CHP’nin “Kırsalın Sorunları Çalıştayı” -3-

291

Kırklareli Kırsalının tarım kadar önemli ve gelir getirici bir üretim kolu olan hayvancılığımız yıllarca aile ekonomisi için maddi gelir getirisinden ziyade ailenin temel beslenme ihtiyacını karşılayan bir düzeyde gelişmiştir. Köyde yaşayan her ailenin klasik bir şekilde evinin alt katında beslediği birkaç süt ineği ile sürdürdüğü hayvancılığımız yıllarca ekonomik bir değer olamamıştır. Zaten “KARA SIĞIR” dediğimiz yerli ırkımız süt verimi fazla olmamasına rağmen aile için yeterli olmuş, gübresi ise tarla için kullanılmıştır. Köylümüz ev altı ahırında beslediği birkaç ineğini evin bir ferdi gibi kabul etmiş ve beraber yaşam alnı içinde değerlendirmiştir.

1970 li yıllarda Hollanda inekçiliğinin gelişmiş ırkı olan inekler yüksek süt verimi ile yerli ırkımıza üstünlük sağlamış ve “KARA SIĞIR” dediğimiz kınalı ineklerimiz gözden düşmüş ve kasapların yolunu tutmuştur. Ancak yeni gelen süt verimi yüksek Avrupa kızı inekler geldikleri ahırları beğenmemiş, özel, bakımlı, temiz ahırlar istemiştir. Bu imkanı sağlayamayan aileleri süt verimini düşürerek “ Ben Avrupa kızıyım, temiz ve bakımlı ev isterim” diye,uyarmıştır. Hatta daha ileri gidilmiş ve kışın üşümesinler diye ahırlarda ısıtma, yazın serinleme sistemleri kurulmuştur. Avrupalı kızların bir tek evinde halısı eksik kalmıştır.

HAYVANCILIĞIMIZIN AHIR SORUNU

Avrupalı SARI  KIZLARA gösterilen bu ihtimam ve yapılmaya başlanması istenen modern ahırlar köylünün ekonomik gücünü aştığı ve rantabıl olmadığı için, devlet projelere sınır koymaya başlamıştır. Minimum 10-20-50 başlık hayvan ihtiyacını karşılayacak ahır projesine destekler verilmiş, köylünün kara kızları ise merdiven altı ahırlarda ilkel koşullarda yaşama tutunmaya çalışmıştır. Bu durum güçlü sermayedarlara hayvancığa yönelme imkanı tanımış ve hayvancılık ve besicilik yapan şirketler aniden kırsala girmiştir. Şirketler ekonomik güçleri ve devletten aldıkları teşvikler ile köylünün üretimdeki gücünü oldukça olumsuz etkilemiştir.

KIRKLARELİ VE TRAKYA’ da SÜT SORUNU ve KÖYLÜNÜN ÖRGÜTLÜ GÜCÜ KÖY-KOOP

Kırklareli’ nn son yüz yılında önemli mali kaynak olan süt, köylümüzün kurtarıcısı olmuştur. Köylü düğününü, çeyizini, alış verişini hıdırellezde alacağı süt parasına göre ayarlamıştır. Süt parasına göre borçlanmış, süt parasına göre mal alıp, satmıştır. Ancak köylünün sütünü alıp işleyen peynir üreticileri zenginleştikçe köylüyü ve süt üreticilerini ezer hale gelmiştir. Köylünün bu konuda ezilmesinin önüne 1972 yılında faaliyete geçmeye başlayan Köy kooperatifleri mani olmaya başlamıştır. Beraber olmanın ve bu beraberlikten meydana gelen örgütlü gücün farkına varan üreticilerimiz kısa sürede süt piyasasına hakim olmuş ve süt fiyatlarını belirlemeye başlamıştır. Ancak 1980 darbesi ile iktidara gelen 12 Eylül faşizmi Köylünün örgütlü gücünden korkmuş olacak ki yapılacak onca iş varken önceliği Köy-Koop hareketini kapatmaya  vermiştir.

1983 yılından sonra tekrar hayata dönen Kırklareli Köy-Koop “ NEREDE KALMIŞTIK” diyerek yeniden süt piyasasına girmiştir. Yaptığı yatırımlar ve kurduğu örnek tesisler ile süt piyasasına damga vuran Köylünün Örgütlü Gücü Köy-Koop maalesef ticaret hayatının yazılı olmayan kuralları karşısında mağlup olup süt piyasasını tekrar sermaye güçlerine bırakmıştır. Köylü yine ürettiğinin ve emeğinin karşılığını alamayan bir döneme girmiştir.

SORUN BELLİ İSE ÇÖZÜM NEDİR ?

Evet tüm konuşmacılar yaptıkları tespitlerde sorunu anlatıyor ve köylünün emeğinin karşılığını alamadığını, süt fiyatlarının düşük olduğunu anlatıyorlar. Köylümüzün ve üreticimizin anlamadığı konu şu olmalı “ Kimse kimseye fazladan bir şey vermiyor, ticaret hayatı bazı etik kuralların dışında gelişiyor. Her kesim koşullara göre fiyatını belirliyor” Öyleyse bu konu nasıl aşılabilir diye soracak olursak cevabı kırk yıl önce verilmiş. Köylü örgütlü olmaktan gelen gücünün farkına varacak ve piyasa koşullarını göz önüne alarak kendi ürününün ve emeğinin kendi şartlarına göre belirlenmesi için çalışacak. Köylümüz bir birine güvenmeli ve ürettiğinin karşılığını alabilmesi için örgütlenmeli ve güçlenmelidir. Şurası bir gerçek ki, ticaret tarih boyunca kendi kuralları içinde oynanan bir oyundur.

MUSTAFA KARACA