CHP’nin “Kırsalın Sorunları Çalıştayı” -2-

225

Kırsalın bu kadar çok sorun ile çözülmesi zorlaşan sorunlarına siyasi bir çözüm arayan politikacılar 6360 sayılı BÜTÜN ŞEHİR YASASI ile sorunu çözmüş görünüyorlar. Yasa ile köyler mahalleye dönüşeceğinden artık ülkemizde KÖY ve KÖYLÜ kalmayacağı için sorun da kalmayacak gibi görünüyor. Yasanın getirdikleri ve götürdükleri ile ilgili tartışmanın dışında kalarak sorunu biraz olsun irdeleyelim.

KÖYLÜ VE ÇİFTÇİ NE ANLAMA GELMEKTEDİR

1924 yılında çıkarılan KÖY YASASI ile şehir sınırları dışında kalan ve kırsal alan diye nitelendireceğimiz tarım amaçlı kullanılan alanlar köy sınırları olarak kabul edildi ve burada yaşayanlara köylü, yerleşim birimlerine ise köy denildi.Köylerdeki insanlarımızın hayatı, örfleri, adetleri, gelenekleri ve yaşam biçimleri bir çok yazara ilham kaynağı oldu, şiirler, romanlar yazıldı. Köylümüzün toprağına bağlı, dürüst, çalışkan ve insana, doğaya saygılı yaşam biçimi yüzlerce yıl bizim genel karakter tanımlamamızı oluşturdu. Köylümüz tarlasına, toprağına bağlı olarak sürdürdüğü mütevazi yaşamı ile Dünya’ da örnek bir köy ve çiftçilik yaşamı oluşturdu. Köylü hep çalıştı, üretti, üretimi ile şehirleri besledi. Tarlasından aldığı buğday ekmeğimiz, hayvanından aldığı süt ve ayran içeceğimiz oldu. Köylü şehirleri besledi ama kendi hep aç kalmasa da tok olamadı. Köylü ve çiftçi kelime anlamı olarak birbirini tamamlayan ve çağrıştıran kelimeler olarak kabul edildi.

Ancak hızla gelişen teknoloji zaman içinde köylü ve çiftçi ayrımına başladı. Teknolojiye uyum sağlayan büyük sermaye gurupları sermaye güçleri ile hızla makineleşerek üretim artışı sağlamak suretiyle ürün piyasasına ve fiyatlara hakim oldular. Köyde yaşayan köylü sadece köylü olarak kaldı, ikametlerini şehirlere taşıyan büyük çiftçiler ise köylülükten kurtulup şehirli çiftçi oldular. Bir müddet sonra ise köylülük artık geri kalmışlık olarak vurgulandı. Siyasilerimiz gelişmişliğin göstergesini köy ve şehirde yaşayan nüfusa göre belirledi, bazı köşe yazarları ise “ HALA KÖYLÜLÜKTEN KURTULAMAMIŞ TOPLUM”  olarak köylülüğü aşağıladı ve bunu solculuk ve devrimcilik olarak gördü.

KÖYLER MAHALLEYE DÖNÜŞÜNCE

Köylerimizin en belirgin özelliklerin bir tanesi de sabah köyden çıkan ve akşam köye gelen sığır sürüleri idi. Köyde yaşayan her ailenin mutlaka bir veya birkaç ineği olur, aile süt, yoğurt, tereyağ gibi temel gıda maddelerini bu ineklerden karşılardı. Çıkarılan yasalar ile önce büyük çiftliklere verilen teşviklerle köylünün hayvancılığı önlendi, sonra da köylü süt, peynir, yağ gibi ihtiyaçlarını şehirden satın almaya başladı. Lezzetini unutamadığımız köy tereyağı, köy peyniri gibi ürünler mazide kaldı

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlik Başkanı Ali Değirmenci konuşmasında büyük çiftliklere verilen teşviklerle besi hayvancılığımızın beklenen gelişmeyi gösteremediğini, yanlıştan dönülerek tekrar köylünün ve küçük işletmelerin desteklenmesi gerektiğini anlattı. Konu hakkında çalışmalar yapan ve Türkiye’ nin örnek ve başarılı birliği olarak gurur duyduğumuz Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği üreticileri bu konuda bilgilendirmek ve eğitmek amacı ile 40 kişilik ekip çalışması ile hizmet verdiklerini anlattı. Küçük çiftçi üreticilerin desteklenmesi ile birlikte köy yaşamının tekrar hareketleneceğini umduklarını söyledi. Ancak esas sorun burada işte. Bu teşvik ve destekler gelene kadar köyde yaşayacak ve hayvan besleyecek insan kalacak mı ?

Kırklareli Ziraat Odası Başkanı Ekrem Şaylan ise bu teşviklerin geçerli olabilmesi için imar yasasında bazı değişikliklerin üretici lehine değişmesi gerektiğini anlattı. Şaylan konuşmasında % 5 olarak uygulanan imar yasasına göre köylünün elinde olan tarlalarda bu oranın çok düşük olduğunu, sağlıklı bir hayvancılık yapabilmek için modern ve temiz ahırlara ihtiyaç olduğunu, bu mevcut yasa ile böyle bir yapılaşmanın mümkün olamayacağın anlattı. Ancak yapılaşma yasasının istismara yol açmaması için kanuni şart olarak yalnızca tarımsal üretim için izin şartının getirilmesi gerektiğini belirtti.

MUSTAFA KARACA