Çiçeğin Hikayesi Bayındır’da Başladı

38

BAYINDIR 21.ÇİÇEK FESTİVALİ
02-06 MAYIS 2018

21 yıl önce 8 üreticinin naylon çadırlarda, sınırlı imkanlara rağmen büyük bir vizyon ve inanç ile başlattığı Bayındır Çiçek Festivali ilçe sınırlarını aşmış, ülke sınırlarını zorlamaya başlamıştır. Bayındır çiçek festivali ilçede inanmış birkaç çiçek üreticisinden daha fazlasına ulaşmış ve İlçe’nin en büyük ekonomik gücü ve istihdam kaynağı olmuştur. Bugün Bayındır ilçesinde 5 binden fazla kişi çiçekçilik sektöründe istihdam edilmektedir.

Yolumuz İzmir’e düştüğünden ve tarihlerde denk geldiğinden güzel bir mayıs sabahı Bayındır çiçek festivalini de görelim dedik. Festival artık yerli yerine oturmuş. 21 yıllık istikrar ve gelişmekte olan çiçekçilik sektörü festivalin her geçen gün artarak önce ulusal daha sonra da uluslar arası boyutlara taşınacağı müjdesini veriyor.

Festival yalnızca çiçek sektörü için bir Pazar değil, diğer sektörler içinde Pazar oluşturmuş. Festivalde yok yok denecek kadar çeşitlilik var. İzmit’in meşhur pişmaniyesi de orada, Kahraman Maraş’ın dondurması da orada.

Eğlence sektörü de festivallerde yerini almaya başlamış. Mütevazi bayındırın yerel sanatçılarının yerini ünlü pop starlarımız almaya başlamış. Politikacılar içinde bulunmaz bir Pazar. Kendi güçleri ve vizyonları ile ulaşamadıkları topluluklar, festival sebebi ile hazır dinleyici olmuş. Ancak festivale bir an önce eğlenmek için gelen gençler fazla gereksiz konuşmalara tahammül göstermeyip, hemen şarkılarla coşmak istiyorlar.

FESTİVAL VE ÇİÇEK

Eğlencelerin ana teması elbette çiçek olmalı idi. Ancak çiçek artan talepler ve gelişen ekonomik sebeplerden dolayı artık figüran olarak kalmış. Biz yine de pop starlar ve yerel politikacılar yerine çiçeğin efsanelerini anlatmaya çalışalım. Masalarımızı, evlerimizin balkonlarını, bahçelerimizi, şehirlerimizin sokaklarını ve doğamızın dağlarını, taşlarını süsleyen mevsimine göre çeşit çeşit, renk renk açan çiçek kimdir, nedir. Etrafa saçtığı güzel kokular ile, yüzlerce çeşit renkleri ile ruhumuzu ve göz zevkimizi süsleyen, mutlu günlerimizde sevdiklerimize, hüzünlü günlerimizde cenazelerimize eşlik eden çiçek kimdir, nedir. Herkesin üzerinde mutabık olduğu belirli bir tarifi var mıdır, canlımı dır, bitki midir?

Çiçeğin biyolojik ve teknik tarifi şöyle ;

“Tohumla üreyen bitkilerde, tohumu veren çanak ve taç yaprak, erkek ve dişi organdan oluşan en uçtaki büyüme tomurcuklar”

Çiçek hakkında söylenen birkaç hikayeyi anlatalım isterseniz.
Çiçek ve su hikayesi en bilinen ve ders almamız için sevdiklerimize davranışımızı öğütleyen kısa ama trajik bir efsane.

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.
geçen zaman içinde çiçek anlar ki, su’ya aşık olmuştur.
İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,
‘Sırf senin hatırın için ey su’ diye…
Çiçek, suya ‘Seni seviyorum der. Su, ‘Ben de seni
seviyorum’ der. Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz
etrafa ve son kez suya ‘Seni seviyorum. ‘ der.
Su da ona ‘Söyledim ya ben de seni seviyorum. ‘ der
ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek
Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla
başını döndürerek çiçek, suya der ki; ‘Seni ben,
gerçekten seviyorum.
Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık
nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir
bakar suya ve der ki: ‘Çiçeğin bir hastalığı yok dostum…
Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için’ der.
Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece
‘SENİ SEVİEYORUM’ demek yetmemektedir…
Gerekli dersi aldık sanırım. Uzaktan uzağa seni seviyorum demek çiçeklere iyi gelmiyor. Çiçeğin su ile buluşması, kana kana içmesi lazım.

KARDELEN VE HERCAİ

Bir başka çiçek hikayesi ise kardelen ile hercai arasında yaşanmış. Sevgilisini çok seven kardelen sevdiğini diğer çiçeklerden kıskanıyormuş. Tüm çiçeklerin açtığı bir mevsimde açıp kalabalıkta kaybolmaktansa sevgilisini daha çok göreceği bir zamanda mesela kışın dondurucu soğuğunda karların içinden çıkarak açmak daha romantik gelmiş. Sevgilisinin bu romantik jesti karşısında mutlu olan çiçek bu fikri beğenmiş.Bahar gelmiş tüm çiçekler açmış.Yazın açmayan çiçek kışı beklemiş ve karın bir yorgan gibi kapladığı toprağı delerek yeryüzüne sevgilisini görür hayali ile çıkmış.Sevgilisini görür umudu ile karları delip çıkan çiçek sevgilisini bulamamış ve şiddetli soğuğa fazla dayanamadan ölüp gitmiş.O günden sonra aşkı için dondurucu soğuğa aldırmadan açan çiçeğe “KARDELEN” , sevgilisine verdiği söze sadık kalmayan çiçeğe “HERCAİ” denmiş.

Bir başka efsane de gül ile ilgili. Gelin hep birlikte okuyalım.

Uzakdoğu’da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı…

Çiçeğin hikaye ve efsaneleri böyle devam edip gitmiş. 22. Festivalde başka efsaneler ile buluşmak üzere.

Çiçekler hayatlarımızı güzellikleri ve kokuları ile aydınlatır. r. Her çiçeğin temsilcisi olduğu değerler vardır.

güller; aşkın, tutkunun ve güzelliğin simgesidir. Dolayısıyla güller, sevgililer gününün vaz geçilmezidir
Lale çiçeği, insanlara rahatlık, hoşgörü ve sıcaklık hissi verir.Gururlu çiçekler olarak da adlandırılır.
papatya denildiğinde aklımıza ilk gelen, papatya falıdır. Her platonik aşkın, ilk şahidir papatyalar. “Seviyooor, sevmiyooor” diyerek yapraklarından umut beklediğimiz bu güzel çiçekler, masumiyeti ve yeni başlangıçları temsil eder.
Orkideler,., kadının gücü ve egzotik güzelliği temsil eder.

Karanfil ise renklerine göre farklı anlamlar ifade eder ve fark Kırmızı Karanfil :
acıyı derinden paylaşmanın bir ifadesidir. sevgi ve özlemi anlatır.
Sarı Karanfil : Karşınızdakine sarı karanfil verdiğinizde, onun tarafından hayal kırıklığına uğratıldığınızı anlatmak
İstersiniz.
Beyaz Karanfil: Temiz sevgiyi ve duyguları alır.
Pembe karanfil; Seni asla unutmayacağım anlamına gelen içten gelen bir sevgini ifadesidir.

MUSTAFA KARACA – SARANTA HABER