CHP’ye Kırklareli Modeli – Güle Güle Sayın Kılıçdaroğlu

133

“Kılıçdaroğlu ve yönetimi tıpış tıpış değil, İzmir marşı ile gitmelidir”

1977 yılından beri seçim kazanacak oy potansiyeline ulaşamayan Cumhuriyet Halk Partisi son Cumhurbaşkanlığı seçimi ile yenilgiyi iyice kabullendi ve havlu atan boksör misali köşesine çekildi. Köşeye çekilmekle iş bitmiyor elbette. Yine yenilginin sebepleri araştırılacağına, olaylar kişiselleşip, suçlu ve suçlular aranmaya başlandı. Bu doğal hesaplaşma süreci içinde, aslında yapılması gereken yönetimlerin istifası ve seçim heyecanı yaşayacak yeni yönetimlerin seçimine gidilmesidir. Fakat yine öyle olmadı ve muhalif olarak adlandırılan bazı vekiller genel merkez yönetimi ve doğal olarak “risk benimdir “ diyen genel başkan suçlamaların odağı oldu.

Aslında Genel Başkan Kılıçdaroğlu yenilgiyi baştan kabul etmiş görünüyordu. Genel Başkanlıkta geçirdiği dört yıl içinde kitleleri heyecana getirecek Türkiye ve Türk halkının ihtiyaçlarına cevap verecek proje çalışmaları yerine başka desteklerden medet uman bir tavır sergiledi. Kılıçdaroğlu’ nun vizyonu CHP tabanına cevap veremedi. CHP’ nin temel ilkelerinden olan paylaşımcı, özgürlükçü ve tam bağımsızlıktan yana tavır koyacağına, ABD ve Fetullah Gülen cemaatinden destek bekleyen tavırları kitlelere samimi gelmedi. Kendisine yapılan cemaatle yakınlaşma eleştirilerine “ tıpış tıpış sandığa gidecekler” açıklamaları ise kitleler ile bağının koptuğu son açıklama oldu. Bu kadar saygısızlığı CHP tabanı ve aydın kitlelerin kabul etmesi mümkün değildi. 5 milyon üzerinde seçmen sandığa gitmedi. Sayın Kılıçdaroğlu, “hata yaptık, özür dileriz” diyeceği yerde sandığa gitmeyen kitleleri suçlamaya kalktı. Halbuki suçladığı kitlelerin yoğun olduğu bölgelerde, Trakya, Ege gibi AKP en düşük oyu alarak açık ara bir mağlubiyet aldı.

Bugün yapılmak istenen baskın kurultay hataları gizleme, suçu başkalarına atma ve yangından mal kaçırma kurultayıdır. Bu kurultayın CHP’ nin sorunlarına cevap vermeyeceği gibi, yapılmakta olan ve yapılacak haksızlıklar ile CHP yönetimini tabandan iyice koparacaktır. CHP il başkanlarının büyük bir çoğunluğu seçimle gelmiş değil, atama ile görevlendirilmiş il başkanlarıdır. Onların yaptığı açıklamalar ile yönetime verdikleri desteğin tabanda hiçbir anlamı yoktur.

Kılıçdaroğlu aslında ilk hatasını Tunceli’ ye Dersim demekle yaptı. Sayın Kılıçdaroğlu bilmiyormuydu ki, Dersim demek “ GERİCİLİĞİN, YOBAZLIĞIN, GÜNEYDOĞUNUN EN BÜYÜK SORUNU OLAN,AĞALIK DÜZENİ VE SÖMÜRÜ, insanların ve kadınların adının bile olmadığı saygısızca köleleştiği” bir düzen demektir.

Atatürk Türkiye’si 30 yıllarda başlattığı reformlarla ülkenin her köşesine ulaşmayı, vatandaş olan herkesin okuyup yazma öğrenmesi ve bilinçlenmesi için başlattığı eğitim seferberliği gidilemeyen her köşeye ve ulaşılamayan her kişiye ulaşarak, ümmetin kölesi değil özgür bir ülkenin özgür vatandaşları olma eğitimini verme uğraşı ile yaptığı mücadele, güneydoğunun sömürü düzeninden yana olan ağalarının ve beylerinin işine gelmemişti. Eğitimli, özgür, sorgulayan, üreten ve ürettiğini hakça paylaşmak isteyen insanları sömürmek kolay olmayacaktı elbette.

Güneydoğuda başlatılan Şeyh Sait ve Seyit Rıza isyanları bir anda Cumhuriyet Türkiye’sini tehdit eder hale geldi. Peki ne yapmalıydı Türkiye, oturup isyancıların halkı ve askeri öldürmesini mi beklemeliydi. İsyanlar bastırıldı ve aydınlanma çalışmaları yeniden başladı. Atatürk Türkiye’ si onun için o bölgeye TUNCELİ dedi. Yoksa olay sadece bir isim değişikliğinden ibaret olamazdı. İşte bu farkı göremeyen Kılıçdaroğlu, o yılları ve yapılan kalkınma mücadelelerini inkar etti. Tunceli bugün diğer güneydoğu illerine göre okuma yazma oranı yüksek, aydın insanların yetiştiği bir bölge ise temelinde bu mücadeleler vardır ve bunu inkar edenler tarihe karşı büyük bir ihanet ve yanılgı içinde olurlar.

