapmış olduğu devrimlerine yönelik saldırılar, hainlikler, gaflet ve delaletlerdir. Yeri gelince diğer iki konu üzerinde de görüş ve düşüncelerimi kaleme alacağımı not düşerek Türkçe Ezan konusu üzerinde durmak istiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı 6 Kasım 2018 günü AKP’nin Meclis Grup Toplantısında yaptığı konuşmada: “….Andımızın okunmasını isteyenler, Ezanın Türkçe okunmasını isteyenlerdir…” diye CHP’ye gönderme yapan düşünce ifade etmesiyle Türkçe Ezan yıllar sonra gündeme gelmiştir.

Bu konuda AKP’ye ortam hazırlamak için bir panel veya oturum düzenleyen TV kanalına katılan CHP Milletvekiline, karşıt görüşteki bir konuşmacı Cumhurbaşkanının söylediklerine gönderme yaparak: “ siz Ezan’ın Türkçe okunmasını mı istiyorsunuz?…” sorusunu yöneltmiş ve CHP Milletvekili de “Ezan’ın Türkçe okunmasından yanayım…” anlamına gelen bir cümle söylemiş, olay buradan alevlenmiştir.

Altını çizerek yazıyorum, kişiler üzerinde değil, ilkeler üzerinde durulmasından yanayım. Bu nedenle kişilerin adını bile yazmadan olayı irdelemeye çalışıyorum. CHP’yi yönetenlerin bu milletvekilini suçlu bulup disiplin kuruluna vermeleri üzerine CHP Milletvekilinin söylediği hiçbir sözü onaylamıyor ve asıl disiplin suçunu bu sözlerle işlediğini düşünüyorum.

Yine Altını çizerek yazıyorum, asıl üzerinde durmak istediğim konu; Avrupa 1480’li yıllarda DİN’de reform yapmış, her ulus kendi diliyle kutsal kitabını okumuş, papazların Cennet’in anahtarını satma yalanları ve insanları aforoz etme foyaları açığa çıkmış, aklın üzerindeki din baskısı sona ermiş ve Avrupa insanları bilimde, fende, keşif ve icatla sonuçlarını bu günkü yaşamımızda da gördüğümüz ilerlemeler kaydetmiştir.

Bu konuyu çok iyi inceleyen Atatürk CHP’nin iktidar olduğu 1932 yılında, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yaptığı devrimlere bir yenisini daha eklemiş ve “ kişisel çıkarlarına dinimizi alet eden dincilerin, yobazların, bağnazların Arapça bilmeyen halkımızı yalanlarla kandırmalarının önüne geçmek, dinimizi baskı aracı olarak kullananlardan kurtarmak için, 1932 yılında Atatürk Devrimleri doğrultusunda Din’de de devrim yapmış; Kuran’ı Kerim’i Türkçe yazdırmış, Ezan’nın Türkçe okunmasını sağlamış ve halkımızın dinimizin kurallarını kendi dilinden Türkçe öğrenerek ibadetlerini yapmalarına ortam hazırlamıştır.

Başlangıçta hiçbir kanun maddesi ile korunma altına alınmayan Türkçe Ezan 1941 yılında görülen lüzum üzerine ;” Türkçe Ezan okumayan ve karşı çıkanlar hakkında … yıla kadar hapis,veya … para cezası” yaptırımı getirilmiştir.

Ezan’ın Türkçe okunduğu 1932-1950 yılları arasında başlangıç yılı 1932’de Bursa’da bir olay olmuş: Dinci, yobaz ve bağnazlar bir araya gelerek gösteri yapıp Türkçe Ezan’a karşı çıkmışlardır. Kolluk güçleri olayların büyümesini önlemiş, Atatürk olayı duyuca çok üzülmüş ve “Cumhuriyetimizin yetiştirdiği gençler neden bu olay karşısında suskun kalıyor?” diyerek ünlü BURSA NUTNU’nu kaleme almıştır. Başkaca bir olay olmamıştır.

Demokrat Parti 1950 yılında iktidar olunca ilk işi; “Arapça Ezan okuma konusunda çıkarılan ceza yasağını” kaldırmak olmuştur. Dikkat edin; Türkçe Ezan kaldırılmamış, Arapça E<zan’da okunabilir denmiştir. CHP’ de yeterli çoğunluğu olmadığı için bir şey yapamamıştır.
Bugün CHP’nin önde gelenleri bu gerçekleri görmezden gelerek ; … CHP’nin Ezan’ın Trükçe okunmasında bir rolü yoktur..” diye demeçler vermeye başlamışlardır.

O zaman bize: “Ezan’ı kim Türkçeleştirdi?” diye sormazlar mı?

CHP Atatürk Devrimlerine sahip çıkmıyor(mu)? Arap dili ne zamandan beri beynelminel bir oldu da Güzel Türkçemizin önüne geçti.?

CHP kendine dönmeli ve ilkelerine sahip çıkmalıdır. Atatürk’ün Bursa Nutku’nu hangi nedenlerle kaleme aldığı unutulmamalı, kendisine yazılmış gibi yorumlamalıdır.

MACİT SABIR – 10 Kasım 2018