Bu mevcut, sürekli dayak yemekten gözü korkmuş boksör misali kadrolar ile 21. Yüzyıl Türkiye’sinin ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak kadroların tamamının gitmesi gereklidir. CHP’ ye yeni bir heyecan ancak yenilenecek İlçe-İl kongreleri ve bundan sonra seçilecek kurultay ile göreve gelecek kadrolar ile başarılı olabilir. Yoksa baskın kurultay yaraya çare değil pansuman bile olamaz.

KIRKLARELİ MODELİ NEDİR?

Ayni olayları biz 1976 yılında Kırklareli’ nde yaşadık. 1950 yılından beri 26 yıllık süreç içinde yapılan seçimlerin tamamını sağ partiler kazanıyordu. 1950-60 arası DP, 1963-1976 arası ise Demirel’in Adalet Partisi. 1965 seçimlerine AP Mehmet Akyürek ile belediye başkanlığını kazanıyordu. 1969 seçimlerinde AP ve yine AP li olan bağımsız aday Muzaffer Ender Kırklareli belediye başkanı oldu. 1974 yılında tekrar AP Mehmet Akyürek ile seçim kazanınca CHP ‘ de seçim hesapları başladı. Ancak o günün CHP yöneticileri “ galiba biz bu işi yapamıyoruz. Ne yapsak halk bize oy vermiyor. Demek ki hata bizde. Biz gider ve yerimize yeniler ve özellikle gençler gelirse. Belki bu kan değişikliği bir çare olur” diyerek biz gençleri göreve davet etiler. İşte bu karşılıklı anlayış havası seçmeni etkilemiş olmalı ve biz o günün gençlerine de öz güven vermiş olmalı ki, müthiş bir çalışma ile seçim kazanmaya başladık. Gidilmeyen köylere defalarca gittik, gidilmeyen evlere, hal ve hatırı sorulmayan insanlara ulaştık ve CHP’ ne yapmak istediğini ve neden CHP olması gerektiğini anlattık. Bu çalışmalar parti içinde olduğu kadar çevrede ve seçmen kitlesinde de hareketlenme başlattı. 1977 yılında zirve yaptı sosyal demokrasi. Dağlara taşlara “ECEVİT” adı yazıldı. CHP yeni lideri ve sloganları ile her köyde , her evde varlığını hissettirmeye başladı.

1976 seçimleri bir dönüm noktası oldu. Kazanılması en zor olan seçimdi. CHP ile AP arasındaki farkın kapanacağına kimse inanmıyordu. O YILLARIN MİLLETVEKİL Tankut Akalın, Hürriyet muhabiri İSMET SOLAK ortak bir projesi ile ev ve köy ziyaretlerine başladık. Gençlerin idolü olan Buca Belediye Başkanı YÜKSEL ÇAKMUR, gençlere hitap etmek ve beraber olmak için Karahıdır Mahallesine, Deniz Baykal ve Milli Eğitim Bakanı( rahmetli) Mustafa Üstündağ öğretmelerin yoğun olduğu bugün Cumhuriyet Mahallesi dediğimiz 200 konutlar civarına, ve en büyük sürpriz ise rahmetli TURAN GÜNEŞ ,( Kıbrıs çıkarmasının efsane Dış işleri bakanı) romanların yoğun olduğu Doğu ( KULE) mahallesine karargah kurdular. Rahmetli Turan Güneş o gece Dünyaca ünlü zurna ustası ( rahmetli) KARA HÜSEYİN’ e misafir oldu. Turan Güneş ve Kara Hüseyin’ in müzik ziyafetleri aradan geçen 40 yıl bir zamana rağmen hala unutulmadı ve zaman zaman hatırlanır. Unutulur mu öyle bir gece, Dünyaca ünlü Dışişleri bakanı Turan Güneş klarnet çalıyor, yine Dünya’ da tek ve en büyük zurna ustası Kara Hüseyin zurna çalıyor. Böyle bir konser bir daha tekrarı olamaz ve olmadı da.

İşte buı atmosferde girilen seçim sonuçlarına göre CHP solun kalesi oldu ve hala kale’ dir. CHP ‘de bu güzellikleri yaratabilecek potansiyelde kişiler vardır elbette. Yeter ki onlara yeteneklerini doğru yerde sergileme fırsatı verilsin. Bu halk işte o zaman tıpış değil, koşarak sandığa gider. Ama önce hak etmedikleri koltukları dolduran yöneticilerin İzmir marşı ile gitmesi gerekli.

CHP’ yi kale yapan kadrolardan hala hayatta olanlar var. Sayın Deniz Baykal, Yüksel Çakmur, o günün il başkanı eski Turizm Bakanı Kırklareli Milletvekili İRFAN GÜRPINAR, ve o yılların yaman gazetecisi İSMET SOLAK ve değerli ağabeyimiz Kırklareli eski milletvekili Tankut Akalın hayattalar. CHP yönetimleri bu kişilere danışarak yeni bir seçim stratejisi izlerse başarı yüzde yüz olur. Biz başardık inanıyorum sizde başarabilirsiniz.

SARANTA HABER-Mustafa Karaca